Mta-türk videolar için tıklayınız.

Melek-insan ilişkisinin en sınırlı kapsamını temsil eden Lemmeyi Melekiye gelişir ve gelişe gelişe tek Lemme’den iki Lemme oluverirler. Unutmuş veya anlamamış olan varsa yine anlatayım ki Lemme meleğin insana yaptığı öneri ve tavsiye için kullanılan bir kelimedir. Gelişmesi de bu önerilerin sayısındaki artışı anlamındadır. Birden iki, ikiden üç, üçten dört hatta birçok Lemmeye dönüşürler. Bir öneriye kulak asıp belli bir ruhani seviyeye yükselene Allah daha da fazla yük kaldırma gücünü verir. İşte o zaman meleklerle olan ilişkisi de kuvvetlenir ve bir yerine iki muhafızı olur; sonra üç ve sonra daha da fazla. Bu doğanın kanununda da böyledir. Bir şeyi doğru kullanan kimsenin o şeyle ilgili güçleri artar. Örneğin ilmi konularda sürekli düşünen insanların bu kabiliyeti artar; akıllarına hiç kimsenin aklına gelmeyen fikirler gelir. Allah da bu olayı anlatırken şöyle demiştir;

[1]

Yolumuzu yürüyenlere Biz birçok yeni yolları da gösteririz.

Yani Allah’a giden yollardan birisinde yürüyünce Allah başka yolları da gösterir. Bir iyilik yapana birçok iyilik hakkında bilgi verilir ve onlar da bu yeni bilgiden faydalanırlar; daha da ilerlerler. Daha önce insanın aklının ucundan bile geçmeyen iyiliklerden haberdar edilir. Bunun ispatı Kuran-ı Kerimden de mümkündür. Bir yerinde şöyle buyurur;

 

[2]

Yani her insan için iyiliğe teşvik etsin ve şeytanın önerilerinden korusun diye bir melek vardır. Başka bir yerdeyse bu meleğin tavsiyelerine uyan insanın her açıdan korunmuş bir insan haline geldiğini söyler. İnsanı etkileyen şeyler çeşit çeşittir. Bazen gözüyle, bazen burnuyla, bazen kulağıyla, bazen diliyle etkilenir; günaha doğru çekilir. Allah bu durumda bu ve bunun gibi tüm günaha yol açan yolları kapatır ve şeytanın girebileceği her kapıda bir bekçi tayin eder; şeytanın girmesini engeller. İlkel seviyedeyken tüm kapılar için tek bekçi olur ve bu oradan oraya geçer durur ama insan ruhani olarak ilerledikçe her ruhani hatalara yol açabilen her kapı için ona bir bekçi bahşedilir. Kuran-ı Kerim bu konuda şöyle der;

[3]

İnsanlar yanlışlıkla bu ayetin tüm insanlarla alakalı olduğunu sanmışlardır. Oysa bu sadece Peygamber Efendimizle ilgilidir. Şu anlama gelir;

O’nun tarafından bu (peygamberin) önünde ve arkasında da yürüyen bir bölük (melekler onu korumakla) görevlidir. Onlar Allah’ın emriyle onu her zaman korurlar.

Bu ayet bariz bir şekilde şeytani olan tüm önerilerden korunduğunu söyler. Dört bir yanında olan melekler kadrosu bunu sağlar.

Bu gösteriyor ki normalde her insan için tayin edilmiş olan tek melek, söz konusu Allah’a yakın insanlar olunca birçok melek haline geliyor. Bunun ince bir delili yine Rad süresinin 24-25 ayetlerinden de çıkar. Mümin ilerleyince öyle bir noktaya gelir ki onun zihnine giden her giriş kapısında bir melek oturtulur.

[4]

Yani; müminler öldükten sonra cennete girdiklerinde her kapıdan melekler gelip “sebat gösterdiğinizden ötürü size selam olsun” diyeceklerdir.

Birçok kapıdan gelmenin sebebi meleklerin çokluğu olamaz. Çok melek bile aynı kapıdan gelebilir. Birisi “o kadar fazla melek olacak ki tek kapıdan gelmeleri mümkün olmayacak” diyen birisine de “bu kadar basit bir konuyu Kuran-ı Kerimde beyan etmenin ne anlamı var” deriz. İster bir kapıdan gelsinler ister çok; kimi ne ilgilendirir. Gerçek ve ince olan anlamı şudur ki; kıyamet gününde insanın her hissinin kapısında bekçilik yapan melek gelip “ikimiz hayatın boyunca bu kapıyı beraber koruduk ve şeytanı yendik” diye tebrik edecektir. O gün insan seviniyor olacağı gibi melek de seviniyor olacaktır ve insanın zihnine giren her kapıyı koruyan melek selamet duasında bulunacaktır.

Birçok kapının olup olmama meselesine gelince bu basit ve herkesin anlayabileceği bir konudur. Dış dünyanın insanı etkilemesinin birçok yoldan mümkün olduğu her insan tarafından bilinir. Bazen insanın gözü bir yerde para görür ve içinde oluşan hırs onu hırsızlığa amade eder. Gözü görmeseydi kalbinde böyle bir düşünce de oluşmazdı. Aynı şekilde bazen insan birisinin ne kadar zengin olduğunu kulağıyla duyar ve bu onun kalbinde çalma fikrini yerleştirir. Duymasaydı bu fikir de oluşmazdı. Aynı şekilde bazı düşünceler dokunmak veya tatmak veya koklamak neticesinde doğarlar. Hem iyiliğin hem kötülüğün insanın zihnine sirayet etmesinin yolları bunlardır ve şeytanın kullandığı yollar da dolayısıyla bunlardan başka değildir. İşte bu yolların kapılarını melekler korurlar ve kötü fikirlerin içere girmesine izin vermezler. Ama sıradan müminlerle çok ermiş zatların meleklerinin davranışı arasında bir fark vardır. Sıradan müminlerin melekleri sadece kötü fikirleri sokmazken ermiş insanların melekleri kötü fikirleri iyiye dönüştürerek içeri alırlar. Örneğin birisinin malı hakkında duyunca aklına “çalayım” yerine “Allah ona daha da fazla versin ve o da bu malı hayırlı işlerde kullansın” gelir. Bu şekilde onun hislerinin algıladığı her şey pozitif bir düşünceye dönüşerek zihninde yerleşiyor. Allah’ın peygamberlerine gelince meleklerin işi sadece bu iki görevle de sınırlı kalmıyor. Kötü sonuç verecek algıları içeri almıyor; alınca iyileştirerek alıyor. Ayrıca da peygamberlerin yaptığı her hareketin ve kalplerinde oluşan düşüncelerin dış etkilerinin iyi sonuç oluşturmasını sağlarlar. Peygamberler birisiyle konuşurken, bir şeye dokunurken, bir şeye bakarken karşı taraf üzerinde bırakılan etkinin pozitif olmasını sağlarlar.

Denilebilir ki düşüncelerin oluşumu bir içsel olaydır. Melek bunu nasıl etkileyebilir; belli şeylerden nasıl koruyabilir? Bu tam doğru değildir çünkü düşünceleri tetikleyen unsurlar dış unsurlardır. Ama bazen başkalarının düşünceleri de insanı etkileyebilirler ve bu etki klasik hislerin algılamasıyla alakalı bir etki değildir. Düşüncelerin bu etkisi dokunmakla, konuşarak veya yakınında oturarak bile mümkün olabilmektedir. Hipnotizma bir bilim dalıdır. Bunda örneğin birisi diğerine “uyudun uyuyorsun” falan der ve bu düşünceyi söyleyen ne kadar benimserse; ne kadar kuvvetli bir şekilde kendi zihninde yerleştirirse diğer kişi o kadar etkileniyor ve gerçekten de uyuyabiliyor. Hatta “tüm vücudunu sertleştir ve tahta gibi ol ” dense bunu bile yapabiliyor ve böyle bir durumda eğer sırtının altında bir destek olmayacak şekilde yatırılırsa bile dümdüz kalabiliyor. “Kedi gibi davran” dense miyavlamaya başlar ve “köpek ol” dense havlar. İşte düşünce bu şekilde etkili olabiliyor. Dünyada yaşadığı ülkeyi, ait olduğu şehri ve mensup olduğu köyü kötü olarak etkileyen insanlar vardır. Bir insanın düşüncesinin diğerini etkilediğini herkes tecrübe edebilir. Hatta çocuklar bile. Bu bilimle ilgili deneylerde bir çocuğun gözlerini bağlayıp odada bir şey saklarlar. Sonra herkes, sakladıkları şeye doğru yürüsün diye düşünmeye başlar; yoğunlaşır ve çocuk da oraya doğru gider; sakladıkları şeyi alır.

Vâdedilen Mesih’ias ihlâsla seven bir sih delikanlı vardı. Bir seferinde Mevlevi Nuruddinra[5] vasıtasıyla Vâdedilen Mesih’eas bir mesaj yollamış ve mesajında “son zamanlarda nedense zihnimde ateist düşünceler oluşuyor” demiş. Mevlevi Nuruddinra bunu Vâdedilen Mesih’e anlatınca o da “ona söyle, sınıfında oturduğu yeri değiştirsin” demiş. O da yerini değiştirmiş ve biraz geçince “artık durumum değişti; eskisi gibi ateist düşüncelere kapılmıyorum” demiş. Bunu duyan Vâdedilen Mesih “onun yanında ateist birisi oturuyordu ve bu da onun düşüncelerinin etkisinde kalıyordu. Yerini değiştirince etki de yok olmuş” demiş. Sözün özü kötü birisinin yanında oturursak bir şey demese bile etkileniriz ve aynı şey iyi birisinin yanında oturmak için de söylenebilir. Dünyada bu etkileşim sürekli vardır ama fark edilmez. Birisi bir yere gidince orada ki herkesin aklı farklı şeylerle dolu olur ve bu da hiç farkında olmadan etkilenir; gelir. Ama zihnine giden her yolun kapısında melek bekçilik yapıyorsa böyle ortamlardan etkilenmezler. Ağzı, kulağı, burnu, eli gözü vs. hepsi korunurlar. Varsa bir etki iyi olur. Peygamber Efendimizsav kendisi de bu şekilde oturduğu ortamlarda korunurdu ama sahabelerine anlatmak için hep yetmiş kez istiğfar yapardı.

Velhasıl düşüncelerin etkisi ispatlanmış bir bilimsel gerçektir. Ermiş ve muttaki insanlarda düşüncelerin etki yaptığı her kapıda melekler olurlar; menfi etkileri durdururlar.

 

[1] Ankebut 70. ayeti

[2] Tarık süresi 5. ayeti

[3] Rad süresi 12. ayeti

[4] Rad süresi 24-25 ayetleri

[5] Vâdedilen Mesih’inas birinci halifesi

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler