Mta-türk videolar için tıklayınız.

Şimdi meleğin yol göstermesinin mi yoksa şeytanın yoldan saptırmasının mı daha kuvvetli olduğu genel sorusunu ele alalım. İnsan için hangi yol daha açıktır. Meleğin gösterdiği yol mu yoksa şeytanın önerdiği mi? Bu aynı zamanda Allah’ın kulları için hidayet veren unsurları mı daha fazla yarattığı yoksa yoldan saptıran unsurları mı daha fazla yarattığı sorusunu da gündeme getirmektedir. Sufiler bu konuda yanılmışlardır, ya da teknik bir hataya düşmüşlerdir demek daha doğru olur. Dini ıstılahların kullanımıyla ilgili bu hata gerçek bir hata sayılmaz. Genellikle tüm sufiler “meleğin tek bir yolu var; oysa ki şeytana uymanın bin bir yolu mevcuttur” demişlerdir. Ama bu yanlıştır. Doğanın kanunu bunu yalanlarken Kuran-ı Kerim de bunu kabul etmemektedir. Doğanın kanununu incelersek insanın içindeki düşünceler dış muharrikler yüzünden oluşmaktadır. Örneğin çalma fikri bir şeyi görünce oluşur. Diğer konularda da benzer örnekler bulunabilir. Ama bu aynı zamanda iyilik düşünceleri için de aynıdır. Nasıl ki “çalayım” fikri bir şeyi görünce oluşuyorsa “fakirdir; yardım edeyim” düşüncesi de bir şeyi görünce oluşur. Aynı şekilde kulak nasıl bir şeyi duyunca kötü düşüncelere neden olabiliyorsa iyi düşüncelere de neden olabilir. Dokunma, görme ve tatma algıları da benzerdir. Yani meleğin girdiği kapı şeytanın kullandığı kapıyla aynıdır.

Sonra Kuran-ı Kerim de “meleğin yolu birdir; şeytanınkiyse çok” fikrini reddetmektedir. Sufilerin zihinlerinde karışıklık yaratan ayet şöyledir.

İşte Benim doğru yolum budur, onu izleyin; türlü türlü yollardan gitmeyin yoksa bunlar sizi Allah’ın yolundan ayırır.[1]

Diyorlar ki bu ayete göre Allah’a giden yol tektir ama sapmak birçok şekilde mümkündür. Ama bu konuda yanılmışlardır. Her şeyden önce Kuran-ı Kerim kendisi şöyle buyurmuştur;

Yani bizim yolumuzda çaba gösterenlere Biz çeşitli yolları gösteririz.[2]

Bu iyiliğin yollarının da birden çok olduğunu gösterir. Birinci ayetin asıl anlamı şudur ki Allah’ı bulmak için muhtelif dinleri denemenin gereği yoktur, sadece İslamiyet yeterlidir. Yoksa İslamiyet’in içinde Allah’a giden sonsuz ruhani yollar vardır. Şeytan insanı saptırmak için birçok yolu dener. Bazen “Sen Hıristiyan ol” der, bazen de “En iyisi Arya ol” der. Bazen de başka bir şey önerir. Allah böyle yapmaz. O hep tek bir dinle insanları çağırır ama bu din kendi içinde birçok yolu içerir.

Sufilerin hatasının sebebi budur. Yoksa Allah’ın hidayet verme gücü şeytanın saptırma gücünden kıyaslanamayacak kadar fazladır. Şöyle der;

Rahmetim her şeyi kuşatmaktadır; kapsamaktadır.[3]

Neden kötülük daha yaygın?

Peki, eğer iyiliğin gücü kötülüğün gücünden fazlaysa neden dünyada daha çok şeytanımsı insanlar görünür. Bu şeytanın etkisinin daha güçlü olduğunu göstermez mi?

Unutulmamalıdır ki bu konuya böyle yaklaşmak doğru değildir. İçinde kötülük olan insanların sayısının tertemiz insanlara göre fazla olması bir ölçüt değildir. Asıl ölçüt şudur ki her insanın içindeki iyiliği onun kötülüğünden fazla mıdır? Bu şekilde değerlendirirsek insanların çoğunluğunun daha çok iyilik barındırdığı ortaya çıkacaktır. Kötülük göze battığı için daha çok gibi görünmektedir. Peygamber Efendimiz “bir gün herkes cehennemden çıkmış olacaktır” [4] demiştir.

Hırsızlık yapan birisine herkes kötü diyecektir. Oysaki belki birçok ayıp onda yoktur ve birçok iyiliği şahsında barındırmaktadır. Yani birçok iyiliği olup da bir tek ayıbı olan birisi de olabilir. Kötülüklerinin sayısı iyiliklerinden fazla olan birisini bulmak zor olacaktır. Böyle bakınca dünyada iyilik kötülüğe göre fazladır. Ama dediğim gibi insanlar kötülüğü hor gördükleri için ve göze battığı için daha çok fark edilir. Başka her açıdan sapasağlam olan birisinin eğer burnu yoksa insan gözü doğrudan oraya gider; bu eksikliğe yoğunlaşır. Diğer uzuvların güzelliğine kimse bakmaz. Velhasıl-ı kelam iyilik fazladır ama kötülük az da olsa göze batmaktadır.

 

[1] Enam süresi 154. ayeti

[2] Enkabut 70. ayeti

[3] Araf süresi 157 ayeti

[4] Müsnad Ahmad bin Hambal

 

Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed (ra), Melaiketullah adlı eserinden

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 278

1896 yılının Aralık ayında, Hindistan’ın Lahor Şehrinde (bugün Pakistan sınırları içinde bulunuyor) Büyük Dinler Konferansı toplan...

Video

Downloads: 144

Bu bölümde, kalbim temiz deyip ibadet yapmayanların durumu nedir, tesettürün anlamı ve hikm...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler