19.02.2021 – 20 Şubat Yevmi Muslih Mevud münasebetiyle “o maddi ve manevi ilimlerle doldurulacak” haberine kısa bir bakış

19.02.2021 – 20 Şubat Yevmi Muslih Mevud münasebetiyle “o maddi ve manevi ilimlerle doldurulacak” haberine kısa bir bakış

Hz. Halifetü’l Mesih 5 (Allah yardımcısı olsun) 19 Şubat 2021’de İslamabad (UK) Mübarek Camisinde Cuma Hutbesi verdi. Hutbe çeşitli dillerde tercüme ile birlikte MTA televizyonunda canlı olarak yayınlandı. Huzur-i Enver, kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra, şöyle buyurdu:

20 şubat tarihi, Cemaatimizde “Muslih Mevud gaybi haberi” ile yad edilir. Allah-u Teala Hz. Mesih-i Mevud’a (as) Vadedilen oğul ile ilgili bu uzun gaybi haberde onun çeşitli vasıflarından bahsetti. Ben bugün onlardan biri, yani “o maddi ve manevi ilimlerle doldurulacak” maddesiyle ilgili Hz. Muslih Mevud’un (ra) kendi yazıları ve konuşmalarına dayanarak bir şeyler söyleyeceğim. Hz. Muslih Mevud’un (ra) temel eğitimi sadece ilkokula kadardı. Ancak buna rağmen Allah-u Teala’nın kendisine verdiği maddi ve manevi ilimler o kadar fazlaydı ki onları sadece tanıtmak bile birçok hutbeler silsilesini gerektiriyor. Huzur’un ilim-ü marifet ve bilgi seviyesine kısaca göz atmak için, onun makaleleri ve konuşmalarını kısaca tanıtayım yahut onlardan bazı noktaları özetle beyan edeyim, diye düşündüm. Onun makaleleri, Allah’ın tevhidi, meleklerin hakikati gibi manevi konulardan tutun da Müslümanlara dini, siyasi rehberlik, iktisadi ve mali sistem ve de İslam Tarihi konularına kadar uzanmaktadır. Doğru dürüst temel eğitimi bile olmayan 16-17 yaşındaki bir genç, öyle püf noktaları beyan etmiştir ki hayret vericidir. Şimdi ben onun bu yaşından 34-35 yaşına kadar anlattığı konulara ışık tutuyorum.

Hz. Muslih Mevud (ra) Mart 1907’de 18 yaşında iken, “Muhabbet-i İlahi” başlığı ile çok şanlı bir konuşma yaptı. Bu konuşmada kendisi şöyle der: İnsanın yaratılışının gayesi de budur ki insan Allah sevgisine kendini adamış olmalı ve daimi hayat bahşeden bu denizin derinlerine dalmalı. Muhabbet neticesinde insan günahlardan kurtulur ve yüksek derecelere ulaşır. Velhasıl Allah-u Teala ile bağımızı artırmak ve kalbimizde ihlas ve muhabbet meydana getirmek ve dünyanın aydınlık elde ettiği bir güneş gibi olmak şarttır. Bu konuda o, Yahudilerin, Hıristiyanların ve Hinduların inançlarını anlattı ve dedi ki İslam’ın anlattığı diri olan İlah’ın delili, O’nun vahiy ve ilham ile insana bugün bile yol göstermesidir.

Hz. Muslih Mevud (ra) 28 Aralık 1908 toplantısında “Nasıl başarılı olabiliriz?” konusunda çok derin bir konuşma yaptı. O, Tevbe suresinin 111-112 ayetlerini okudu ve şöyle dedi: Her insanın, Allah beni neden yarattı ve öldükten sonra ne olacak diye düşünmesi lazım. İnsan bu birkaç günlük hayat için çaba sarf ediyor, peki o sınırsız hayat için çabalamaya gerek yok mu? İnsan için gerekli olan şey, kar getiren alışveriş yapması ve gerçekten işe yarayacak malı biriktirmesidir. Bu ticaret için bazı şartlar vardır: Mesela, insan her zaman günahlarının affını niyaz etmeli, Allah’a hamd-ü sena ederek O’nunla bağını güçlendirmeli. Emr-i bil-maruf yapmalı ve Allah’ın belirlediği sınırlara riayet etmeli.

1916 toplantısında “Zikr-i İlahi” konusunda konuşma yaparak daha önce anlatılmamış güzel bir yöntemle Zikr-i İlahi’nin gerekliliği, çeşitleri ve faydalarına ışık tuttu. Zikrin dört çeşidinden bahsetti: Namaz, Kuran-ı Kerim, Allah’ın sıfatlarını ikrar etmek ve yalnız kalıp onlar üzerinde düşünerek insanlara açıklamak. Zikr-i İlahi’yi makbul hale getirmek için onun özel vakitleri, namazda konsantrasyonu devam ettirmenin 22 yolu ve Makam-ı Mahmud’a (övülmüş makama) kadar ulaştıran zikir, yani teheccüd namazına devamlılığın bir düzineden fazla yolunu anlattı.

9 Ekim 1917’de Patyale şehrinde “Allah-u Teala’nın Rububiyeti her şeyi kapsamaktadır” konulu bir konuşmasında Allah’ın varlığı, İslam, Kuran-ı Kerim ve Hz. Mesih-i Mevud’un doğruluğunu, Rububiyet sıfatıyla bağlantılı olarak ispatladı. Şöyle dedi: Her devirde Allah’ın peygamberleri geldi ve manevi ilerleme imkanları sağladı. Bu devirde de Allah-u Teala kendi rububiyet sıfatına bağlı olarak Hz. Mirza Gulam Ahmed’i gönderdi. O, Allah’ın kendisi ile konuştuğunu ve halkın ıslahı için geldiğini belirtti. Velhasıl, manevi ilerleme sağlayan diri Allah’ı sunan din, sadece İslam’dır.

Yine 1919’da “İslam’da ihtilafların başlangıcı” konusunda Lahor İslamiye Kolejinde uzun bir konferans verdi. Bu toplantının başkanı Profesör Seyyid Abdulkadir Bey, konferansın bitiminde izlenimini anlatarak şöyle dedi: Hz. Osman’ın dönemindeki ihtilafların temeline inebilen çok az tarihçi vardır. Hz. Mirza bey, son derece açık ve birbirini takip eder şekilde bu olayları beyan etti. Bence, delillere dayanan böylesi bir makaleyi, İslam tarihine ilgi duyan arkadaşlar daha önce görmemişlerdir.

1919 toplantısında Hz. Muslih Mevud (ra) “Takdir-i İlahi”  gibi zor ve sıkıntılı bir konuda çok arifane bir konuşma yaptı. Hz. Halifetü’l Mesih 4 (rh) bu konuşma ile ilgili şöyle dedi: Bu konuyu böyle halka açık umumi bir toplantıda anlatmak öyle sıradan bir şey değildi. Çünkü orada eğitimli kimselerle birlikte eğitimsiz kimseler, zeki ve zor anlayan olmak üzere her türlü insan toplanmıştı.

Birinci dünya savaşından sonra müttefik ülkeler, Osmanlı imparatorluğunu parçaladılar. Bu durumda 1920’de İlahabad adlı yerde Hilafet Komitesi bir konferans düzenledi. Hz. Muslih Mevud (ra) sadece bir gün içinde “Türkiye anlaşması ve Müslümanların gelecekteki tutumu” konulu makaleyi kaleme aldı ve onu geceleyin bastırtıp yolladı. Bu makalede Huzur, son derece makul bir tarzda, hicret, genel cihat ve devlet ile ilişkilerin kesilmesi önerilerinin Müslümanlara zarar vereceğini açıklığa kavuşturdu. Huzur, Müslümanların ilerlemesi ve gelişmesi için hiç ertelemeden derhal İslam Birliği Teşkilatının kurulmasını önerdi. İnternet vesaire gibi kolaylıkların olmadığı o devirde Huzur’un  bu olağanüstü önerisi Allah-u Teala’nın özel desteğine işaret etmektedir.

28 Aralık 1920 yıllık toplantısında “Melaiketullah” konusunda son derece kolay anlaşılır ve basiret artırıcı konuşma yaparak meleklerin hakikati, gerekliliği, çeşitleri, sorumlulukları, hizmetleri ve varlıklarına ışık tuttu. Melekler ile bağ kurmanın şu 8 yolunu açıkladı:  1) Cebrail’in indiği insanlarla birlikte oturmak   2) Salavat okumak   3) Affetme ve gözardı etmeyi benimseyerek suizandan uzak durmak,   4) Allah’ı tesbih ve hamdetmek   5) Dikkat ederek Kuran okumak   6) Üzerine meleklerin indiği insanların yazdığı kitapları okumak,   7) Meleklerin indiği yerlere gitmek,   8) Halifelerle sağlam bağ kurmak.

5 Mart 1921’de Lahor’da bazı kolej öğrencilerinin sorularına cevaben bir konferans verdi. Öğrenciler Huzur’a şu üç soruyu sormuştu: 1) Dine gerek yok, tabii ki maddi istifade için insanlar dine yönelirse bunda bir kötülük yoktur. 2) Diğer dinlerde de gaybi haberler veren bazı kimseler var, o halde İslam’ın ne üstünlüğü var? 3) Hz. Mirza Beyin cemaatinin yayılması onun doğruluğunun delili nasıl olabilir, Rusya’da Lenin de büyük başarı elde etti.

Huzur bu soruları cevaplarken şöyle dedi: Dinin gerekliliği sorusu Allah-u Teala’nın zatı ile birbirine bağlıdır ve O’nun varlığının delili kendi kulları ile konuşmasıdır. Ayrıca bu devirde Hz. Mesih-i Mevud’un söylediği gaybi haberler gerçekleşerek  Allah’ın varlığının delillerini sunmaktadır. İkinci soruya cevap verirken şöyle dedi: Peygamberlerin söylediği gaybi haberler Allah tarafındandır ve onlarda azamet ve hikmetli bir güç olur, halbuki diğer kimseler kendi bilgilerine dayanarak gaybi haberler verirler. Üçüncü sorunun cevabında şöyle dedi: Hz Mesih-i Mevud’un cemaatine nasip olan ilerleme ile ilgili Hz. Mirza beyin iddiası daha önceden mevcut idi. Velhasıl, Mirza beyin cemaatinin ilerlemesi onun doğruluğunun delili değildir, demek yanlış olacaktır.

Yine 1921’de “Allah’ın Varlığı” hakkında 190 sayfalık uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşmada Allah’ın varlığı hakkında sekiz delil ve onlara karşı yöneltilen itirazların cevaplarını verdi.

Yine 1921’de Galler Prensinin Hindistan’a gelmesi üzerine “Galler Prensine Hediye” isimli bir kitap yazdı. Bu kısa ama ilmî kitapta zamanın hükümetine vefalı olmak, Hz. Mesih-i Mevud’un durumunun kısa özeti, Ahmediye Cemaatinin öğretisi, tarihi ve kurulmasının gayesi açıklandı. Sonradan 8. Edvard olan Galler prensi, bu hediyeye çok değer verdi ve hürmetli bakışlarla onu tam olarak inceledi.

Aynı şekilde 1924’de Wembley konferansı için “Ahmediyet yani hakiki İslam” başlıklı kapsamlı bir kitap yazdı. Bunun özetini Çodri Muhammed Zaferullah Han bey, bu konferansta okudu. Bu konuşma öyle benzersiz idi ki Hıristiyanlığın büyük liderleri bile onu övdüler.

Velhasıl bunlar, 18 yaşı ile 35 yaşı arasındaki birkaç şeydir ki onların yüzde birini bile şu anda anlatamadım. Hutbeleri ve tefsirleri bunlara ilavedir ki onlarda ilim ve marifetler deryası çağıldamaktadır. Epeyce bir kısmı yayınlanmış olan bu hazineleri cemaat üyelerinin okuması gerekir. Allah-u Teala Hz. Muslih Mevud’un (ra) makam ve mertebelerini yükseltsin.

Pakistan’daki durum için de dua etmeye devam edin.  Allah-u Teala oradaki insanlara emniyet, rahat ve huzur içinde hayatlarını geçirmeyi nasip etsin ve muhaliflerin saldırıları ve fitnelerini kendi lütfu ile yok etsin.

Print Friendly, PDF & Email

Önceki Yazı

12.02.2021 – Ahmediye Cemaatinin eski hizmetkarı, Tahrik-e Cedit Vekil-i Ala muhterem Çodri Hamidullah Bey

Sonraki Yazı

26.02.2012 – Hz. Resulüllah’ın (sav) yüce mertebeli, raşid Halifesi Zinnureyn Hz. Osman bin Afvan’ın (ra) güzel vasıfları