Sahuru Geciktirmek

Hz. Mirza Beşir Ahmed (ra), Hz. Münşi Zafer Ahmed Kupurtalevî’nin kendisine şunları yazılı olarak rivayet ettiğini yazmaktadır: Ben Kadiyan’da Mübarek Camisine bitişik odada ikamet ederdim. Bir keresinde sahur yemeği yerken Vadedilen Mesih (as) teşrif buyurdu. Beni görünce, sen mercimek çorbasıyla ekmek mi yiyorsun, diye sordu ve hemen ilgili kişiyi çağırıp şöyle buyurdu: “Siz sahur vaktinde arkadaşlara yemek olarak bunu mu veriyorsunuz? Burada kalan arkadaşlar yolcu değildir, bundan dolayı herkesin yemek alışkanlığını sorun ve sahurda neyin hoşuna gidip gitmediğini öğrenin ve ona göre onlara yemek hazırlayın.” Bunun üzerine ilgili kişi benim için başka bir yemek getirdi. Ancak ben yemek yemiştim ve ezan okunmuştu. Bunun üzerine Vadedilen Mesih (as) şöyle buyurdu: “Ezan erken okunmuştur, onu dikkate alma.”[1]

Hz. Mirza Beşir Ahmed (ra) Dr.Mir Muhammed İsmail beyin (ra) kendisine şunları anlattığını yazıyor: 1895 senesinde ramazanın tamamını Kadiyan’da geçirdim ve ramazan boyunca Vadedilen Mesih’in arkasında teheccüd namazı yani teravih namazı eda ettim. O, vitr namazını gecenin ilk kısmında (yatsı namazı ile birlikte) kılardı ve teheccüd namazını ikişer rekat olarak gecenin son kısmında eda ederdi. İlk rekatinde Ayet-el Kürsi’yi tilavet eder, ikinci rekatinde ihlas suresini okurdu. Rüku ve secdelerinde ise çoğunlukla “Ya hayyu ya kayyum, birahmetike estağis” kelimelerini benim duyabileceğim şekilde okurdu. O, sahur yemeğini hep teheccüd kıldıktan sonra yerdi. Yemeği o kadar geciktirirdi ki bazen yemek yerken ezan okunurdu ve o, bazen ezanın bitimine kadar yemeğe devam ederdi.

Hz. Mirza Beşir Ahmed (ra) diyor ki, aslında fecri sadık ufukta görünene kadar sahurun yenmesi caizdir. Bunun ezanın okunup okunmaması ile alakası yoktur. Diğer taraftan ezan vakti de fecri sadıkın görülmesi ile başlar. Bundan dolayı genelde halk, sahurun sınırının ezanın başlaması olduğunu zanneder. Kadiyan’da sabah ezanı fecri sadık başlar başlamaz okunurdu. Hatta bazen hata veya dikkatsizlikle fecri sadıktan önce okunması da mümkündü. Bundan dolayı böyle durumlarda Vadedilen Mesih (as) ezanın okunuşunu dikkate almazdı ve fecri sadık iyice görünene kadar sahur yemeğine devam ederdi. Bu konuda Şeriatın gayesi de ilim ve hesaba dayalı olarak fecri sadık başlar başlamaz sahurun terk edilmesi değildir. Tersine şeriatın istediği, halk fecri sadığı gördüğünde yemeğin terk edilmesidir. Nitekim Kuran-ı Kerim’deki “tebyin” kelimesi buna işaret etmektedir. Bir rivayete göre Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurdu: Bilal’in (ra) ezanı ile sahur yemeğini bırakmayın ve isterseniz  İbni  Maktum’un ezanına kadar yemeğe devam edin. İbni Maktum (ra) kör bir sahabe idi ve halk arasında sabah oldu, sabah oldu konuşmaları başlayıncaya kadar ezan okumazdı.[2]

Sahur vakti ile ilgili dikkatli davranmak

Hz. Mirza Beşir Ahmed (ra), Feyzullah Köyünde yaşayan Hafız Nur Muhammed’in kendisine şöyle rivayet ettiğini yazar: Bir keresinde ramazan ayında sahur vaktinde adamın biri vaktinden önce ezan okudu. Vadedilen Mesih (as) camiye teşrif etti ve şöyle buyurdu: “Ben süt bardağını ağzıma yaklaştırır yaklaştırmaz ezan sesini duydum ve bundan dolayı bardağı olduğu gibi geri bıraktım.” Bunun üzerine adamın biri, “efendim henüz sahur vakti devam etmektedir,” dedi. Vadedilen Mesih (as), “ezandan sonra bir şey yemeyi canımız istemez,” diye cevap verdi.

Hz. Mirza Beşir Ahmed (ra) şöyle der: Eğer bu rivayet doğru ise Vadedilen Mesih (as) kendisiyle ilgili böyle dikkatli davranmış olabilir. Yoksa onun genel tutumuna göre, sahurun bitiminin vakti ezan değil, fecri sadığın ortaya çıkışı idi. Ayrıca o, Kuran ayetinin istediği gibi, fecri sadığın iyice ortaya çıkmasına önem verirdi. Ancak büyüklerin bir sözüne göre, fetva başkadır ve takva başkadır.[3]

[1] Siret-ül Mehdi, cilt 2, sayfa 127

[2] Siret-ül Mehdi, cilt 1, sayfa 295-296

[3] Siret-ül Mehdi, cilt 1, sayfa 520

 

Print Friendly, PDF & Email

Önceki Yazı

Resulullah’ın sav itikafı nasıldı?

Sonraki Yazı

Oruç ve Ramazan