Takva Sahibinin Vasıfları ve İbtilanın (İlahi Sınanma) Önemi

Kim Müttakiye Gelirse O da Kurtarılacaktır

İnsanoğlu bir sürü musibet ve derde yakalanırken takva sahibi bunlardan korunmaktadır. Hatta ona gelenler bile bu dertlerden kurtarılır. Dert ve musibetlerin haddi hesabı yoktur. İnsanın içi bile binbir türlü afetlerle doludur. Hastalıklara bir göz atınca, sadece onlar bile, binlerce derde sebep olmaya kâfidirler. Ama takva kalesinde olan, bunların hepsinden korunur. Bu kale dışındakiler, her tarafı vahşi hayvanlarla dolu bir ormanın içindedirler.

Takva Sahibine Bu Dünyadayken Doğru Rüyalarla Müjde Verilir

Takva sahibine Allah’ın (c.c.) verdiği başka bir söz: “Takva sahibine bu dünyadayken doğru rüyalarla müjde verilir[1]”.

Hatta bundan da öte onlar keşf[2]  sahibi olurlar.

Daha da ilerleyince Allah (c.c.) ile konuşma şerefine nail olurlar.

Onlar beşeriyet kılıfındayken melekleri görürler. Kur’ân-ı Kerim şöyle buyurmaktadır: “Rabbimiz, Allah (c.c.) deyip kararlılıkla bu inanç üzerinde sebat gösterenlere melekler inerek, korkmayın, geçmiş bir hatanızdan ötürü hiç üzülmeyin. Size vadedilen cennete nail olduğunuzdan dolayı sevinin, derler.[3]” Aslında gerçek inanç sahibi kimse diliyle ettiği vaadini, ibtilâ (sınanma) vaktinde fiilen yerine getirir.

İbtila[4] Gereklidir

Bir insanın kemal derecesini ortaya çıkarmak için ibtilâ gereklidir. Kur’ân-ı Kerim:“İnsanlar yalnız “inandık” demelerini yeterli sayıp hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı zannediyorlar?”[5] buyurmaktadır.

Allah(c.c.): “Rabbimiz, Allah (c.c.) deyip, kararlılıkla bu inanç üzerinde sebat gösterenlere melekler inerek, korkmayın, geçmiş bir hatanızdan ötürü hiç üzülmeyin. Size vaat edilen cennete nail olduğunuzdan dolayı sevinin, derler”[6] buyurmaktadır.

Bu âyeti tefsir edenler, sadece can çekişme esnasında meleklerin ineceğini söylemektedirler. Onlar bu konuda hatalıdır. Bu âyetin asıl anlamı şudur: Allah (c.c.)’ tan uzaklaştıran, her türlü necaset ve pislikten kalplerini koruyup, tertemiz tutanlarla, melekler arasında bir yakınlık bağı kurulur ve onlar meleklerle konuşma şerefine nail olurlar. Başka bir yerde takva sahibinin şanı şu kelimelerle anlatılır:

“Dinleyin! Allah’ın (c.c.) gerçek dostlarına ne bir korku musallat olur, ne de kaygılanırlar.”  [7]

Allah’ın (c.c.) kefil olduğu kimseye hiçbir dert yaklaşmaz. Hiçbir muhalifi ona zarar veremez. Bunun tek şartı, Allah’ın (c.c.) dostu olmaktır. Kur’ân-ı Kerim’e göre melekler indiği zaman onlara: “Siz vaat edilen cennetten dolayı sevinin”[8] derler.

İnsan İçin İki Cennet

Kur’ân-ı Kerim’den anlaşılan, insan için iki cennet vardır. Dünyada bile iktidar sahiplerinin dostları dünyevi açıdan cennetteymiş gibi yaşarlar. Bu yüzden neden Allah’ın dostu için cennet kapısı açılmasın. Allah (c.c.), Kendisini seven kimseyi yakıcı bir hayata hiç teslim eder mi? Şüphesiz dünya dert ve musibet yeridir. Dünyadar kimseye yarım saatlik bir üzüntüyü çekmek bile zor gelirken, Allah’ın (c.c.) dostlarının hayatının hemen hemen hepsi (dünya gözüyle bakıldığında) dertlerle doludur. Buna rağmen dünya saltanatının tümü onlara verilse, tuttukları yoldan vazgeçmeleri istendiği zaman, hiç kimseye kulak asmazlar. Dağlar kadar musibetle karşı karşıya kaldıkları hâlde bile zerre kadar geriye adım atmazlar. Hiç düşündünüz mü neden acaba? Çünkü tattıkları lezzeti kimse hayal bile edemez.

Vadedilen Mesih ve Mehdi

Mirza Gulam Ahmed Kadiyani

Eserlerden Seçmeler Kitabından


[1] Yunus Suresi; a.65

[2] Gizli bir şeyin Allah tarafından birisine uyanıkken gösterilmesi

[3] Fussilet Suresi; a.31

[4] İnsanın iyiliğini, kötülüğünü ve kemal derecesini meydana çıkaran İlâhî sınanma

[5] Ankebut Suresi; a.3

[6] Fussilet Suresi; a.31

[7] Yunus Suresi; a.63

[8] Fussilet Suresi; a.31

Print Friendly, PDF & Email

Önceki Yazı

Sadece Kötülüğün Terk Edilmesi Yeterli Değildir

Sonraki Yazı

Müttakiye Ahiret Hayatı Bu Dünyadayken Gösterilir