Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında
Her Sureden önce açıklaması,
Arapçası ve Türkçesi aynı hizada,
Geniş indeks,
Geniş Dipnotlar

1896 yılının Aralık ayında, Hindistan’ın Lahor Şehrinde (bugün Pakistan sınırları içinde bulunuyor) Büyük Dinler Konferansı toplanmıştı. Bu tarihî konferansı organize edenler, belli başlı dinlerin temsilcilerini konferansta konuşmaya ve münakaşa konusu olarak seçilen beş temel mesele üzerinde temsil ettikleri dinlerin ne dediğini açıklamaya çağırmışlardı. İslâmiyet’te Ahmediye Cereyanını (Cemaatini) kuran Hazreti Mirza Gulam Ahmed de, İslâmiyet’in bu konular hakkında öğrettiği esasları açıklamaya davet edilmişti.

Bu eser, mezkûr davet üzerine, Ahmediye Cereyanı (Cemaati) kurucusu tarafından Urduca olarak bir hitabe (söylev) şeklinde kaleme alınmıştı. Hitabenin okunması, müsaade edilen zaman dâhilinde bitirilememişti. Lâkin okunmuş olan kısım son derece derin bir tesir hâsıl ettiğinden, dinleyicilerin ısrarı üzerine, okunmanın tamamlanabilmesi için konferans bir gün daha uzatılmıştı. Hazreti Mirza Gulam Ahmed’in bu hitabesi (söylevi) basında “Hakikatin ta kendisi” ve “Batıya bu suretle hitap eden aleladenin fevkinde (üstünde) bir insanın İslâm dinine dair çok güzel ve cazip bir açıklaması” diye tavsif edilmişti (nitelendirilmişti.)

Konferansta münakaşa edilmek üzere seçilen beş konu şunlardı:
1. İnsanın cismanî (fiziki), ahlâkî ve ruhanî halleri.
2. İnsanın ahiret hayatındaki hali.
3. İnsan hayatının gayesi ve bu gayeye ulaşma vasıtaları.
4. İlâhî kanunun emirlerinin dünya hayatında ve ahiret hayatında tesiri.
5. İlâhî bilginin kaynakları.

İsa Mesih’in çarmıh hadisesi nasıl oldu.
Peki çarmıhtan sonra göğemi yükseldi?
Yoksa hayatına devammı etti.
Şu an göktemi?
Yoksa vefat mı etti?
Tamamen araştırmalar ışığında gerçekleri bu kitapa bulacaksınız.

Dünya lanetlerinden korkmayınız, çünkü onlar duman gibi göz açıp kapayıncaya kadar dağılıverir ve gününüzü geceye çeviremezler. Bunun yerine siz, gökten inen ve üzerine düştüğü insanın her iki cihanda kökünü kazıyan Allah’ın lanetinden korkunuz… Siz iki yüzlülük ile kendinizi kurtaramazsınız, çünkü var olduğuna inandığınız yücelerin yücesi Allah, sizin içinizde olan biteni görür ve bilir… ​Öyleyse o’nu nasıl aldatabilirsiniz?

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allah cc her şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.
Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. 

Dostlarım, bana biraz olsun kulak verirmisiniz? Çağımızda maddiyatçılığın karanlığı yeryüzünün her köşesine yayılmış ve birçok insanın kalbini istila etmiştir. İnsanların çoğu iman iddiasında bulundukları halde aslında bundan yoksun, tevhidin gerçek düşüncesinden ise habersizdirler… Bu durumda gerçek doğruyu arayanlar için, zamanın çok tehlikeli sapıklık tufanından insanları korumak gayesi ile…

Yüce Allah (cc) üst üste indirdiği vahiyler vasıtasıyla, ölüm zamanımın çok yaklaştığını bana haber vermiştir. O’nun bu konudaki vahyi o kadar tevatür (üst üste) ile inmiştir ki benim varlığımı temelinden sarsmıştır ve bu yaşantımı benden soğutmuştur. Dolayısıyla ben kendi dostlarım ve benim sözlerimden istifade etmek isteyen bütün insanlar için bazı vasiyetler yazmayı uygun gördüm.

Bu devir insanları özellikle barış ve sevgi arayışındadır. Kur’an-ı Kerim ve hadislerden az çok haberi olan herkes için bu devir önceden tablosu çizilmiş bir devirdir. Bu devirde genel olarak dünyadan barışın yok olacağı önceden verilmiş haberlerdendir. Özellikle Hıristiyan milletlerin dünyaya hükmedeceği ve Müslümanların ise güçsüz olarak umutsuzluğa düşecekleri, devrin belirgin bir özelliği olarak bildirilmiştir. İşte bu umutsuzluk zamanı üzerimize güneş gibi doğan Mehdi (a.s.)’ın maneviyatınızı geliştiren hazineleri.

Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. M.G.Ahmed (as)’in eserlerinden derlenmiştir.
Müslüman Ahmediye Cemaati’nin kuruluşunun 100. Yıldönümü dolayısıyla; Kelime-i şahadet getirmelerinden dolayı “suçlanan” ve ağır eziyetlere maruz bırakılan, bir kısmı Allah yolunda şehit edilen Ahmedi Müslümanların anısına derlenmiş kutsal bir hatıradır.
Yazan: Vâdedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani
Çeviren: Dr. Muhammed Celal Şems

Bu kitap “Davetü’l Emir” adı altında 1926’da bir mektup şeklinde Urdu dilinde yazılmış olup, Farsçaya çevrilerek eski Afgan Kralı Emanullah Han’a sunulmuştu. İlk İngilizce tercümesi “Invitation To Ahmadiyyat” (Ahmediyet’e Davet) adıyla 1961 yılında basılmıştır. Davetü’l Emir, her devirde insanoğlunun istifadesi için yazılmış bir kitaptır.

Kral Emanullah Han’ın bu kitabın kendisine sunulmasından iki yıl evvel, üç Afganlı Müslüman Ahmediyi recmettirerek (taşlatarak) öldürtmesinden dolayı, bu kitap özel bir mana ve ehemmiyet kazanmıştır. O feci hadiseler üzerine, Müslüman Ahmediye Cemaati’nin tebliğini, gayelerini ve mantıki esaslarını, sözü geçen kralın dikkatine sunmak mecburiyeti ortaya çıkmıştı. Hadiseler ve mektup şeklindeki eser artık tarihe mal olmuştur. Ancak, onların önemi ve etkisi bugün bile devam etmekte ve gittikçe artmaktadır. Bundan dolayı, “Davetü’l Emir’in o zamandan günümüze defalarca basılmış olmasına hayret edilmemesi gerekir.

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:
“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;
“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “
Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”
Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Orijinal adı “Hasti-i Bari Teala” olan kitabımızın girişinde, kitabın yazarıda olan Hz Mirza Beşiruddin Ahmed radiyallahü anh şöyle der:

“Bugün bütün konuları kapsayan, bütün konuları etrafında toplayan ve bütün konuları arkasından sürükleyen bir konu hakkında konuşmak istiyorum. Bugüne kadar başka yerlerde anlattıklarımın hepsi bu konunun dalları ve parçalarıydı ve bundan sonra anlatacaklarım, yine bu konunun detayları olacaktır. Bu konu ne kadar anlatılırsa anlatılsın bitmiyor, çünkü bu konu, kendisi sonsuz olan bir zat hakkındadır ve dolayısıyla kendisi de sonsuzlaşmıştır. Sizler de bu konu hakkında ne kadar derin düşünürseniz, bir taraftan yeni anlamları keşfederken, diğer taraftan hiç bir zaman bu konuya tamamen hâkim olamayacağınızı anlayacaksınız.

Bugün İslam alemi bir arayış içerisindedir, her ağızdan bir ses çıkmakta ve Hak dininin bu kadar ayaklar altına alınması tüm müslümanları derinden sarsmaktadır. İslamiyetin acısını kalbinde taşıyan çözümün bir inkılâptan geçtiğini hissediyor ama maalesef bu inkılâbın ne olduğunu ve nasıl gerçekleşeceğini bilmiyor.
Bir kısım pes edip mollaların prangalarını param paça ettikten sonra tamamen serbest ve ilgisiz bir hayatı seçerken yine başka bir kısım hala umudunu din adına kan ticareti yapan insanlara bağlamaktan başka çare görememektedir.
Oysaki bu zor günler bir kaderin parçasıdır ve Allah’ın (c.c) kendi gönderdiği dini bu kadar başıboş bırakması mümkün değildir.

Bu kitap insaflı bir gözle okuyanı hazreti Adem’den (a.s) başlayıp Peygamber Efendimize (s.a.v) kadar ve oradan da günümüze kadar adım adım getiriyor ve Allah’ın planının ne olduğunu son derece bariz bir şekilde ortaya koyuyor. En sonunda da bugün bir Müslüman gerçekten islamiyetin acısını kalbinde taşıyorsa ne yapması gerektiğini açıklıyor ve umutlarını kaybetmiş olanlar için umut dolu bir mesaj getiriyor. İddia ettiği her şeyi Kuran-ı Kerimden ispatlayan bu kitabı mutlaka okumalısınız.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

– Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?
– İbtila ve azabın farkınedir?
– Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?
– Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?
– Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

Müslüman Ahmediye Cemaati 3. Halifesi Hz. Mirza Nasır Ahmed’in bir konuşmasından metne aktarılmış olan bu kitapta Hz. Mirza Gulam Ahmed’in öğretisinin bir tebliği yapılmakta ve bu tebliğin dünyayı içine girmekte olduğu felaketlerden kurtaracak bir uyarı olduğunu anlatıyor.

Yine Ahmedilerin İslamiyete yaptığı hizmetler ve Hıristiyanlık karşısında elde ettiği başarılar ile İslamiyet’in zaferine dair olan alametlerin gittikçe daha aşikâr olarak görünmekte olduğunu belirterek dünyanın gidişatına dair uyarılar da bulunmaktadır..

İslamiyetin yeniden canlanması konusunda Ahmedi Müslümanlar ve diğer Müslümanlar ne düşünmektedir?

 

Allah’ın Resulu Muhammed Mustafa (sav) şüphesiz “hatem-ün nebiyyin” dir. Kur’an-ı kerim’in vahyedilen kitapların en yücesi olduğuna inanan her müslüman, bu yüce kitabın beyan ettiği gibi Muhammed Mustafa (sav) nın “hatem-ün nebiyyin” olduğuna da içtenlikle inanır. Her kim bunu inkar ederse bütün Kur’an-ı Kerimi ve İslam dinini inkar etmiş olur. Böyle bir kişinin Müslüman sayılmasının mümkün olmayacağı da çok tabiidir.

İspanya, Seville Üniversitesi İslamî Bilimler Bölümünün 12 Mart 1990 yılında yaptığı davet üzerine, Mirza Tahir Ahmed Hazretleri “İslam’ın Esas ve Temel Uygulamaları” konulu bir bildiri sunmuştur.

Bölüm Başkanı, sıradan dinleyicilerin ve diğer bölümden gelen dinleyenlerin İslam ile ilgili bilgi düzeylerinin çok az olması nedeniyle İslam’ın başlangıç düzeyinde tanıtılmasını kendilerinden istemişlerdi. Kitap bu sunumdan hazırlanmıştır.

Körfez Krizi ve Yeni Dünya Düzeni

Bu kitap Vâdedilen Mehdi ve Mesih (a.s.)’ın Dördüncü Halifesi Mirza Tahir Ahmet hazretlerinin körfez savaşı esnasında vermiş olduğu cuma hutbelerinden ibarettir…

Kendileri bu korkunç vahşetin arkasında yatmakta olan sinsi planları körfez savaşının İslam alemi üzerindeki menfi etkileri, İslam ülkelerini zayıflatmak için oynanan oyunları ele alıp incelemektedir.

Hz. Resulüllah (sav) Aleyhinde Hazırlanan Utanç Verici Film Ve Doğru Tepki

Bu kitap son günlerde Müslüman olmayan kesimlerde sıklıkla karşılaşmaya başladığımız Hz Resulullah (sav) hakkında hakarete varan ve adına ifade özgürlüğü denilen saldırılara karşı Ahmediye Cemaati Başkanı Vadedilen Mesih’in (as) V. Halifesi Hz. Mirza Masrur Ahmed (atba) tarafından 21 Eylül 2012 tarihinde verilen Cuma Hutbesinin Türkçe çevirisidir.

Biat Şartları ve
Bir Ahmedinin Sorumlulukları

Ahmediler biat şartlarını kabul ederek cemaate katılırlar.
Peki bu 10 biat şartı aslında nedir?
Bilmeden bu şartlara uymak mümkünde değildir?
Tüm detayları biat şartları bir Ahmediye ne sorumluluk yükler?
Yazan : Hz. Mirza Masrur Ahmed
Müslüman Ahmediye Cemaatinin 5. Halifesi

Hilâfet kelimesi ne demektir? Kur’ân-ı Kerîm’de ve Hz. Resulüllah’ın (s.a.v.) hadislerinde hilâfetten bahsedilmiş midir? Ümmet büyükleri ile çağdaş bilginlerin bu konudaki fikirleri nedir? Müslüman Ahmediye Cemaati kurucusu Vâdedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed (a.s.) ve onun halifelerinin “hilâfet” konusundaki düşünceleri nelerdir? Bütün bu soruların cevabını derlememizde bulacaksınız.

Müjde

Bilgi edinmek her Müslüman’ın görevidir. Bilginin sınırı yoktur. İnsan daha önce hiç bilmediği konularla karşılaşabilir. Yeni bir konuyu araştırmak, hakkında bilgi edinmek insana hiç biri şey kaybettirmez. Aksine birçok şey kazandırır. Bende okuyucularıma hem dünyada hemde ahirette, çok faydalı olan, fakat belkide hiç bilmedikleri yahutta hakkında çok az şey bildikleri bir konuya temas edeceğim…

Bilgi edinmek her Müslüman’ın görevidir. Bilginin sınırı yoktur. İnsan daha önce hiç bilmediği konularla karşılaşabilir. Yeni bir konuyu araştırmak, hakkında bilgi edinmek insana hiç biri şey kaybettirmez. Aksine birçok şey kazandırır. Bende okuyucularıma hem dünyada hemde ahirette, çok faydalı olan, fakat belkide hiç bilmedikleri yahutta hakkında çok az şey bildikleri bir konuya temas edeceğim…

Kutup Yıldızı şimdi Mekke Yolunu Gösteriyor

Bu küçük kitap, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.); “Her kim namazımızı kılar, yüzünü kıblemize çevirir ve bizim kestiğimiz hayvanın etini yerse, o Müslüman’dır. O, Allah’ın ve Allah’ın Resulünün korumasındadır. Allah’ın korumasını (zimmetini) bozmayınız.” (Sahih-i Buhâri, Cilt I; Kitab-üs Salât,’ Sayfa 56)

Hadis-i şeriflerinin hikmetine dayanarak, yüzyıllar boyunca birlikte ve dayanışma içinde yaşayan, ancak daha sonra mezhep ve tarikat ayrılıklarına düşen Müslümanların birbiriyle çekişmeleri ve savaşmaları, birbirinden kopmaları, hatta birbirlerini kafir ilan etmeye varacak derecede kin ve nefret duygularına kapılmaları yanı sıra, kıblesi Mekke olan, beş vakit namaz kılan, oruç tutan, zekat veren, Allah adıyla kesilen hayvan eti yiyen, Peygamberimizi her anışta ona salam gönderen, ancak hacca gitmek istedikleri halde, bulundukları İslam ülkesinin parlamento kararı ile Müslüman sayılmadıkları için hac izni alamayan, Şehadet Kelimesi’ni açıkça söylediklerinde tutuklanıp hapse atılan, malları ve mülkleri yağmalanıp ateşe verilen, katledilen, topraklarından sürülen ve mezarlarından cesetleri çıkarılan bir grup Müslüman’ın kısa bir hikayesini anlatmaktadır.

Yazan : Macit Benice