Emir’ül Müminin 5. Halifetü’l Mesih hazretleri, 12 Haziran 2026 (12 İhsan 1405 Hicri Şemsi) tarihinde İngiltere’nin Tilford şehrindeki İslamabad Mübarek Camii’nde Cuma Hutbesi irat etti. Hutbe, Müslüman Ahmediye Televizyonu (MTA) aracılığıyla tüm dünyaya yayınlandı.
Teşehhüd, Taavvuz, Fatiha Suresi, Bakara Suresinin 275. Ayeti ve Zariyat Suresinin 52. Ayetinin tilavetinden sonra Huzur-i Enver (Allah desteklesin ve yardımcısı olsun) şöyle buyurdu:
Okuduğum ilk ayet Bakara Suresi’ndendir. Onun meali şöyledir: Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayanlar var ya, onların ödülleri Rableri katında saklıdır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. İkinci ayet ise Zâriyât Suresi’ndendir; Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Onların mallarında, isteyenlerin de isteyemeyenlerin de bir hakkı vardır.
Bugün Peygamber Efendimizin (sav) cömertliği hakkında bazı rivayetler anlatacağım. Bu rivayetlerden, Hazret-i Peygamber’in müminlerin dikkatini bu konuya nasıl defalarca çektiği ve kendisinin bu husustaki uygulamasının nasıl olduğu anlaşılmaktadır.
Kur’an-ı Kerim’de Allah-u Teala, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacını gidermeye çok dikkat çekmiştir. Hz. Resulüllah (sav) de sadece nasihatlerle değil bizzat kendi fiili örneği ile de bu konuya çok dikkat çekmiştir.
Hz. Enes, Peygamber Efendimizin şu kelimelerle dua ettiğini rivayet etmektedir:
Allah’ım! Cimrilikten, tembellikten, ömrün en düşkün çağından, kabir azabından, hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım. Yine bu konuda şöyle bir dua daha vardır.
Allah’ım! Tasadan ve hüzünden, acizlikten ve tembellikten, korkaklıktan ve cimrilikten, borcun ağırlığından ve insanların kahrından (baskısından) sana sığınırım.
Allah yolunda harcama yapmak hususunda müminlere şu nasihatte de bulunmuştur: “Keseyi bağlayıp tutma, aç! Yoksa senden de esirgenir.” “Sayma, yoksa Allah Teâlâ da sana sayarak verir.”
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Cömert insan Allah’a yakındır, cennete yakındır, insanlara yakındır, cehennem ateşinden ise uzaktır. Cimri ise Allah’tan uzaktır, cennetten uzaktır, insanlardan uzaktır ve cehennem ateşine yakındır.
“Hilekar, cimri ve yaptığı iyiliği çokça başa kakan kimse cennete giremez.” “Mümin saf mizaçlı ve cömerttir; günahkar (fâcir) ise hilekardır ve rezildir.”
Hz. Resulüllah (sav) bir yerde şöyle buyurdu: “Ey Adem oğlu! İhtiyacından fazla olan malı harcaman senin için hayırlıdır. Onu elinde tutman ise senin için şerdir (kötüdür). İhtiyacın kadarını elinde tutmandan dolayı ise kınanmazsın. Kendi ihtiyacını karşılayacak kadarını elinde tutarsan sana hesap sorulmayacaktır. Ve sen harcamaya, geçiminden sorumlu olduğun kimselerden başla. Üstteki el, alttaki elden hayırlıdır.”
Bir defasında Peygamber Efendimiz, hz. Bilal’in yanına teşrif ettiğinde onun yanında bir hurma yığını duruyordu. Efendimiz, “Ey Bilal, bu nedir?” diye sordu. Hz. Bilal, “Ey Allah’ın Resûlü, bunu sizin ve misafirleriniz için biriktirdim” dedi. Efendimiz, “Bu biriktirdiğin şey yüzünden cehennem ateşinin yalazının sana ulaşmasından korkmuyor musun?” buyurdu. Ardından Bilal’e şu nasihatte bulundu: “Ey Bilal, durmaksızın infak et (harca) ve Arş’ın sahibi olan Allah’ın seni fakir bırakacağından korkma!”
Hz. Resulüllah (sav) bir yerde şöyle buyurdu: “Ben sadece paylaştırıcıyım, veren ise ancak Allah’tır.”
Cömertlik ve ihsan vasfı, hz. Resûlullah’ın mübarek zatında peygamberlikten önce de en mükemmel şekilde mevcuttu. Bunun şahidi, hepimizin okuduğu üzere, Peygamber Efendimize ilk vahiy indiğinde ve kendisi endişeli bir halde eve teşrif ettiğinde mübarek zevcesi hz. Hatice olmuştur. Hz. Hatice o zaman şöyle buyurmuştu: “Endişelenmene gerek yok, Allah’a yemin olsun ki Allah seni asla mahzun (ve rüsvay) etmeyecektir. Çünkü sen akrabayı gözetirsin, acizlerin yükünü taşırsın, yok olup gitmiş iyilikleri canlandırırsın, misafiri ağırlarsın ve hakiki musibetler karşısında insanlara yardım edersin.”
Hz. Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “İki haslet vardır ki bir müminde asla bir araya gelmez: Cimrilik ve kötü ahlak.” “Zulümden sakının… Cimrilik ve hırstan da sakının, zira cimrilik sizden öncekileri helak etmiştir. Bir kulun kalbinde tamah, cimrilik ve iman da asla bir araya gelmez.”
Hz. Enes bin Malik, hz. Resûlullah’ın insanların en güzeli, insanların en cömerti ve insanların en cesuru olduğunu rivayet etmektedir.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: Allah, cömertlerin en cömerdidir; ben de Adem oğullarının en cömerdiyim.” Dünyadaki insanlar arasında en fazla cömertlik yapan benim.
Rivayetlerde aktarıldığı üzere hz. Resulüllah (sav) ramazanda hızlı esen bir rüzgardan daha fazla cömertlik yapardı. Şöyle buyururdu: “Eğer benim Tihâme dağları —yani Arabistan’ın sahil şeridindeki dağ sırası— kadar altınım olsaydı, şüphesiz hepsini aranızda paylaştırırdım ve siz beni ne bir yalancı ne de bir cimri olarak bulurdunuz.” “Şu Uhud Dağı kadar altınım olup da üzerimden üç gece geçtiği halde, borç ödemek için ayırdığım miktar hariç, yanımda ondan tek bir dinar bile kalması beni mutlu etmez. “Dünyada malı çok olanlar, kıyamet günü fakir kalacaklardır.”
Bir adam Peygamber Efendimizden iki dağ arasındaki vadileri dolduracak kadar çok olan koyun sürüsünün tamamını istedi; Efendimiz de o koyunların hepsini ona verdi. Bunun üzerine o adam kavminin yanına dönerek şöyle dedi: “Ey kavmim! İslam’a girin. Vallahi Muhammed (sav) öyle veriyor ki, fakirlik korkusu taşımıyor.”
Peygamber Efendimiz ertesi gün için hiçbir şey biriktirip saklamazdı. Bir defa Peygamber Efendimiz ikindi namazını kıldırdı, ardından aceleyle eve gitti ve çok geçmeden dışarı çıktı. Sorulduğunda şöyle buyurdu: “Evde sadaka malından bir parça altın bırakmıştım. Geceyi yanımda geçirmesini hoş görmedim; bu yüzden (eve gidip) onu dağıttım.”
Hz. Ümmü Seleme şöyle buyurmaktadır: Resûlullah (sav), yüzünün rengi değişmiş bir halde yanıma geldi. Ben, bir rahatsızlık veya ağrı sebebiyle böyle olduğunu düşündüm ve “Ey Allah’ın Resûlü, yüzünüzün renginin değiştiğini görüyorum, bir rahatsızlığınız mı var?” diye sordum. Efendimiz, “Hayır, akşamleyin yanımıza gelen ve geceyi geçirdiğimiz halde henüz harcamadığımız yedi dinar yüzündendir. Onları yatağın köşesinde unutmuşum, şimdi hatırlayınca beni derin bir düşünce ve tasa aldı” buyurdu.
Vadedilen Mesih (as) şöyle buyurmaktadır: Peygamber Efendimiz öyle bir haldeydi ki, yanında ne varsa cömertçe dağıtırdı.
Resûlullah (sav) çok hayâ sahibiydi; kendisinden ne zaman bir şey istense mutlaka onu verirdi. Peygamber Efendimiz vermek ve ikram etmek bakımından insanların en cömerdi idi.
Bir defasında Peygamber Efendimiz’e yetmiş bin dirhem geldi. Bu mal bir hasırın üzerine döküldü. Peygamber Efendimiz onu dağıtmak üzere kalktı ve gelen hiçbir istek sahibini eli boş çevirmedi; nihayetinde o malın tamamını paylaştırdı.










