15.06.2018 – Dua

Huzur-i Enver (Atba) 15 haziran 2018’de Londra’da Beytül Futuh camisinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve fatiha suresinden sonra şöyle dedi:

Hz. Resulüllah (sav) Cumanın öneminden bahsederken bir seferinde şöyle buyurdu: Cumada mümin için öyle bir vakit vardır ki, eğer o vakit ona nasip olursa ve o namaz kılıyorsa, ettiği her dua kabul edilir, yahut onun istediği her iyiliği Allah-u Teala kendisine verir. Bunu izah ederken bazı kimseler derler ki Cuma hutbesi de Cuma namazının bir parçasıdır, bu yüzden hutbe de bunun kapsamına girer. Her ne olursa olsun, cumanın özel bir önemi vardır ve aşırı bir mecburiyet olmadıkça her akıllı ve yetişkin erkeğin Cuma kılmasının gerekli olduğu beyan edilmiştir. Namazda herkes kendi düşüncesine ve ihtiyacına göre dua eder. Öyle insanlar da vardır ki sadece namaz kılarlar ve kelimeleri tekrarlarlar, namazın ve duanın önemini bilemezler. Onun için ben bugün, ramazanın bu son cumasında düşündüm ki bazı duaları okuyayım ki böylece fazla bilgisi olmayanlar da duanın ne olduğunu öğrensinler. Cemaat olarak da Allah katında kendi dualarımızı edelim ve dileklerimizi arz edelim. Bu dualar arasında Kuran-ı Kerim’den bazı dualar, Hz. Resulüllah’ın (sav) bazı duaları, Vadedilen Mesih ve Mehdi hazretlerinin bazı duaları, ayrıca genel bazı dualar da vardır. Kuran-ı Bunları ezbere bilenler benimle birlikte okuyabilirler, Tabii ki okuyan herkes içinden okusun ve her duadan sonra amin desin. Allah-u Teala dualarımızı kabul buyursun. Subhanallahi ve bi hamdihi subhanallahil azim, Allahümme salli ala Muhammedin ve âli Muhammed.

رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

“Ey Rabbimiz, bize bu dünyada (da) iyilik, ahirette (de) iyilik ihsan eyle (ve) bizi ateş azabından koru,” (2:202)

رَبَّنَا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمٖينَ

“Ey Rabbimiz, bi­zlere sabır ver ve Müslüman olduğumuz hal­de, bizi vefat ettir!” (7:127)

رَبَّنَا اَنْزِلْ عَلَيْنَا مَائِدَةً مِنَ السَّمَاءِ تَكُونُ لَنَا عٖيدًا لِاَوَّلِنَا وَاٰخِرِنَا وَاٰيَةً مِنْكَ وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

“Ey Rabbimiz olan Allah! Bize gökten (yemekler dolusu) bir sofra indir. Bizler için ve bizden sonrakiler için bir bayram olsun. Senin tarafından bir mucize olsun. Bize rızık ihsan et. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın,” (5:115)

رَبَّنَا اِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادٖى لِلْاٖيمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّپَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْاَبْرَارِ

“Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, Rabbinize inanın diyen bir davetçinin çağrısını duyduk. Biz (de) inandık. Rabbimiz, kusurlarımızı bağışla, kötülüklerimizi bizden uzaklaştır, bizi iyilere katarak vefat ettir.” (3:194)

رَبَّنَا اٰمَنَّا بِمَا اَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدٖينَ

“Ey Rabbimiz, indirdiğine inandık ve bu peygambere uyduk. Bizi şa­hit olanlarla beraber yaz.”  (3:54)

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

Ey Rabbimiz, bize doğru yol gös­terdikten sonra kalplerimizi hidayetten saptırma ve bize Katından rahmet bağışla. Şüphesiz Sen, çok bahşedensin.  (3:9)

رَبِّ هَبْ لٖى مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً اِنَّكَ سَمٖيعُ الدُّعَاءِ

“Yarabbi, bana Katından temiz evlat ihsan et. Şüphesiz Sen, duaları kabul edensin.”  (3:39)

رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقٖينَ اِمَامًا

“Ey Rabbimiz! Hanımla­rımız ve evlatlarımız bakımından gözlerimizi aydın eyle, (her) birimizi takvayı benimseyenlere imam kıl,” (25:75)

رَبِّ اَوْزِعْنٖى اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتٖى اَنْعَمْتَ عَلَیَّ وَعَلٰى وَالِدَیَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰیهُ وَاَصْلِحْ لٖى فٖى ذُرِّيَّتٖى اِنّٖى تُبْتُ اِلَيْكَ وَاِنّٖى مِنَ الْمُسْلِمٖينَ

“Yarabbi! Bana ve ana babama verdiğin nimetten dolayı Sana şükretmem ve hoşlandığın işler yapmam konusunda bana (güç) lütfet. Keza benim için, neslimin ıslah edilmesinin (temelini) at. Şüphesiz ben Sana eğilirim ve şüphesiz ben Sana itaat edenlerdenim.”  (46:16)

رَبِّ هَبْ لٖى مِنَ الصَّالِحٖينَ

“Ey Rabbim! Bana salih kimselerden (bir vâris) ihsan et,”  (37:101)

رَبِّ اَوْزِعْنٖى اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتٖى اَنْعَمْتَ عَلَیَّ وَعَلٰى وَالِدَیَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰیهُ وَاَدْخِلْنٖى بِرَحْمَتِكَ فٖى عِبَادِكَ الصَّالِحٖينَ

“Rabbim, bana ve ana babama verdiğin nimetten dolayı Sana şükretmemi ve hoşuna gidecek salih amellerde bulunmamı nasip et. Beni Kendi Rahme­tin ile salih kullarının arasına kat.” (27:20)

رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطٖينِ ۞وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ ۞

“Yarabbi, şeytani yaratıkların kuruntularından, Sana sığınırım.” “Yarabbi, onların bana yaklaşmalarından Sana sığınırım.”  (23:98-99)

رَبِّ زِدْنٖى عِلْمًا

“Yarab­bi, ilmimi arttır,”  (20:115)

رَبِّ اشْرَحْ لٖى صَدْرٖی ۞وَيَسِّرْ لٖى اَمْرٖی ۞وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانٖی ۞يَفْقَهُوا قَوْلٖی ۞

“Yarabbi, benim için göğsümü açıver.” “İşimi benim için kolaylaştır.” “Dilimdeki düğümü (de) çözüver ki, sözümü (daha rahat) anlasınlar.” (20:26-29)

رَبَّنَا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَدًا

“Ey Rabbimiz! Katından bize rahmet ederek, işimiz konusunda bize hidayet ihsan eyle,”

رَبِّ اَدْخِلْنٖى مُدْخَلَ صِدْقٍ وَاَخْرِجْنٖى مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لٖى مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَصٖيرًا

“Rabbim, gireceğim yere doğrulukla girmemi sağla, çıkacağım yerden de doğrululukla çıkmamı nasip et ve Bana Katından kudretli bir yardımcı ihsan et.” (17:81)

رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانٖى صَغٖيرًا

“Ey Rabbim, beni çocuklu­ğumda yetiştirdikleri gibi, Sen (de) onlara rahmet eyle!” (17:25)

رَبِّ هَبْ لٖى حُكْمًا وَاَلْحِقْنٖى بِالصَّالِحٖينَ ۞وَاجْعَلْ لٖى لِسَانَ صِدْقٍ فِى الْاٰخِرٖينَ ۞وَاجْعَلْنٖى مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعٖيمِ ۞

“Ey Rabbim, bana hikmet ihsan et ve beni salih (kimselerin arasına) kat.” “Daha sonra gelecek (nesillerin) arasında, hakkımda doğruyu ifade eden bir lisan mukadder kıl.” “Beni nimetli Cennetler’e vâris olanlardan kıl.” (26:84-86)

رَبِّ اِنّٖى ظَلَمْتُ نَفْسٖى فَاغْفِرْ لٖى فَغَفَرَ لَهُ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ

“Rabbim, ben canımı sıkıntıya soktum. Onun için Sen, (yaptığımı örterek) beni bağışla.” (28:17)

رَبَّنَا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ

“Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz sen, her şeye daima gücü yetensin!” (66:9)

رَبَّنَا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمٖينَ

“Ey Rabbimiz, biz inandık, öyley­se Sen bizi bağışla (ve) bize merhamet et, çünkü Sen merhamet edenlerin en iyisisin,” (23:110)

رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

“Biz kendi canımıza zulmettik. Bizi bağışlayıp rahmet etmez­sen, şüphesiz hüsrana uğrayanlardan olu­ruz,” (7:24)

رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ

“Ya­rabbi, bizi zalimlerden kılma,” (7:48)

رَبِّ لَا تَذَرْنٖى فَرْدًا وَاَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثٖينَ

“Rabbim, beni yalnız bırakma. Sen, vârislerin en iyisisin,” (21:90)

رَبِّ اِمَّا تُرِيَنّٖى مَا يُوعَدُونَ ۞رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنٖى فِى الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ ۞

“Ey Rabbim! Onların tehdit edildiklerini bana (da) gösterirsen, beni (o) zalim kavmin arasında bulundurma Rabbim.” (23:94-95)

رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَیْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذٖينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبٖيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحٖيمِ ۞رَبَّنَا وَاَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتٖى وَعَدْتَهُمْ وَمَنْ صَلَحَ مِنْ اٰبَائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ ۞وَقِهِمُ السَّيِّپَاتِ وَمَنْ تَقِ السَّيِّپَاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ ۞

“Ey Rabbimiz! Sen her şeyi rahmetin ve ilmin­le kaplamışsındır. Onun için tevbe eden ve Senin yolunda yürüyenleri bağışla. Onları Ce­hennem azabından koru.” “Ey Rabbimiz! Onları (da,) atala­rından, hanımlarından ve evlatlarından iyi olanları (da,) kendilerine vadettiğin ebedi Cennetler’e al. Şüphesiz Sen her şeyden üstünsün, sonsuz hikmet sahibisin.” “Sen onları (sıkıntılardan) koru. O gün sıkıntılardan koruduğuna, kesinlikle (çok) rahmet etmiş olur­sun. Büyük bir başarı, ancak budur.” (40:8-10)

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذٖينَ سَبَقُونَا بِالْاٖيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فٖى قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا رَبَّنَا اِنَّكَ رَؤُفٌ رَحٖيمٌ

“Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde inananlara karşı herhangi bir kin bırakma. Ey Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok lütufkârsın, çok rahmet edensin.” (59:11)

رَبِّ اغْفِرْ لٖى وَلِوَالِدَیَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِىَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمٖينَ اِلَّا تَبَارًا ۞

“Yarabbi! Beni, ana babamı, evi­me mümin olarak gireni, tüm mümin erkekler ve mümin kadınları bağışla. Zalimlerin (de,) ancak felâketlerini arttır.”  (71:29)

رَبَّنَا وَاٰتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلٰى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمٖيعَادَ ۞

“Ey Rabbimiz, peygamberleri­n dilinden söz verdiklerini (de) bize ver. Kıyamet günü bizi rezil etme. Sen, kesinlikle sözünden caymazsın.” (3:195)

اَنْتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرٖينَ

Sen, bizim kefilimiz ve dostumuzsun. Bizi bağışla, bize rahmet eyle. Sen, bağışlayanların en iyisisin, (7:156)

رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا

“Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır, (çünkü) onun azabı yapışıp kalan bir azaptır.” (25:66)

رَبَّنَا اِنَّنَا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

“Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz inandık, böylelikle kusurlarımızı bağışla ve Cehennem azabından bizi koru,” (3:17)

رَبِّ اجْعَلْنٖى مُقٖيمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتٖى رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ ۞رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى وَلِوَالِدَیَّ وَلِلْمُؤْمِنٖينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ ۞

“Ey Rabbim! Beni ve nesillerimi namazı dosdoğru kılanlar eyle. Ey Rabbimiz!  Duamı kabul buyur!” “Ey Rabbimiz! Hesaplaşma günü (geldiğinde,) beni, ana-babamı ve (bütün) müminleri bağışla.” (14:41-42)

رَبِّ نَجِّنٖى وَاَهْلٖى مِمَّا يَعْمَلُونَ

“Yarabbi! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar.” (26:170)

رَبِّ اِنَّ قَوْمٖى كَذَّبُونِ ۞فَافْتَحْ بَيْنٖى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنٖى وَمَنْ مَعِىَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ ۞

“Rabbim, kavmim beni yalanladı.” “Artık benimle onlar arasında, Sen kesin karar ver. Beni ve müminlerden beraberimde bulu­nanları (düşmanın kötülüğünden) kurtar.” (26:118-119)

رَبِّ انْصُرْنٖى عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدٖينَ

“Rabbim, (bu) fesatçı kavime karşı bana yardım et!” (29:31)

اَنّٖى مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ

“Ben yenilgiye uğramış biriyim. Onun için bana yardım et.” (54:11)

رَبَّنَا لَا تُؤٰاخِذْنَا اِنْ نَسٖينَا اَوْ اَخْطَاْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهٖ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا اَنْتَ مَوْلٰینَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ

“Ey Rabbimiz, unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma. Bizden öncekilere (onların günahlarından dolayı) yüklediğin ağır yükü, bize yükleme. Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü taşıtma. Bizi affeyle. Bizi bağışla. Bize merhamet eyle. Sen bizim Mevlâmız’sın. Onun için kâfir insanlara karşı bize yardım et,” (2:287)

رَبَّنَا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ

“Ey Rabbimiz, bize dayanma gücü ver ve (savaş alanında) adımlarımızı sağlamlaştır ve (bu) kâfirlere karşı bize yardım et,” (2:251)

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَاِسْرَافَنَا فٖى اَمْرِنَا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ

“Ey Rabbimiz, kusurlarımızı ve amellerimizdeki aşırılığı bağışla. Adımlarımızı sağlamlaştır. Kâfir olanlara karşı bize yar­dım et!” (3:148)

رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَاَنْتَ خَيْرُ الْفَاتِحٖينَ

Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında, hak ile karar ver. Sen, karar verenlerin en iyisisin. (7:90)

رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ ۞ وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ ۞

“Ey Rabbimiz! Bu za­limler topluluğu için bizi deneme (vesilesi) yapma.” Ey Rabbimiz! Bu za­limler topluluğu için bizi deneme (vesilesi) yapma.” (10:86-87)

رَبِّ انْصُرْنٖى بِمَا كَذَّبُونِ

“Ey Rabbim, bana yardım et, çünkü bunlar beni yalancı yerine koydular,” (23:27)

رَبِّ ابْنِ لٖى عِنْدَكَ بَيْتًا فِى الْجَنَّةِ وَنَجِّنٖى مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهٖ وَنَجِّنٖى مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ

“Yarabbi, Katında (bulunan) Cennet’te benim için (de) bir ev yap. Beni, Firavun ve onun kötü amellerinden kurtar. Beni, (bu) zalim kavimden (de) kurtar.” (66:12)

Şimdi bazı hadislerden dualar sunuyorum. Hz. Resulüllah (sav) şu duayı öğretti:

Allah’ım! Hatalarımı bağışla, benim bütün işlerimdeki bilgisizliğimin, cehaletimin, taşkınlığımın şerrinden beni koru, Senin benden daha iyi bildiğin her şer ve zarardan da beni koru. Ey Allah’ım! Hatalarımı bağışla, ciddi yahut şaka yoluyla işlediğim bütün hatalarımı bağışla, bunların hepsi bende mevcuttur. Yapmış olduğum ve henüz yapmadığım; gizlice ve açıkça işlediğim hatalarımı bağışla. İlerleten ve gerileten ancak Sensin ve Sen her şeye gücü yetensin.

Yine Peygamber Efendimizin (sav) öğrettiği bir dua:

Allah’ım! Ben Sana sığınırım, Sana güvenirim ve Sana inanırım, Sana eğilirim, Senin yardımınla karşımdakilerle mücadele ederim ve davamı Senin huzuruna sunarım. Benim ilerdeki ve gerideki, açık ve gizli bütün günahlarımı bağışla. İleri götüren ve geri bırakan ancak Sensin, Senden başka mabud yoktur.

Ey Allah’ım! İçinde tevazu ve alçakgönüllülük olmayan kalpten ve kabul olmayan duadan Sana sığınırım. Ve doymayan nefisten ve faydasız ilimden Sana sığınırım. Ben bu dördünden de Sana sığınmayı dilerim.

Ey kalpleri evirip çeviren! Benim kalbimi Senin dinin üzerinde sebatlı kıl.

Ey Allah’ım Ben Senden, hidayet, takva, esenlik ve kanaatkarlık isterim.

Allah’ım! Onların karşısında seni kalkan yaparız ve onların şerlerinden sana sığınırız.

Allah’ım! Senin sevgini isterim, Seni sevenlerin sevgisini isterim, Seni sevmeye götürecek amelleri isterim. Allah’ım! Senin sevgini bana canımdan, malımdan ve soğuk sudan daha sevgili kıl.

Hz. Mesih-i Mevud’un (as) duaları

Kendisi, bir sahabesi olan Çodri Rüstem Ali beye bir mektupta şu duayı yazdı: Ey her sevgiliden daha fazla sevilmeye değer olan (Allah’ım)! Beni bağışla, bana rahmet et, üzerime rahmetini indir, beni ihlaslı kullarına dahil et. Biz Senin günahkar kullarınız ve nefis bize galiptir, Sen bizi bağışla ve ahiretin felaketlerinden bizi koru.

Ey alemlerin Rabbi! Ben Senin ihsanlarının şükrünü eda edemem, Sen son derece rahim ve kerimsin. Senin bana hadsiz hesapsız ihsanın var. Benim günahlarımı bağışla ki helak olmayayım. Kalbime Senin has sevgini koy ki bana hayat nasip olsun, bana örtücü davran ve bana, razı olduğun ameller yaptır. Azabının üzerime inmesinden, Senin kerim yüzün ile Sana sığınmayı dilerim. Merhamet et, merhamet et, merhamet et, dünyanın ve ahiretin belalarından beni koru. Çünkü her türlü lütuf ve ihsan Senin elindedir. Amin.

Genel olarak İslam alemini de dualarımızda hatırlamamız gerekir.

Allah-u Teala onlar arasında birlik sağlasın, ayrılmış olan kalpleri birleştirsin, aralarındaki düşmanlıklar sona ersin, düşmanlar İslamiyete zarar vermekten tamamıyla vazgeçsinler.  Allah-u Teala bütün Ahmedilerde kanaatkarlık yaratsın, onları her şerden korusun, onlara sebat nasip etsin, cemaat nizamına ve hilafet nizamına daima bağlı kalsınlar. Yüce Allah bizi deccalın fitne ve şerrinden korusun. Allah-u Teala Ahmediyetin şehitlerinin derecelerini yükseltsin, onların nesillerini bizzat Kendisi korusun. Allah yolunda esir düşmüş olanların çabucak özgürlüklerine kavuşmasına imkan yaratsın. Kadiyan’da yaşayan bazı kimseler de zorluklar içindeler, aynı şekilde Pakistan’da yaşayanlar, özellikle Rabvah halkının durumu, bugünlerde hükümet tarafından zorlaştırıldıkça zorlaştırılmaya çalışılıyor. Allah-u Teala onları da zalimlerden kurtarsın ve durumu düzeltsin.  Bugünlerde büyük bir şiddetle Yemen’e tekrar saldırı başladı, Irak’ta ve Suriye’de grupların ve kabilelerin anlaşmazlıkları yüzünden Müslüman Müslümanın boğazını kesiyor. Allah onlara akıl versin ve hz. Resulüllah’ın (sav) gerçek öğretisine göre hareket etmeyi nasip etsin.

Yine cemaatin değişik mali organizasyonlarında ve çandalarda mal fedakarlığı yapanların mallarına ve nesillerine Allah-u Teala bereket indirsin. Yüce Allah MTA televiyonu çalışanlarını, gönüllü çalışanları mükafatlandırsın ve onlara eskisinden daha fazla hizmet etmeyi nasip etsin. Amin.

Kaynak: https://www.alislam.org/friday-sermon/2018-15-08.html

Print Friendly, PDF & Email

Önceki Yazı

08.06.2018 – Allah’ın rahmeti ve mağfireti

Sonraki Yazı

22.06.2018 – Mükemmel insanlar: Ashab-ı Kiram