22.09.2017 – Toplantıların Özü

Dünyada, mesela, hükümet toplantıları, iş toplantıları vesaire gibi  değişik amaçlarla çok çeşitli toplantılar düzenlenir. O toplantılarda insanlar bir araya gelirler ve düşünürler. Bütün bu toplantılar dünyevî maksatlar içindir, Allah için veya Allah’ın rızası için olmaz. Ancak öyle toplantılar da vardır ki onlar dini gayelerle yapılır, insanları Allah’a yaklaştırmak için yapılır. Bu toplantıların amacı ancak, bizim hangi işimiz olursa olsun, hangi programı düzenlersek düzenleyelim bunun maksadı Allah’ın rızası olsun diyedir. Allah’ın hoşlandığı da böyle toplantılardır ve bunlara katılanları Yüce Allah bu dünyada da ahirette de nimetlendirir.  İşte bir müminin işi, maneviyatta nasıl ilerleyeceği çabası içinde olmaktır.

Müslümanlar Allah-u Teala’nın bu buyruğuna aykırı hareket ediyorlar. Onların kalbi birbirinden uzaklaşmıştır. Onların önerileri ve anlaşmaları tamamıyla Allah ve Resulü’nün (sav) zıddına ve takvaya aykırıdır. Ve onların bu gibi işleri göstermektedir ki onların Allah’a imanı yok olmuştur. Bu durum her iki taraftaki siyasi ve dini liderlerde aynıdır. Velhasıl bugün, sadece kendimiz takvada ilerlemekle kalmayıp mümkün olduğu kadar Müslümanlara da anlatmak bizim sorumluluğumuz olmuştur. Onlara anlatmak gerekir ki bu durum sizi dünyalık insanların da kölesi yapar ve Allah-u Teala’dan da ceza göreceksiniz.

Bu konuları zihnimize yerleştirerek bizim kendi kendimizi de muhasebe etmemiz gerekir. Unutmamak gerekir ki Cemaatin ilerlemesini göre göre şeytan asla rahat durmaz. Cemaat nizamına aykırı toplantılara katılan insanlar şeytanın aldatmacasına girerler. Anlayış kıtlığı nedeniyle bazen bu insanlar kendilerince Cemaatin iyiliği düşüncesiyle böyle yaparlar. Eğer birisinin Cemaat görevlileri veya başkanla ilgili şikayeti varsa zamanın halifesine yazması gerekir. Ve ondan sonra da onunla ilgili ne yapılacağını zamanın halifesine bırakması lazım. Toplantılarda bu konulardan bahsetmekle hiçbir fayda elde edilmez. Haa, insanın bu konularda dua etmesi elbette gereklidir.

Hz. Resulüllah (sav) ve onun sadık hizmetkarı hz. Mesih-i Mevud (as), hangi tür toplantılara katılmamız gerektiğini anlattılar. Hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle buyurur: Bizim usulümüz şudur ki insan söz söyleyince tam olarak söylesin, aksi takdirde sussun. Bir toplantıda Allah ve Resulü’nün (sav) aleyhinde alaycı sözler söylendiğini gördüğünüzde ya oradan kalkıp gidin ya da açıkça cevap verin. Üçüncü yola münafıklık denilir yani hem toplantıda oturmaya devam etmek hem de üstü kapalı sözlerle cılız bir cevap vermek. Huzur-i Enver şöyle dedi: Ahmedilerin nifaktan kaçınması ve onursuzluk göstermemesi lazım. İnsanlara anlatmak gerekir ki eğer bir şikayetiniz varsa zamanın halifesine yazın, yoksa susun.

Bir defa birisi Hz. Resulüllah’a (sav), bana bir nasihatte bulunun, diye arzetti. Bunun üzerine Hz. Resulüllah (sav) şöyle buyurdu: Allah’ın takvasını benimse ve bir toplantıya gittiğinde eğer onlar takva sözleri söylüyorlarsa orada dur ve eğer hoşlanmadığın bir toplantıya rastlarsan orayı terk et. Başka bir hadiste, Hz. Resulüllah’a (sav), biz hangi insanların toplantısında oturalım, diye soruldu. Hz. Resulüllah (sav) şöyle buyurdu: Allah-u Teala’nın hatırlandığı, dini bilgilerin arttığı ve ahiret düşüncesinin zihinde canlandığı toplantılarda oturun.

Velhasıl, Cemaatin gençlerinin ve onların anne-babalarının özellikle bu konuya dikkatleri çekilmesi lazım ki onlar, İslam’ın sınırlarının dışında kalan toplantılara katılmasınlar. Hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle buyurdu: İnsanın unutmaması lazım ki toplantıların etkisi yavaş yavaş insana sirayet eder. Mesela eğer birisi her gün içki içilen yere giderse bir gün gelir ki o da içki içer. Huzur-i Enver şöyle dedi: Allah’ın lütfu ile calsa, içtima, iclas gibi çeşitli programlar cemaat tarafından düzenlenmektedir ve bunlar gerçek manada İslamî toplantılardır. Bu toplantılara olabildiğince çok katılmak gerekir ve Allah’ın takvasını benimseyerek bu toplantıların hakkını da vermek gerekir. Allah-u Teala bize daima kötü toplantılardan uzak kalmayı nasip etsin ve bizi daima Cemaat nizamına ve Ahmediye Hilafetine bağlı kılsın.

Kaynak: https://www.alislam.org/friday-sermon/2017-09-22.html

https://www.youtube.com/watch?v=Hm1Tphw4c_g
Print Friendly, PDF & Email

Önceki Yazı

25 Ağustos 2017 – İnanç ve iyi niyet

Sonraki Yazı

29 Eylül 2017 – Başarının ve kurtuluşun yolu namaz