Teşehhüd, teavvüz ve Fatiha Suresi’nin tilavetinin ardından Huzur-i Enver (Allah yardımcısı olsun) şöyle buyurdu:
Bu konuşmamda, yıl içinde Allah Teâlâ’nın lütfuyla Ahmediye Cemaati’ne nasip olan gelişmelerin kısa bir özetini sunacağım. Hazırlanan bu özet metni sizler için daha da kısalttım. Bu yıl dünya genelinde Pakistan hariç yeni kurulan cemaat sayısı 398’dir. Bu yeni cemaatlerin yanı sıra, 811 yeni bölgede ilk defa Ahmediye fidanı dikilmiştir. Benin’de bu yıl 86 yeni cemaat kurulmuş olup, ikinci sırada Kongo-Brazzaville, üçüncü sırada ise Liberya yer almaktadır; Allah’ın lütfuyla diğer ülkelerin de uzun bir listesi mevcuttur.
Aynı şekilde yıl içinde inşa edilen veya cemaate bağışlanan camilerin toplam sayısı 172’dir; bunlardan 133’ü yeni inşa edilmiş, 39’u ise hazır olarak cemaate katılmıştır. Camilerin inşa edildiği ülkeler arasında Benin, Nijerya, Gana, Tanzanya, Gine-Bissau, Fildişi Sahili, Birleşik Krallık, Kenya, Amerika, Sierra Leone, Kamerun, Kongo-Kinşasa, Liberya, Senegal, Uganda, Gambiya, Burkina Faso, Almanya, Gine-Konakri, Hindistan, Madagaskar, Mali, Avustralya, Belçika, Belize, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Ekvator Ginesi, Sao Tome ve Zambiya yer almaktadır.
Allah’ın lütfuyla yıl içinde 41 ülkede 127 tebliğ merkezi daha açılmıştır. Bu alanda birinci sırada Kenya, ikinci sırada Gana ve Endonezya (ikisi eşit düzeyde), üçüncü sırada ise Nijer yer almaktadır.
Ahmediye Cemaati fertleri “Vakar-i Amel” (gönüllü hizmet) yoluyla topluma hizmet sunmaktadır. Bu yıl 135 ülkeden gelen raporlara göre 64.644 Vakar-i Amel çalışması gerçekleştirilmiş, bu çalışmalarda 274.873 saat emek harcanmıştır. Gönüllülerin bu özverili çalışmaları sayesinde cemaat bütçesine sağlanan mali tasarruf 3 milyon ABD dolarına ulaşmıştır.
Yayıncılık (Vekalet-i İşaat) raporlarına göre ise 113 ülkeden gelen veriler doğrultusunda, bu yıl 353 farklı kitap, broşür ve kitapçık 37 dilde toplam 1.689.600 adet basılmıştır. Bunun uzun bir detayı var, orayı geçiyorum.
Kur’an-ı Kerim tefsirleri kapsamında, Vadedilen Mesih’in (as) daha önce Urduca olarak 8 cilt halinde basılan tefsirinin eksiksiz Arapça tercümesi ilk kez yayınlanmıştır. Aynı şekilde 5 ciltlik İngilizce tefsirin (Five Volume Commentary) bu yıl ilk cildinin Arapça tercümesi yeniden basılmış, ikinci cildinin Arapça tercümesinin ise ilk baskısı yapılmıştır.
Hadis derlemeleri alanında, Hz. Seyyid Zeynel Abidin Veliullah Şah Bey’in kaleme aldığı Sahih-i Buhari Şerhi’nin birinci cildinin İngilizce tercümesi (geçen yıl tükendiği için) yeniden basılmış, ikinci cildinin İngilizce tercümesi ise ilk kez yayınlanmıştır. Bu da çok büyük bir ilim hazinesidir; arkadaşların bundan faydalanması ve buradaki kitap satış mağazasından bu kitapları satın alması gerekir. Burada önümde de birçok kitap sergileniyor, hepsi mevcuttur ve insanlar bunlardan istifade etmelidir.
Vadedilen Mesih’in (as) kitaplarının çeşitli dillere yapılan tercümeleri kapsamında, 45 kitabın 18 farklı dile çevirisi yapılmıştır. Bu diller arasında Bengalce, Hintçe, İngilizce, Endonezce, Oriya dili, Malayalam, Telugu, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Tamilce, Svahili, Fransızca, Burundi dili, Danca, Assam dili ve Hırvatça yer almaktadır.
Hz. Muslih Mevud’un (ra) 11 kitabı 6 dilde yayınlanmıştır; bunlar arasında Allah’ın varlığının 10 delilini içeren “Delail-i Hasti-i Bari Teâlâ” kitabının yeni tercümesi, “İrfan-ı İlahi” ve “İnkılab-ı Hakiki”nin İngilizce tercümeleri ile “Ahmediyyet yani Hakiki İslam” kitabının Bengalce tercümesi bulunmaktadır. Siretü’n-Nebi (sav) 8. cilt Urduca olarak basılmıştır.
Üçüncü Halife’nin (rh) “Beytullah’ın İnşa Edilmesinin 23 Muazzam Gayesi” adlı kitabının Arapça tercümesi ilk kez yayınlanmıştır.
Dördüncü Halife’nin (rh) “Christianity: A Journey from Facts to Fiction” (Hristiyanlık: Gerçeklerden Kurguya Yolculuk) kitabının Bulgarca, “Elementary Study of Islam” (İslam’a Giriş Bilgileri) kitabının ise Danca tercümesi ilk kez basılmıştır. Aynı şekilde farklı zamanlarda sorulara verdiğim yanıtlar hem kitap formatında hem de İngilizce olarak yayınlanmış; bazı diğer konuşmalarım ise aralarında Fransızca, Arapça, Boşnakça, Almanca, Endonezce, Myanmar dili, Felemenkçe, İspanyolca ve Svahili’nin de bulunduğu çeşitli dillere çevrilmiştir.
Nezaret Neşr-ü İşaat Kadiyan tarafından gönderilen Kur’an-ı Kerim konusundaki rapora göre, Hindistan’ın şu 14 yerel dilinde Kur’an tercümesi basılmıştır: Oriya, Pencapça, Bengalce, Tamilce, Telugu, Dogri, Keşmirce, Kannada, Guceratça, Marathi, Manipuri, Assam dili, Malayalam ve Hintçe. Allah’ın lütfuyla Kadiyan’dan bu kez Kur’an-ı Kerim için daha önce hazırlanan Arapça “Tevhid Nestalik” yazı fontunun ardından, şimdi de tercümeler için Urduca fontu tamamlanmıştır. Bu, Ahmediye Cemaati tarafından geliştirilen ilk Nestalik yazı fontudur. Tefsir-i Sagir’in Arapça metni “Feth-i Manzur” yazı tipinde, Urduca tercümesi ise “Tevhid Nestalik” yazı tipinde hazırlanmış olup şu an üzerinde gözden geçirme çalışmaları yapılmaktadır.
Vadedilen Mesih’in (as) kitaplarının Hindistan’ın bölgesel dillerine yapılan tercümelerinin sayısı 20’dir. Bunların içinde Hintçe, Malayalam, Oriya, Bengalce, Telugu, Tamilce ve Assam dilleri yer almaktadır. Bunun dışında Kadyan’dan birçok farklı kitap ve literatür de basılmıştır.
Vekalet-i Tasnif İngiltere’nin raporuna göre, Elhamdülillah bu yıl yeni bir dil olan Litvanyaca Kur’an-ı Kerim tercümesi basılmıştır ve böylece Ahmediye Cemaati tarafından basılan toplam Kur’an tercümesi sayısı 79’a ulaşmıştır. Bu yıl Birmanya dilindeki Kur’an tercümesinin yeni baskısı yapılmış; ayrıca Japonca ve İtalyanca Kur’an tercümeleri, Tefsir-i Sagir, Dördüncü Halife’nin (rh) eski Urduca tercümesi, Mevlevi Şeer Ali Bey’in İngilizce Kur’an tercümesi ve Kısa Tefsir (Short Commentary) gibi eserler yayınlanmıştır. Vadedilen Mesih’in (as) “Necmü’l-Huda”, “Hutbe-i İlhamiye”, “Keramatü’s-Sadıkin” ve “Melfuzat” 5. cilt eserlerinin İngilizce tercümeleri bu yıl basılmış; Ruhani Hazain 1. cilt (Berahin-i Ahmediye’nin dört bölümü) tek bir cilt halinde İngilizce olarak yayınlanmıştır.
Muslih Mevud’un (ra) “İnkılab-ı Hakiki”, “Mutalebat-ı Tahrik-i Cedid”, “İrfan-ı İlahi” ve “Hz. Ali Hilafetinin Vakaları” kitaplarının İngilizce tercümeleri basılmıştır. Merkezi olarak basılan ve belirttiğim gibi burada sergilenen daha birçok kitap bulunmaktadır. Allah’ın lütfuyla Kur’an-ı Kerim’in (Litvanyaca dahil) 79 dilde yayınlandığını söylemiştim.
Cemaatler vasıtasıyla ücretsiz literatür dağıtımı kapsamında, farklı ülkelerde 2.587 farklı başlıkta toplam 4.462.648 adet kitap ve broşür ücretsiz dağıtılmıştır. Bu vesileyle dünya genelinde 5.524.575 kişiye İslam’ın mesajı ulaştırılmıştır.
Cemaatlerde bölgesel ve merkezi kütüphaneler de kurulmaktadır. Dünyanın 108 ülkesinde şu ana kadar 732’den fazla bölgesel ve merkezi kütüphane faaliyete geçmiştir.
Farklı ülkelerde yan kuruluşlar ve cemaat tarafından dergiler de çıkarılmaktadır. 22 dilde 116 gazete ve dergi yayın hayatına devam etmektedir. Kitap stantları ve kitap fuarları konusunda 87 ülkeden rapor gelmiştir; bu kapsamda düzenlenen 3.688 sergi vesilesiyle 1.070.000’den fazla kişiye İslam-Ahmediyet’in mesajı ulaşmıştır. Bu yıl düzenlenen 7.014 kitap standı ve kitap fuarı aracılığıyla ise 1.362.000’den fazla insana ulaşılmıştır.
Farnham’daki Rakim Press tarafından basılan yalnızca kitap sayısı 157.240’tır. Küçük broşürler, el ilanları, yan kuruluşların dergileri ve kırtasiye malzemeleri bu sayının dışındadır. Allah’ın lütfuyla Rakim Press burada yoğun bir çalışma yürütmektedir.
Afrika’nın 7 ülkesinde kurulu olan matbaalarımızdan 760 bin kitap ile 8 milyon 200 binden fazla dergi, gazete, tebliğ ve terbiye ile ilgili literatür basılmıştır. Bu yıl Uganda’da da yeni bir matbaa kurulmuştur.
Hindistan Vekalet-i Tamil ve Tenfiz’in raporuna göre, Birinci Halife’nin (ra) evinin avlusunda Allah’ın varlığı konusu üzerine “El-Mücib Sergisi” hazırlanmış ve Kadiyan’da Merkezi Araştırma Kurulu kurulmuştur. Kadiyan’da da artık çok güzel sergiler açmaya başladılar.
Arapça Masası’nın raporuna göre, onların sorumluluğunda şu ana kadar basılan kitap sayısı 200’e ulaşmıştır. Bunların arasında Ruhani Hazain’in tüm Urduca kitapları, Melfuzat’ın eksiksiz seti, Hz. Muslih Mevud’un Tefsir-i Kebir’inin 10 ciltlik seti ve diğer 34 kitabın tercümeleri yer almaktadır.
Yıl içinde “Mecmua-i İştiharat”ın üç cildi, “Davetü’l-Emir”in Arapça tercümesi ve bazı diğer kitapların Arapça çevirileri yayınlanmıştır. Vadedilen Mesih’in (as) tefsirinin Arapça tercümesinin 8 ciltlik tam seti basılmıştır.
Bengalce Masası’na göre Vadedilen Mesih’in (as) 6 kitabının Bengalce tercümesi basılmıştır; bunlar arasında Berahin-i Ahmediye 5. Bölüm, Sitare-i Kayseriye, Hakikat’in izharı, Şehadetü’l-Kur’an, Miyarü’l-Mezahib ve Kadiyan’ın Aryaları ile Biz’ yer almaktadır. Ayrıca benim hutbelerimi de yayınlamışlardır.
Fransızca Masası’nın raporuna göre “Lecture Lahore” (Lahor KOnferansı) kitabının Fransızca tercümesi basılmıştır; kalan tercüme çalışmalarına devam etmektedirler.
Türkçe Masası’nda da tercüme çalışmaları aktif bir şekilde yürütülmektedir.
İspanyolca Masası’na göre yıl içinde “Hayat-ı Mesih-i Mevud”, “Keşfü’l-Gıta”, “Kırk İnci Parçası” gibi eserlerin de dahil olduğu 6 kitabın İspanyolca tercümesi ve diğer literatür çalışmaları tamamlanmıştır.
Çince Masası, hz. Muslih Mevud’un 1924 yılındaki Dinler Konferansı’nda yaptığı konuşmanın tercümesini tamamlamıştır.
Uluslararası Araştırma ve Tercüme Ofisi’nin (ITRO) bildirdiğine göre, Seyyid Zeynel Abidin Veliullah Şah Bey’in İngilizce Sahih-i Buhari Şerhi’nin birinci cildinin ikinci baskısı ve mağazamızda mevcut olan ikinci cildi basılmıştır. “El-Tefsirü’l-Müyesser” (5 Ciltlik Tefsirin Arapça tercümesi) birinci ve ikinci ciltleri yayınlanmıştır. Vadedilen Mesih’in (as) fıkıh meselelerine dair beyanlarını içeren “Fıkhü’l-Mesih” kitabının tercümesi basılmıştır. “Mecmua-i İştiharat” 1. cilt ve “El-Kavlü’s-Sahih”in İngilizce tercümeleri tamamlanmış olup son aşamadadır, inşallah yakında yayınlanacaktır.
Bu yıl 120 ülkede toplamda 7 milyon 860 binden fazla el ilanı dağıtılmış, bu yolla 39 milyon 200 binden fazla kişiye mesaj ulaştırılmıştır.
Vakf-ı Nev sisteminde şu anda erkek çocukların sayısı 50.981, kız çocukların sayısı ise 36.686’dır. Bu yıl 74 ülkeden 3.116 anne-baba doğacak çocuklarını Vakf-ı Nev sistemine adamıştır. Araştırma merkezleri ve arşiv odalarının raporları da var ancak buraları geçiyorum.
“Review of Religions” dergisi; Vadedilen Mesih (as) bu dergiyi bizzat kendisi başlatmıştı. Allah’ın lütfuyla bu dergi şu an 124. yılına girmiştir. Dergi; basılı nüshaları, çevrimiçi platformları, sosyal medya videoları ve sergileri aracılığıyla İngilizce, Almanca, İspanyolca ve Fransızca dillerinde milyonlarca insana mesaj iletmektedir. Yıl içinde “Review of Religions”ın dijital versiyonu da yayına başlamıştır. Ayrıca “İslam Merkezi Mekke’nin Yolculuğu” konulu özel bir sayı yayınlanmış ve bu içerik temel alınarak Birleşik Krallık ve Kanada Jalsa Salana organizasyonlarında sergiler düzenlenmiştir.
“El-Fazl International” gazetesi, Allah’ın lütfuyla artık oldukça büyük bir tirajla basılmaktadır.
MTA International bünyesinde 16 departman bulunmaktadır. Toplam 568 çalışan gece gündüz demeden hizmet vermektedir; bu Jalsa’nın yayınları da dünyanın dört bir yanına ulaştırılmakta ve bizler de buradan o manzaraları izleyebilmekteyiz. Bu başarı, aralarında gönüllü olarak çalışan 308 erkek ve 179 kadının da bulunduğu MTA personelinin emeğinin bir sonucudur. Şu anda MTA’nın 8 merkezi kanalı ve Endonezya, Gambiya, Surinam’da kurulu 3 bölgesel kanalı üzerinden sürekli yayın yapılmakta olup, bu yayınlar 11 uydu aracılığıyla dünyanın her köşesine erişmektedir. Bugün bu mesaj, Allah’ın lütfuyla MTA vasıtasıyla dünyanın en ücra noktalarına kadar taşınmaktadır. MTA’da şu anda 28 farklı dilde eş zamanlı çeviri yayınlanmaktadır; bu yıl listeye Arnavutça, İsveççe, Portekizce ve İtalyanca da dahil edilmiştir.
MTA El-Arabiya kanalı vesilesiyle Arap dünyasında cemaate katılımlar devam etmekte olup bu sayı yüzlere ulaşmıştır. Bu yıl MTA merkezinde 807, uluslararası stüdyolarda ise 1.938 program hazırlanmıştır. Bu yıl MTA Afrika kanallarının açılışının 10. yılı tamamlanmıştır. Bu 10 yılda 7 binden fazla program üretilmiş ve binlerce kişi bu kanallar sayesinde İslam-Ahmediyet’i kabul etmiştir. MTA Afrika şu anda kıtada 15 ülkede yerleşik durumdadır; bu yıl Güney Afrika’da yeni bir şube açılmıştır. Afrika’da cemaatimize ait radyo istasyonları da faaliyet göstermekte olup sayıları 26’dır. Gelen raporlara göre, 153.050 saatlik yayını kapsayan 220.057 program yayınlanmış ve milyonlarca kişiye ulaşılmıştır. Raporlara göre, bu programlar vesilesiyle radyodan mesajı alan 19 binden fazla kişi cemaatin tebliğ merkezleriyle irtibata geçmiştir. Birleşik Krallık’taki “Voice of Islam” (İslam’ın Sesi) radyosu da 10 yılını geride bırakmıştır. Şu anda radyo yayınları İngiltere’nin 13 şehrinde DAB üzerinden canlı olarak verilmekte, ayrıca çevrimiçi olarak tüm dünyadan dinlenebilmektedir. Bu radyonun potansiyel erişim alanı 12 milyonun üzerindedir. Geçtiğimiz yıl “Voice of Islam” radyosu, dinler arası uyum ve diyaloğu teşvik etmesinden ötürü ulusal düzeyde prestijli bir ödül olan “Londra Dinler Arası İlişkiler Diyalog Ödülü”ne layık görülmüştür. Bu ödül aynı zamanda “Al-Islam” web sitemize de verilmiştir.
Dünyanın çeşitli ülkelerindeki televizyon ve radyo programlarına dair raporda; MTA International’ın 24 saatlik kesintisiz yayınının yanı sıra, 76 ülkede yerel TV ve radyo kanallarında cemaatin İslam’ın barışçıl mesajını duyurma imkanı bulduğu belirtilmiştir. Bu yıl yapılan 17.138 televizyon programı vasıtasıyla 79.802 saatlik yayın süresi elde edilmiş; cemaat radyoları dışında çeşitli ülkelerdeki yerel radyolarda ise 26.314 saatlik süreyi kapsayan 16 binden fazla program yayınlanmıştır. TV ve radyo programları kanalıyla, ihtiyatlı bir tahmine göre 230 milyondan fazla kişiye ulaşıldığı anlaşılmaktadır.
Yazılı basında çıkan makaleler kapsamında, toplamda 4.160 gazete ve dergi cemaatle ilgili içerik, makale ve haber yayınlamıştır. Bu yayınların ulaştığı toplam okuyucu kitlesi yaklaşık 180 milyonun üzerindedir.
“Al-Islam” web sitesinde “Read Hadith” (Hadis Oku) arama motoru uygulaması kullanıma sunulmuştur; bu uygulamada 16 binden fazla hadis, konularına göre Kur’an-ı Kerim ayetleriyle ilişkilendirilmiştir. Kur’an arama motoru geliştirilmiş, 10 binden fazla referans Kur’an-ı Kerim ile entegre edilmiş ve İbranice tercümenin eklenmesiyle Kur’an uygulamasındaki dil seçeneği 13’e yükselmiştir. “El-Vasiyyet” ve “Biatın On Şartı” adlarında iki yeni uygulama yayına alınmıştır. İngilizce kütüphaneye eklenen 36 yeni e-kitap ile toplam sayı 260’a ulaşmıştır. Al-Islam ekibinin de çok büyük bir kısmı gönüllülerden oluşmakta, neredeyse tamamı gönüllü olarak Allah’ın lütfuyla büyük bir gayretle çalışmaktadır.
Uluslararası Ahmedi Mimar ve Mühendisler Birliği (IAAAE) bu yıl 65 su tulumbası açarak 200 bin kişinin temiz suya ulaşmasını sağlamıştır. 5 ülkede 8 yeni “örnek köy” inşa edilmiştir. 4 ülkede 17 yeni güneş enerjisi sistemi kurulmuş olup, yürüttükleri daha pek çok çalışma mevcuttur.
“Nusret Cihan Meclisi” çatısı altında Afrika’nın 14 ülkesinde 41 klinik ve hastane faaliyet göstermektedir; buralarda 35 merkezi, 54 yerel ve 74 ziyaretçi doktor görev yapmaktadır. Geçtiğimiz yıl 500 binden fazla hastaya tedavi imkanı sunulmuştur. Afrika’nın 13 ülkesinde 620 ilkokul ve ortaokulumuz ile 80 lise düzeyindeki okulumuz eğitim hizmeti vermeye devam etmektedir.
“Humanity First” kuruluşu aracılığıyla toplamda iki buçuk milyondan fazla insana yardım eli uzatılmıştır. 26 ülkede yaşanan 30 doğal afet ve savaş durumundan etkilenen 200 binden fazla kişiye acil yardım ulaştırılmış olup, bu sayıya Gazze’deki 125 bin mağdur da dahildir. Hastaların tedavileri yapılmış, ücretsiz göz taramaları ve katarakt ameliyatları gerçekleştirilmiştir. Aynı şekilde cemaat olarak da ücretsiz tıbbi kamplar kurulmuştur. Buralarda da Allah’ın lütfuyla çok sayıda hasta tedavi edilmiş ve ihtiyaç sahiplerine ücretsiz destek sağlanmıştır. Mahkumlarla iletişim ve onların durumlarını takip etme faaliyetleri kapsamında, 49 ülkede toplam 20.709 mahkumla irtibat kurulmuştur. Onların ufak tefek temel ihtiyaçları karşılanmış ve bu insani yaklaşımın etkisiyle 210 mahkum kendi iç dünyalarında ve hayatlarında olumlu değişimler gerçekleştirmiştir. Gelecekte yaşamlarını daha iyi bir şekilde sürdürme sözü vermelerinin yanı sıra, cemaate katılma kararı alarak biat etmişlerdir.
Nev Mübayiin ile yeniden irtibat kurma konusundaki rapora göre, yıl içinde Kamerun, Nijer, Mali, Benin, Gine-Bissau gibi ülkelerin de dahil olduğu 95 ülkede toplam 54.485 yeni cemaat üyesiyle bağlar pekiştirilmiştir. Yeni katılanlar için düzenlenen eğitim sınıflarına ve yenileme kurslarına katılanların sayısı 182 bindir. Bunun yanı sıra, farklı camilerde görev yapan 264 imama da doğru İslami esaslara uygun olarak mesleki eğitim verilmiştir.
Bu yıl cemaate katılanların toplam sayısı Elhamdülillah 267.596’dır. 132 ülkeden 670’in üzerinde farklı millet Ahmediyet’e dahil olmuştur. Katılımlarda birinci sırada Nijerya yer alırken; onu Kongo-Brazzaville, Gine-Bissau, Kamerun, Gine-Konakri, Liberya, Kongo-Kinşasa, Gambiya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Senegal, Sierra Leone, Tanzanya, Fildişi Sahili, Nijer, Benin, Togo, Kenya, Gana, Uganda, Malavi, Mali, Burkina Faso, Madagaskar, Çad, Zambiya, Ruanda, Burundi, Etiyopya ve Sao Tome izlemektedir. Ayrıca Somali, Zimbabve, Ekvator Ginesi, Mayotte Adası, Mısır, Svaziland, Botsvana, Lesotho, Mauritius, Angola, Yeşil Burun Adaları (Cape Verde), Güney Afrika, Komorlar, Gabon ve Namibya’da da biatler gerçekleşmiştir.
Asya kıtasında en çok biat Endonezya’da olmuş, onu Hindistan, Bangladeş ve Filipinler takip etmiştir. Ayrıca Malezya, Türkiye, Myanmar, Nepal, Kababir (Hayfa), Tayland, Kazakistan, Sri Lanka, Kamboçya, Japonya, Kırgızistan, Özbekistan ve Singapur’da da katılımlar olmuştur.
Avrupa ülkelerinde yıl içinde gerçekleşen biatlerde Almanya birinci sırada yer almaktadır; onu Fransa, Hollanda, Belçika, Azerbaycan, İspanya, İtalya ve Sırbistan takip etmektedir. Ayrıca Norveç, İsviçre, Arnavutluk, Avusturya, Finlandiya, Rusya, İsveç, Çek Cumhuriyeti, Letonya ve Malta’da da az sayıda katılım kaydedilmiştir.
Amerika kıtasında en yoğun katılım Kanada’da olmuş, ardından Amerika Birleşik Devletleri gelmiştir. Yıl içinde Paraguay, Meksika, Belize, Haiti ve Guyana’da da biatler yapılmıştır. Bunun yanı sıra Amerika bölgesindeki Porto Riko, Guatemala, Brezilya, El Salvador, Jamaika, Arjantin, Honduras, Surinam, Panama, Peru, Cayman Adaları, Şili, Kosta Rika, Fransız Guyanası, Martinik, Uruguay ve Venezuela’da da bireysel veya grup halinde katılımlar olmuştur.
Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Pasifik adalarında ise sırasıyla Avustralya, Fiji, Yeni Zelanda, Kiribati, Papua Yeni Gine, Mikronezya, Solomon Adaları, Vanuatu ve Tonga’da biatler gerçekleşmiştir.
Bunların dışında Arap ülkelerinde de cemaate katılımlar olmuştur. Katılımlarla birlikte yeni cemaatler de kurulmuştur; insanların ilgisini daha çok çeken bazı yaşanmış olayları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Liberya Emirliği’nden yazıyorlar: Bomi bölgesindeki Zaan köyü camisinin başimamı Varney Cooper, başlangıçtan beri cemaate karşı olumsuz bir önyargıya sahipti; Ahmedilerin kelime-i şehadetinin farklı olduğunu düşünüyor, (hâşâ) Resul-i Ekrem’in (sav) sünnetine ve Kur’an öğretilerine uymadıklarına inanıyordu. Bu nedenle, kendisi hiçbir şekilde bizi dinlemeye yanaşmadığı için o bölgede tebliğ faaliyeti yapılamamıştı. Bir gün imam rastgele radyoyu karıştırırken Ahmediye Cemaati’nin programına denk gelir. Radyoda Kur’an ve hadis ışığında son derece güzel ve delilli bir üslupla İslami öğretilerin güzelliği anlatılmakta ve Peygamber Efendimiz’in (sav) hayatı üzerine konuşulmaktadır. Bu program hoşuna gidince cemaatin radyo yayınlarını düzenli olarak dinlemeye başlar. Programlar zihninde ve kalbinde derin bir iz bırakır; Ahmediye hakkında kendisine ulaşan tüm olumsuz iddiaların gerçek dışı olduğunu, muhaliflerin özellikle Pakistanlı mollaların büyük bir propaganda yürüttüğünü fark eder. Davranışlarında olumlu bir değişim meydana gelir ve bizzat kendisi mübelliğimizi cuma günü camilerine gelip hutbe vermeye ve insanlara cemaatin inançlarını anlatmaya davet eder. Mübelliğimiz ekibiyle birlikte köye giderek cuma namazını kıldırır, Hz. Peygamber’in (sav) gaybi haberleri doğrultusunda İmam Mehdi’nin (as) gelişi ve İslam’ın yeniden diriliş üzerine konuşur. Bu hitap imam üzerinde büyük bir etki yaratır ve hiçbir tereddüt göstermeden ayağa kalkarak cemaate katıldığını ilan eder. Kendisi bölgenin başimamı olduğu ve çevre köylerden de insanlar cuma namazına geldiği için, onun Ahmediyeti kabul etmesiyle iki köyün halkı daha cemaate dahil olur. Böylece tek bir günde üç yeni köyde Ahmediye fidanı dikildi, yüzlerce kişi biat etti ve yeni cemaatler kuruldu.
Zamanı iyi kullanmak adına olaylardan birer ikişer örnek seçtim.
Bir diğer konu, doğru rüyalar yoluyla Ahmediyeti kabul etmektir. Allah Teâlâ insanlara rüyalar vasıtasıyla da hidayet vermektedir. Çad’daki mübelliğimiz yazıyor: Arap kabilesine mensup bir muallimimiz uzun süredir kız kardeşine tebliğ yapıyordu. Kendisine cemaatin mesajı her iletildiğinde, “Allah bana doğru yolu göstersin ya da Allah size hidayet versin. Eğer siz haklıysanız bana doğru yolu göstersin, bir alamet sunsun; yok eğer haklı değilseniz Allah size hidayet versin de insanların genel olarak doğru kabul ettiği eski İslam anlayışımıza geri dönesiniz” diyordu. Çünkü muallimimizin ailesinin büyük kısmı cemaate muhalifti. Söz konusu hanımefendi şöyle anlatıyor: “Birkaç gün önce gündüz vakti Allah’ı zikretmekle meşguldüm; uyanık iken keşif halinde ulu bir zat gördüm ve aynı anda ‘El-İmamü Hüccetün’ (İmam delildir) sesini işittim. Kardeşim Muhammed Nur İsmail’i evinde ziyarete gittiğimde telefonunda bir fotoğraf gördüm ve bunun kim olduğunu sordum. Kardeşim onun Vadedilen Mesih (as) olduğunu söyledi. Ben de ona birkaç gün önce gündüz vakti keşif halinde gördüğüm zatın bu olduğunu ve ‘İmam delildir’ sesini duyduğumu aktardım. Artık Allah bana yol gösterdi, bu yüzden biat ederek cemaate katılıyorum.” İşte Allah Teâlâ bu şekilde de insanlara yol göstermektedir.
Kamerun’un kuzeyindeki Maroua şehrinin cemaat başkanı anlatıyor: Cemaat camisindeki çocuk sınıfında Mevlana Ebubekir Bey Kur’an-ı Kerim ve dini bilgiler dersi vermekte, aynı zamanda Vadedilen Mesih’in (as) halifelerinin isimlerini de ezberletmektedir. Ahmedi olmayan bir çocuk da oraya gelip gidiyor ve bu isimleri ezberliyor. Bir gün bu çocuk evinde yüksek sesle Ahmediyet halifelerinin isimlerini sayarken benim adımı da (Masrur Ahmed) zikreder. Çocuğun babası Osman Muhammed bu isimlerin tekrarlandığını duyunca şaşırır ve çocuğa ne okuduğunu sorar. Çocuk camide bu isimlerin kendilerine öğretildiğini söyler. Bunun üzerine baba, cemaat başkanımıza giderek bu ismin mahiyetini sorar. Başkanımız da muallimin çocuklara dini bilgilerle birlikte halifelerin isimlerini de öğrettiğini, kendilerinin Ahmedi olduğunu ve mevcut imamlarının Mirza Masrur Ahmed olduğunu açıklar. Bunun üzerine Osman Bey şöyle der: “Ben rüyamda bu ‘Masrur Ahmed’ ismini duymuştum; bana ‘Masrur Ahmed’e itaat et ve onunla birlikte ol’ diye bir ses gelmişti. O zaman bunun kim olduğunu anlayamamış ve çok şaşırmıştım. Bugün çocuğumun ağzından bu ismi duyunca hemen size geldim.” Sonrasında Osman Bey Mevlana Ebubekir ile görüştü, sorularına cevap aldı, kitapları inceledi ve ikna olduktan sonra bu yıl biat ederek cemaate dahil oldu.
İnsanlar bazen de Ahmedilerin ahlakını ve örnek yaşantısını görerek biat etmekte ya da cemaate karşı tutumlarını değiştirmektedir. Mayotte Adası’ndaki mübelliğimiz bir hanımefendinin Ahmediyeti kabul edişini şöyle aktarıyor: Bu hanımefendi ile uzun süredir irtibatta idik ancak bir tereddüt ve kararsızlık içindeydi; fakat üyelerimiz sabır ve ihlasla çabalarını sürdürdüler. Kendisini bir toplantımıza davet ettiğimizde önce çekindi ve kabul etmedi, fakat daha sonra toplantıya katıldı. Toplantıdaki kardeşlik ortamından, cemaatin sevgi dolu samimiyetinden ve konuşmacıların iman tazeleyen hitaplarından derinden etkilendi. Tüm bunlar kalbinde derin bir iz bıraktı ve ertesi gün bizimle iletişime geçerek biat edip İslam-Ahmediyet’e katıldı. İnsanlara karşı sergilenen ahlak ve tutumlar da aslında sessiz birer tebliğ faaliyetidir.
Bunun yanında, cemaate sert muhalefet yaparken sonradan kendisi Ahmedi olan kişiler de mevcuttur. Kongo-Brazzaville’den Muallim Mustafa Bey yazıyor: Burada Mounzi adında bir cemaatimiz var; orada yaşayan bağnaz bir Müslüman, cemaati bir şekilde buradan silmek için uğraşıyordu. Bir gün Ahmediye Cemaatinin tebliğ faaliyetlerini durdurmak amacıyla muallimimiz hakkında polise şikayette bulundu. Muallimimiz karakola çağrıldığında, polis yetkililerinin önünde Ahmediye ile diğer Müslümanların inançları arasındaki farkları net bir şekilde ortaya koydu. Bunun üzerine polis, şikayetçi Osman Misele’den iddialarını açıklamasını istedi ancak o kendi görüşlerini savunamadı. Birkaç ay sonra o bölgede Hristiyanlarla yapılan bir tebliğ sohbeti esnasında o da gelip yanımıza oturdu ve çeşitli sorular yöneltti. Sorularına aldığı tatmin edici cevapların ardından Allah’ın lütfuyla biat etti; böylece köyünden cemaati sürmeye çalışan kişi bizzat kendisi biat ederek Ahmediyet’in çatısı altına girdi.
Nijer Emiri yazıyor: Nijer’in Maradi bölgesindeki bir köyde yedi yıl önce cemaatin mesajı ulaşmış ve köy halkının büyük kısmı biat ederek cemaate girmişti. Aynı köyde yaşayan İmam Laoli Ahmedu adında bir zat, köylüler Ahmedi olunca cemaate karşı sert bir muhalefet başlattı. Cemaatin bir muallimi veya mürebbisi ne zaman o köyü ziyaret etse, onlar ayrılır ayrılmaz insanları cemaate karşı kışkırtmaya başlar ve yıllar boyunca insanları toplayıp cemaat aleyhinde konuşmayı bir alışkanlık haline getirdi. Bu yıl aynı köyden Şehu Hoko Rao adında bir Ahmedi dostumuz imama giderek, “Yıllardır hiçbir araştırma yapmadan cemaat aleyhinde konuşuyorsunuz, en azından bir defa da gelip bizi dinleyin” der. Pakistanlı mollaların durumu da aynı; araştırma yapma niyetleri hiç yok. Araştırsalar gerçeği görecekler. Nitekim o köydeki Ahmedi kardeşimiz, imamı Nijer’deki Meclis Ensarullah ulusal toplantısına davet eder; Laoli Ahmed Sahib bu daveti kabul ederek 2025 yılının Kasım ayındaki Ensarullah toplantısına katılır. Oradaki ortamı gözlemler ve öyle etkilenir ki kalbi tamamen değişerek tüm muhalefetini bırakır; toplantı dönüşü hemen biat eder. Allah’ın lütfuyla şimdi Tahrik-i Cedid ve Vakf-ı Cedid fonlarına düzenli olarak katkı sağlamaya başlamıştır.
Aynı şekilde Sierra Leone’deki yerel mübelliğimiz Cebrail Bey yazıyor: Follapi bölgesindeki bir tebliğ gezisi sırasında, cemaat dışından Hasan Kuara adında bir şahıs insanları defalarca toplayarak bizi dinlememeleri ve mesajımızı kabul etmemeleri yönünde kışkırttı; Ahmediye Cemaati’nin Peygamber Efendimiz’in (sav) sünnetine uymadığını (hâşâ) iddia etti. Mübelliğimiz şöyle anlatıyor: “Bir akşam namazının ardından bir konuşma yaptım ve onlara Müslüman Ahmediye Cemaati’nin her bakımdan hz. Resulullah’ın (sav) sünnetine bağlı olduğunu anlattım. Diğer tarafta ise Ahmedi muhalifleri var; Efendimiz’e (sav) atfederek asılsız bidatlerin peşinden gidiyorlar. Vadedilen Mesih’in (as) geliş amaçlarından biri de sünnet adı altında yürütülen bu bidatleri ortadan kaldırmaktı. Konuşmanın ardından o itiraz eden adam ayağa kalktı ve herkesin önünde şöyle dedi: ‘Ben Ahmediye Cemaati’nin mesajını reddediyordum ancak bugün bu anlatılanları duyduktan sonra emin oldum ki Müslüman Ahmediye Cemaati her yönüyle hz. Resulullah’ın sünnetini yaşatmaktadır ve ben ölene kadar bu cemaatle birlikteyim’.” Sonrasında form isteyerek biat etti ve Allah’ın lütfuyla şu an cemaatin son derece aktif bir üyesidir.
Ahmediye radyoları vasıtasıyla da yoğun tebliğ yapılmaktadır. Kongo-Kinşasa’daki yerel mübelliğimiz, yerel radyoda cemaatin programını sunduğunu belirtiyor. Sünni bir imam kendisine telefonla mesaj atarak şöyle der: “Radyoda Mesih’in gelişiyle ilgili konuşmanızı dinledim; orada Mirza Gulam Ahmed Bey’i bu zamanın Mesihi olarak sundunuz ve bu durum kalbimde büyük bir huzursuzluk yarattı. Şu an hastayım, lütfen yanıma gelin; aklımda şüphelerle ölmek istemiyorum.” Yerel mübelliğimiz onun yanına gidip sohbet etti; söz konusu zat cemaatin mesajını kabul etti ve bu mesajı kendi cemaatine de yayacağını ifade ederek şöyle ekledi: “Daha önce Hz. Mirza Gulam Ahmed Bey hakkında yürüttüğüm muhalefetten ötürü Allah Teâlâ’dan af diliyorum. Eğer Allah bana ömür verirse bundan sonra tüm tebliğ faaliyetlerinde sizinleyim ve son nefesime kadar imanıma sadık kalacağım. Lütfen zamanın halifesine selamımı iletin.” İşte böyle temiz fıtratlı imamlar da vardır. Keşke bu temiz fıtratlı imamlardan Pakistan’da da doğsa.
Biat ettikten sonra yeni katılanlarda olağanüstü değişimler gözlemlenmektedir. Nijerya Emiri anlatıyor: Nijer bölgesindeki bir cemaatte yeni bir cami inşa edilmiştir. Açılış esnasında o cemaatten Tasiu Hasan adında Ahmedi bir arkadaşımız eski günlerini hatırlayarak son derece duygusal ve iman tazeleyen bir konuşma yaptı. Şöyle aktardı: “Bir zamanlar bu köyün ortamı çok kötüydü ve maneviyattan tamamen yoksundu. Burada beş vakit namaz kılmayı veya cuma namazını geçtik, bunun hayal edilmesi bile imkansızdı. Durum öyleydi ki, eğer dışarıdan gelen biri köyün bir yerinde namaz kılacak olsa, namaz kıldığı o yer köylüler tarafından defalarca yakılarak temizlenirdi. Köyün genelinde kötülükler yaygındı. İnsanlar açıkça içki üretip tüketiyorlardı. Düğünler, çocukların doğumu vesilesiyle verilen akika davetleri veya diğer etkinliklerin hiçbiri içkisiz geçmezdi. Bu karanlık dönemde, dokuz yıl önce köyümüze Vadedilen Mesih’in (as) mesajı ulaştı. Hakikatin sesini duyarak bazı temiz ruhlar biat etti ve bununla birlikte olağanüstü bir manevi devrim başladı. İnsanlar günahları ve kötülükleri bırakıp namaza ve ibadete yöneldiler. Alkolden ve diğer çirkin işlerden tövbe ederek temiz bir yaşam tarzı benimsediler. Bugün ise durum öyle bir hal aldı ki; yaşlı, çocuk, genç herkes el ele vererek bu caminin inşasında karınca kararınca çalıştı ve kazançlarından Allah yolunda harcadılar. Bugün bu cami sadece bir taş bina değil, bizim için bir mucizedir. Geçmişte nerede durduğumuzu ve bugün Allah’ın bizi nereye taşıdığını çok iyi hatırlıyorum. Bugün bu cami, Muhammedi Mesih’in (sav) mesajının sadece dünyanın her köşesine ulaşmakla kalmayıp, aynı zamanda insanlarda pak manevi değişimler yarattığının ve imanımızı her zamankinden daha güçlü kıldığının bir kanıtıdır.” İşte Vadedilen Mesih’in (as) mesajıyla orada yaşanan devrim budur.
Zimbabve Cemaat Başkanı yazıyor: Burada Jotham Chushu adında Hristiyan bir arkadaş biat etti. Ahmediyeti kabul etmeden önce madde bağımlılığı vardı; bu zor şartlarda bile iki üyemiz onunla irtibatı koparmadı, cemaat programlarına davet etti ve bazen cuma namazına getirdi. Biat ettikten sonra o şöyle dedi: “Beni Ahmedi yapan şey Ahmedilerin sergilediği güzel ahlaktır. Ahmediler herkese sevgi ve saygıyla yaklaşıyorlar. Ben kötü işler yapıyordum ancak artık bu işleri bıraktım çünkü bu cemaat bana ışık gösterdi.” Şimdi bu şahıs cuma namazlarına düzenli katılmakta ve cemaat faaliyetlerinde yer almaktadır. Aynı şekilde, bazen bazı hatalara düşen Ahmedilerin de bu insanlardan ibret alması gerekir; bizler dünyaya devrim getireceksek önce kendimizi düzeltmeliyiz. Ahmediyetten tamamen habersiz olan ve cahil kalan insanların temiz fıtratları sayesinde Allah tarafından ıslah edilmesi mümkün oluyorsa, bazı yoldan çıkanların da ıslahı mümkündür. Bu nedenle gençlerimizin ve zaman zaman hatalara düşen büyüklerimizin bu yönü düşünmesi gerekir.
Tacikistan Sorumlusu yazıyor: Behruz adında yeni Ahmedi olan bir arkadaşımız mali fedakarlık kampanyalarına aktif katılıyor. Kendisine biat etmenin ve mali fedakarlıkta bulunmanın hayatında ne gibi değişiklikler yarattığı sorulduğunda şöyle cevap veriyor: “Biat ettikten sonra Allah Teâlâ bana sayısız lütuflarda bulundu. Birincisi, manevi gelişimim için zamanın halifesinin hutbelerini düzenli olarak dinliyorum. Kız çocuklarım vardı, bir erkek çocuk bahşedilmesi için halifeye dua ricasında bulundum; Allah duayı kabul etti ve bana bir erkek evlat verdi. Çocuk doğduğunda kalbinde doğuştan bir delik vardı ve doktorlar ameliyat edilmesi gerektiğini, ancak yaşama şansının çok düşük olduğunu söylediler. Tekrar zamanın halifesine dua için yazdım; Allah Teâlâ bir mucize gösterdi ve oğlum tamamen sağlığına kavuştu. Biat etmekle hem dünyevi hem de dini açıdan pek çok fayda gördüm. Önceden borç içindeydim, sonrasında Rusya’ya gittim; kazancım öyle arttı ki şimdi kendi tarım arazimi satın aldım ve evimi inşa ettim. Hayret verici bir şekilde artık hiçbir işimde zorlukla karşılaşmıyorum ve bu kadar kısa sürede durumum tamamen değişti.” Bunların hepsinin Ahmediyeti kabul etmenin ve mali fedakarlıkların bereketi olduğunu belirterek, evini orada namaz merkezi olarak cemaatin kullanımına sunmuştur.
Çek Cumhuriyeti’nden bildiriyorlar: Numan Khanzada adında bir arkadaşımız yakın zamanda biat etmiştir. Biat sonrasında MTA yayınlarından o kadar etkilenmiştir ki, çalıştığı dükkanda sürekli olarak MTA’yı açık tutmakta, benim hutbelerimi ve cemaat nazımlarını dükkanında düzenli olarak dinlemektedir. Bir gün Ganalı Cebrail adında bir şahıs bir iş için bu dükkana gelir. Orada MTA’yı açık görünce şaşırır ve dükkanda bir Ahmedi olup olmadığını sorar. Numan Bey kendisinin yakın zamanda biat ettiğini ve Çek Cumhuriyeti Ahmediye Cemaati’nin bir üyesi olduğunu söyler. Bunu duyan Cebrail Bey kendisinin de Ahmedi olduğunu, Gana’dan gelerek eğitim amacıyla Çek Cumhuriyeti’nin bu küçük şehrinde yaşadığını ve uzun süredir cemaatle irtibat kurmaya çalıştığını ancak başaramadığını ifade eder. Bugün MTA’nın bereketiyle bir Ahmedi ile tanışma ve cemaatle bağ kurma imkanına kavuşmuştur.
Orta Afrika’dan yeni katılan Abdülaziz Bey anlatıyor: “Arkadaşımla birlikte cuma namazını kılmak için gidiyorduk; bir caminin önünden geçerken arkadaşıma ‘Burası yakın bir cami, cuma namazını burada kılalım’ dedim. Arkadaşım ise ‘Hayır, burası Ahmedilerin camisidir; onların İslam anlayışı farklı, bizimki farklı’ dedi. Fakat onun bu sözü aklıma takıldı ve içimde ‘Nasıl olur da farklı bir İslam olabilir?’ diye bir merak uyandı. Bir sonraki cuma namazını Ahmedilerin camisinde kılmaya karar verdim. Camiye girdiğimde ne göreyim; ezan aynı ezan, namaz aynı namazdı. Üstelik buradaki hutbe oldukça sade ve anlaşılır bir dille sunuluyordu. Bu yüzden biat ederek Ahmediye Cemaati’ne girdim ve Allah’ın lütfuyla şimdi namazlarımı düzenli kılan biriyim.”
Yeni katılanların karşılaştığı muhalefetler çetin olabiliyor ancak onlar Allah’ın lütfuyla sebat etmenin güzel örneklerini sergiliyorlar. Gine-Konakri’nin Boké bölgesindeki Kafiliya köyünden yeni katılan bir arkadaşımız anlatıyor: Biat ettiğinde köyün aşırılıkçı grupları evine saldırıp taş yağmuruna tutmuşlar ve Ahmediyeti bırakmasını söyleyerek “Sen kafir oldun” demişler, fakat kendisi gayet müsterih kalmıştır. Korkutma çabalarına rağmen imanında sebatlı kalınca, hakkında polise asılsız şikayette bulunarak onu hapse attırmışlar. Şöyle diyor: “Hayatımda ilk defa hapse girdim ancak kalbim huzurluydu ve Allah rızası için hapse girmekten, Mevla yolunda esir düşmekten ötürü büyük bir gurur duyuyordum; hiçbir endişem yoktu. İki gün sonra polis bana suçsuz olduğumu söyleyerek serbest bıraktığında büyük bir gururla evime döndüm. Bana karşı bu tertibi kuranlar büyük bir utanç içindeydiler ve bana mahcup gözlerle bakıyorlardı. Ben ise insanlara gururla şunu anlatıyordum: Bakın, Allah Teâlâ bana Resul-i Ekrem’in (sav) sünnetine uyma ve tıpkı onun sahabileri gibi din uğruna sıkıntılara katlanma lütfunu bahşetti.”
Son olarak Vadedilen Mesih’in (as) eserlerinden kısa bazı alıntılar okuyacağım. Şöyle buyurmaktadır:
“Vazgeçin ve bu gazaptan korkun; fitneci hareketlerinize mühür vurduğunuzu bilin. Eğer Allah sizinle olsaydı, bu kadar hile ve aldatmacaya ihtiyacınız kalmazdı. İçinizden tek bir kişinin duası bile beni yok etmeye yeterdi ancak hiçbirinizin duası semaya yükselmedi; aksine duaların etkisiyle günbegün sizin sonunuz yaklaşmaktadır. Görmüyor musunuz ki siz eksiliyorsunuz, biz ise artıyoruz. Eğer adımlarınız bir hakikate dayansaydı, bu mücadelenin sonucu böyle mi olmalıydı?”
Yine şöyle buyurmaktadır:
“Ey gafil topluluk! Bu, semavi bir cemaattir. Allah ile savaşmayın, O’nu yok edemezsiniz. O’nun sözü daima üstündür; nefislerinize zulmetmeyin ve Allah tarafından sizin ıslahınız için var edilen bu cemaati küçümsemeyin. Kesin olarak bilin ki, eğer bu iş bir beşer işi olsaydı ve arkasında gizli bir el bulunmasaydı, bu hareket çoktan yerle bir olurdu ve böyle bir iftiracı öyle çabuk helak edilirdi ki bugün kemiklerinin izine bile rastlanmazdı. Bu yüzden muhalefet faaliyetlerinizi yeniden gözden geçirin, muhalefet faaliyetlerinizi yeniden gözden geçirin. En azından bir hata yapmış olabileceğinizi ve bu savaşınızın belki de Allah’a karşı olduğunu düşünün. Allah ile asla savaşamazsınız.”
Dilerim dünya ve bilhassa İslam dünyası bu mesajı anlar ve Allah Teâlâ’nın bu çağda Müslümanları vahdet ipinde toplamak ve onları Resul-i Ekrem’in (sav) hakiki bağlılığına ulaştırmak için gönderdiği bu el üzerinde birleşir. Allah Teâlâ bizlere de sorumluluklarımızı yerine getirme gücü versin.
Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.










