Resulullah (sav) Aşığına Kafir Denilebilir mi?

Ahmed Hazretleri (a.s.), içtenlikle ve tamamen Hazret-i Resulüllâh’a (S.A.V.) bağlı ve ümmetinden biridir. Allah’a (c.c.) ve Hazret-i Muhammed’e (s.a.v.) can-ü gönülden âşık olan Ahmed (a.s.) bakın bu konuda ne diyor:

“Allah’tan sonra ben Muhammed’in (s.a.v.) sevgisi ile mest olmuşumdur. Eğer Hazret-i Muhammed’e (s.a.v.) âşık olmak kâfirlik ise, Allah adına yemin ederim ki ben çok katı bir kâfirim. [1]

Arapça bir kasidesinde de Hazret-i Muhammed’i şöyle methediyor:

“Hazret-i Muhammed, kemâlıyla, güzelliği ile, ululuğuyla, ve doygun kalbiyle bütün insanlara üstünlük kazanmıştır. Hiç şüphesiz, Hazret-i Muhammed (s.a.v.) insanların en iyisidir. O, şereflilerin ilki ve seçilmiş olanların en seçilmişidir. Benim vücûdum büyük bir şevk ve arzu ile sana doğru uçmaktadır; keşke bende uçma kuvveti olsaydı.”[2]

Bu şiir Ahmed Hazretlerinin Kaside-i İlhamiyesinden alınmıştır. Arapça olan bu kaside Hz. Muhammed’in (s.a.v.) methini kapsamaktadır. Ahmet Hazretleri (a.s.) kasidesini, kendisi için yabancı bir dil olan Arapça olarak yazmıştır. Bu kasideyi yazdıktan sonra Ahmed Hazretleri (a.s.) bütün dünya ilim adamlarını bilhassa Arap alemini, Allah’tan (c.c.) vahiy alarak, O’nun yardımıyla söylediği bu kasidenin bir benzerini yazmaya çağırdı. Bu meydan okuyuşuna bugüne kadar hiçbir yerden cevap gelmemiştir.

Ahmed Hazretleri (a.s.) sık sık, Hazret-i Muhammed’in (s.a.v.) yüksek mertebesini izah etmiş, rûhânî yönden her ne bulduysa, Hazret-i Muhammed’e (s.a.v.) tâbi olarak bulduğunu açıklamıştır. Bu da Ahmediye Hareketinin yeni bir din olmadığını göstermektedir. Bakın Ahmed Hazretleri (a.s.) bu konuda ne diyor:

“Bütün insânoğulları için şimdi Muhammed Mustafa’dan (S.A.V.) başka hiç bir peygamber ve şefaat edici yoktur … Gök altında ne mertebe olarak ona eşit başka bir peygamber vardır, ne de Kur’an mertebesinde başka bir kitap bulunmaktadır. Allah başka hiç birisinin dâima yaşamasını istememiştir; fakat bu seçkin peygamber dâima yaşamaktadır.”[3]

Bir Urdu şiirinde de şöyle der:

O nura kurban olayım. Ben yalnız onun için varım. O vardır, ben neyim ki Son kararımız da işte budur. Biz her ne bulduysak hep ondan bulduk. Allah’ım sen buna şâhidsin. Bize hakkı ve gerçek doğruluğu gösteren ay yüzlü işte odur.[4]

Başka bir yerde, Ahmed Hazretleri (A.S.), Hazret-i Muhammed (S.A.V.) hakkında şöyle demektedir:

“Bizim peygamberimiz, Allah’ın nurundan yaratılmış olan peygamberdir.”[5]

Yine başka bir yerde Hazret-i Muhammed’i (S.A.V.) şöyle metheder:

“Gerçek olan şudur ki, bütün peygamberlerin en yücesi dünyânın en büyük terbiyecisi olan Hazret-i Muhammed’dir (S.A.V.) Yani eliyle dünyânın en büyük fesadı düzeltilmiş olan kişi; ki kaybolmuş ve ortadan kalkmış tevhidi (Allah’ın tek oluşunu) yeryüzüne tekrar yerleştirdi ve bütün bâtıl ve yanlış dinleri delil ve ispat gücüyle yenerek, yolunu şaşırmış her insanın şüphelerini ortadan kaldırdı.”[6]Değerli okuyucular! Ahmed Hazretleri gibi, Allah (c.c.) Resulüllah (s.a.v.), İslam ve Kuran aşığına kafir demek doğru mudur? Hazreti Resulüllah (s.a.v.) Müslüman’ı şöyle tanımlamıştır:

“Herkim namazımızı eda eder ve yüzünü kıblemize doğru çevirirse ve bizim kestiğimiz hayvanın etini yerse o Müslimdir. O, Allah’ın (c.c.) ve Allah’ın (c.c.) Resûlünün (s.a.v.) korunmasındadır. Allah’ın (c.c.) korumasını (ve zimmetini) bozmayınız.” [7]

Print Friendly, PDF & Email

Önceki Yazı

Ahmedilere Yapılan Zulüm

Sonraki Yazı

Neden Ayrı Bir Cemaat?