Sahabelerin Doğru Örneklerine Benzemeye Çalışmak - Müslüman Ahmediye Cemaati

Sahabelerin Doğru Örneklerine Benzemeye Çalışmak

30 Mayıs 2023

Beşinci Halife ve Müslüman Ahmediye Cemaati’nin Dünya Çapındaki Başkanı Mirza Masrur Ahmedaba Hazretleri tarafından, 21 Mayıs 2023 tarihinde İngiltere’de Beytül Futuh Camii’nde düzenlenen Birleşik Krallık Ulusal Şura Meclisi’nde yapılan konuşmanın resmi metnidir.

* Lütfen dikkat; Bu metin açık bir izin olmaksızın başka web sitelerinde ya da basılı biçimde çoğaltılamaz.

Teşehhüd, teavvuz ve Fatiha Suresini okuduktan sonra, Mirza Masrur Ahmedaba Hazretleri şöyle buyurdu:

‘Allah’ın lütfu ile Birleşik Krallık Cemaati, ulusal Şura Meclisi’ni düzenleyebilmiştir. Müzakerelerinizin verimli olması ve bunların halis bir kalple, içtenlik ve tevazu ile yürütülmesi, keza Yüce Allah’ın mümkün olan en iyi sonuçların ortaya çıkmasını mümkün kılması için duada bulunuyorum. Bundan başka dua ediyorum ki sizler, daha sonra onaylanacak Şura tavsiyelerinin mümkün olan en iyi şekilde yerine getirilmesini sağlamak için üzerlerinize düşeni de yapabilesiniz; İnşallah.

Haberiniz olduğu üzere, bu yakınlardaki 12 Mayıs tarihli Cuma Hutbemde, Şura Meclisi hakkında biraz ayrıntılı konuştum. O zaman söylediklerimi bir kez daha tekrar etmek isterim ki, Şura bitince sorumluluklarınız sona ermemektedir. Aksine, görevlerinizin daha yeni başladığını göz önünde bulundurmalısınız. Resmi müzakereler sona erdiğinde, bütün temsilciler ve Cemaat’in görevlileri, Halifetu’l Mesih tarafından hangi tavsiyeler onaylanmışsa, bunların yürürlüğe sokulması için çaba göstermelidir.

Bunu akılda tutarak duada bulunuyorum ki, Yüce Allah sizleri gereken ruh ve gayret ile hizmet etmekte muvaffak eylesin. Sizler hep beraber Zamanın Halifesine gerçek Sultan-e-Nâsır (Hak yardımcılar) olunuz, keza hepiniz, Yüce Allah’ın bu devirde Vadedilen Mesih’ias göndermiş olduğu gayeleri de yerine getirebilin. Şüphe yok ki, eğer bizler onun misyonunu gerçekleştirmek üzere ciddiyetle çabalarsak, o zaman yaşamımızın gerçek hedeflerini, keza Şura Meclisi’nin toplanma amacını da yerine getirdiğimizi söylememiz mümkün olur. Hatırımızda bunu bulundurarak, 1944 senesinde Muslih Mevudra Hazretlerinin Şura Meclisi vesilesiyle yaptığı konuşmasının ilk bölümünden istifade edip, bunu özetlemek istiyorum. Onun akıl dolu sözleriyle bizler, görev ve sorumluluklarımız hakkında büyük bir anlayış kazanmaktayız. Muslih Mevudra Hazretleri konuşmasında, Vadedilen Mesih’inas şu beytinden alıntı yapmıştır:

صحابہ سے ملا جب مجھ کو پایا

Bu beytin ilk kısmıdır. (Burada) demektedir ki, bana katıldığınızda, sahabe ile birleşeceksiniz. Bu aydınlatıcı sözler şu müjdeyi vermektedir ki, Vadedilen Mesih’ias tüm kalbiyle kabul edenler, Allah’ın lütfuyla, Peygamber Efendimiz’insav ashabının safına katılacaklar. Bu konuya açıklık kazandırarak Muslih Mevudra Hazretleri, bunun farklı bir çağdan gelen bir kimsenin, Peygamber Efendimiz’isav bedenen görme ve onunla karşılaşma yeteneği kazanacağı anlamına gelmediğini açıklamaktadır. Elbette ki bu imkânsızdır ve doğanın kanunlarına da aykırıdır. Aksine bu, kişinin takva ehli davranışları ve amelleriyle, sahabenin manevi mertebesine erişebileceği anlamına gelmektedir. Muslih Mevudra Hazretleri şöyle buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz’insav mübarek döneminden sonra gelen birçok kimsenin amelleri o denli yüksek standartlardaydı ki, Yüce Allah kendilerinin Peygamber Eefendimizsav ile manen birleşmelerini, keza onun manevi ashabının saflarına katılmalarını mümkün kıldı. Buna mukabil, Peygamber Eefendimiz’insav döneminde yaşama, onunla tanışma ve onun Allah tarafından ilham edilmiş kelamını dinleme şansına sahip olmasına rağmen, kendisini kabul etmeyen ve Yüce Allah’tan uzak duran nice cahil kimseler bulunmaktaydı. Bu nedenle onlar, onun ashabından sayılmazlar. Aksine onlar, münafık ve kâfirler arasında sayılırlar. Sonuç olarak ‘sahabe’ kelimesinin anlamı, bir peygamber ile karşılaşan ve onun sohbetinde bulunmak şansına sahip olan bir kimse ile sınırlı değildir. Aslında bu kelimenin içinde çok daha derin bir anlam gizlidir. Bir peygamberin sahabesi öyle bir kimsedir ki, onun kalbi, Allah’ın sevgilisi ile olan münasebeti marifetiyle manevi olarak temizlenmiş ve dönüştürülmüştür. O öyle bir kimsedir ki, onun manevi nabzı, efendisi ile mükemmel bir uyum içerisinde, itaatkâr bir şekilde atar. O, imanı ve samimiyeti saf olan, keza imanı için daima her türlü fedakârlığı yapmaya hazır olan bir kimsedir. Muslih Mevudra Hazretleri daha fazla açıklayarak, bir kraliyet mahkemesinin örneğini vermektedir. O, bir saray mensubunun, hizmetçilere ve ev personeline kıyasla hükümdarla daha az zaman geçirdiğini belirtmektedir. Yine de zikredilenden sonuncusu, kraliyet ailesine gelip gitmelerine ve hükümdarın yakınında çok fazla zaman geçirmelerine rağmen, hükümdarın yakın dostları olarak kabul edilmezler. Buna mukabil, hükümdarla daha az veya hiç vakit geçirmeyen, ancak ona hizmet eden ve işlerini kolaylaştıranlar, onun en yakın dostları ve güvenilir saray mensupları olarak kabul edilirler.

Netice olarak yol arkadaşı (sahabe) olmak, liderine bedensel bir yakınlık değil, ruhsal ve duygusal bir bağ gerektirir, sadakatten ödün vermeyen bir nur, sahabe olmanın esasıdır. Onun bir kimse için gerekli kıldığı, onun güvendiği ve inandığı kişinin itibarını içtenlikle ve mutlulukla kabul etmesidir. Bu bir sahabenin, liderine benzemek ve onun ayak izlerini takip etmek için çalışmasını, keza ona bütünüyle itaatkâr olmasını gerekli kılar. Her şeyin üstünde ise o, inançlar, davranışlar ve ahlaki değerler bakımından mükemmel bir uyumu gerektirir.

Dolayısıyla bu üç vasıf, sadık bir yol arkadaşı (sahabe) olmanın esasıdır. Kişinin doğruluğuna kesin bir inanç ve kanaat, onun gibi amel etmeye çalışmak, keza onun ahlaki değerleri ve öğretilerine göre yaşamak. Peygamber Efendimiz’insav mübarek birlikteliğinde bulunma şerefine nail olan pek çok kimse, hakiki bir sahabe seviyesine ve mertebesine erişmiştir.

Aynı zamanda Muslih Mevudra Hazretleri şöyle buyurmaktadır. Peygamber Eefendimiz’insav ümmetinde, Hz. Peygambersav ile fiziken hiç birlikte olmamasına rağmen, sahabe mertebesine ulaşmış sayısız kişilerin bulunduğu bir gerçektir. Onların takva ve samimiyetleri, kendilerinin zaman ve coğrafyaya bağlı mesafeleri aşmalarını ve sıddık sahabelerden sayılmalarını mümkün kılmıştır.

 

Onlar bu şerefi, bütünüyle Peygamber Efendimiz’insav sevgisine kapıldıkları ve sınırsız bir tutku ile Yüce Allah’ın yakınlığını elde etmek üzere çabaladıkları için elde ettiler.  Bundan başka Muslih Mevudra Hazretleri açıklamıştır ki, Peygamber Efendimiz’insav devrinde sahabe mertebesine ulaşanlar yalnızca Hz. Ebu Bekirra, Hz. Ömerra, Hz. Osmanra ve Hz. Alira gibiler değildi. Aksine Peygamber Efendimiz’insav devrinde kendisine karşı en temel sadakat, sevgi ve samimiyet duyguları aşılanmış olanlar, onun sahabesi sayıldılar.

Mesela rivayet edilir ki, bir hanım küçük çocuğunu Peygamber Efendimiz’insav yanına götürür ve Peygamber Efendimizsav de sevgiyle ağzından bir miktar tükürük alıp çocuğun ağzına sıçratır. Tarih, bu talihli çocuğu Peygamber Efendimiz’insav sahabesi olarak kaydetmiştir.

Diğer taraftan ise sahabeler arasında, savunma savaşları ve mücadelelerde imanları uğruna muazzam kahramanlık ve cesaretle savaşmış kimseler bulunmaktaydı. Birçok sahabe, İslam muhaliflerinin açtıkları yaralara yenik düşmüşlerdir. Bu yüzden, bir çocuk yalnızca Peygamber Efendimiz’insav bahşettiği tatlı ve hoş kokulu su ile sahabeliği elde ederken, diğerleri kana susamış İslam muhaliflerinin ellerinde hayatlarını feda ederek bunu kazandılar.

Dolayısıyla Muslih Mevudra Hazretleri buyurmuştur ki, Peygamber Efendimiz’insav zamanında sahabe mertebesini kazanmak nispeten daha kolaydı. Peygamber Efendimiz’insav devrinden sonra dünyaya gelenler için ise sahabe mertebesine ulaşmak çok daha fazla çaba ve fedakârlık gerektirmektedir. Bu Peygamber Efendimiz’esav mümkün olan en yüksek sadakat ve itaat standartlarını gerekli kılar.

Elhamdulillah, Allah’ın lütfu ile tarih boyunca pek çok muhlis Müslüman böyle bir manevi mertebeye erişmiştir. Onlar Peygamber Efendimiz’isav madden görmemiş olsalar da, mümin gönüllerinin derinliklerine işlemiş olan manevî gözleri, O’nu idrak etmelerini ve O’nunla kopmaz bir bağ kurmalarını mümkün kılmıştır.

Muslih Mevudra Hazretleri buyurmaktadır ki, bu yolla Yüce Allah kendi İhsanı ve Lütfundan, kalpleri Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ashabından olma arzusuyla sızlayan bütün salih ruhlara, hidayet yolunda ilahi, manevî bir kapıyı ebediyen açmıştır. Ve bu çağda, Vadedilen Mesih’inas safına katılarak, ona biat edenler, onun görevinde sadakatle hizmette bulunanlar, onun sahabesi olma mertebesini elde edebilirler. Bu nedenle hepinizi, Vadedilen Mesih’inas şu sözleri üzerinde etraflıca düşünmeye davet ediyorum.

صحابہ سے ملا جب مجھ کو پایا

“Benimle birleşeceğiniz zaman, sizler de sahabeye katılacaksınız.”

Peygamber Efendimiz’insav ve Vadedilen Mesih’inas manevi sahabeliğini kazanmak (şeklindeki,) Yüce Allah’ın insanoğluna bahşettiği daimi hediyeden istifade etmeye çalışın. Bu, Vadedilen Mesih’ias kabul ettikten sonra, her zamankinden daha çok Peygamber Efendimiz’insav sünnetine uygun amel etmemizi, onun öğretilerini özümsememizi ve Yüce Allah ile diri bir münasebet kurmamızı gerekli kılar. İslam’ın mesajını yaymak için muhtemel tüm fedakârlıklara hazır bulunmamızı, keza yoğun ve azimli bir kararlılığa sahip olmamızı da talep eder.

Madden sahabe olmadıkları halde, böylesi yüce manevi üst derecelere tırmanan kimselerin yüksek mertebeleri öyle olur ki, Yüce Allah aynı Peygamber Efendimiz’insav ve Vadedilen Mesih’inas ashabına bahşettiği gibi, kendilerine de Yakınlığını ve Sevgisini bağışlayacaktır. Onların manevi sahabeleri olmayı başarırsak, Peygamber Efendimizsav ve Vadedilen Mesih’inas insanları Yüce Allah’a yaklaştırmak olan zuhur amacını da yerine getirmiş olacağız. Muslih Mevudra Hazretleri, manevi sahabelik felsefesini daha fazla açıklamaya devam etmektedir. O buyurmaktadır ki, Yüce Allah’ın hükmüne göre bu çağda İslam’ın öğretileri rasyonel delil ve mantıksal ispat yoluyla iletilecektir. Neticede, bütün dünyanın Ahmediyet’i bir gecede kabul etmesi beklenemez. Aksine, Vadedilen Mesih’inas Cemaati zamanla yayılacak ve büyüyecektir. Bu dikkate alındığında, Yüce Allah benzersiz lütfu ve rahmetiyle peygamber sahabeliğinin eşsiz mertebesini, insanoğlunun ebediyen elde edip kazanabilmesi devam etsin diye genişletmiştir. Muslih Mevudra Hazretleri buyurmaktadır ki, Hilafet’in bu döneminde yüzbinlerce insan manevi sahabelik mertebesine ulaştı ve onlar, durmadan İslam Ahmediye öğretilerini yaymakla meşgul oldular. Şimdi, bu devirde ise bütün Ahmediler’in en önemli görevi, Peygamber Efendimiz’insav ve Vadedilen Mesih’inas manevi sahabesi olmak için çabalamaktır. Bu, önümüze çıkan her türlü zorluğa, sabırla ve Allah’a sarsılmaz bir tevekkül ile karşı koymaya hazır olmamızı gerektirir. Bu bakımdan Muslih Mevudra Hazretleri buyurmaktadır ki, sınav ve musibetler, bir kimsenin imanının artıp, ilerlemesi için bir ön koşuldur. Gerçekten de Yüce Allah’ın yöntemi öyledir ki, kimi zaman O, kulları için manevi kurtuluş ve gerçek özgürlüğe giden yolu, sıkıntı ve zorluklar vasıtasıyla sunar. Bir kez dünyevi prangalar ve materyalizmden kurtulduktan sonra bir kimse, bütün enerjisini inanç ve idealleri doğrultusunda yaşamaya ve onun yayılmasında kilit rol oynamaya odaklayabilir. Kimi zaman şu da olur ki,  Yüce Allah şan ve azametini sınavlar yoluyla gösterir. O insanoğluna, Vadedilen Mesih’inas cemaatinin sürekli olarak gelişmesini ancak Kendisinin sağlayacağını ve herhangi kişi yahut grubun desteğine yahut da yardımına muhtaç olmadığını göstermek ister. Muslih Mevudra Hazretleri devam ederek, insanlık tarihindeki tartışmasız en büyük sınavdan söz ediyor ki, bu Peygamber Eefendimiz’insav bu dünyadan ayrılması ile sahabenin başına gelen olaydır. Bu o denli devasa bir sınavdı ki, sahabe Peygamber Efendimiz’insav vefat haberinin doğru olabileceği düşüncesine bile katlanamamıştı. Tam bir sıkıntı ve panik durumu kendilerini alt etti, başlarına ne geleceği ve İslam’ın nasıl ayakta kalacağı korkusu da. Onların acı ve ıstırabı öyleydi ki, Hz. Ömerra gibi cesur ve saygın bir kimse bile, Peygamber Efendimiz’insav vefat ettiğini söylemeye kim cesaret ederse, onun boynunu keseceğini ilan ederek, öfkeyle tepki gösterip, kılıcını savurdu. Sahabenin tamamıyla çılgına dönüp, kedere boğulduğu o anda, Hz. Ebu Bekirra ayağa kalktı ve olağanüstü bir sabır ve metanetle buyurdu ki, “Ey insanlar, kulak verin. Kim Yüce Peygamber Hz. Muhammed’esav taptıysa bilsin ki, Hz. Muhammedsav vefat etmiştir. Kim Yüce Allah’a ibadet ediyorsa, o da bilsin ki, Allah diridir ve asla ölmeyecektir.” Bu olayı anlattıktan sonra Muslih Mevudra Hazretleri, Yüce Allah’ın bazen ihlas sahibi kullarından, Kendi rızası için sınav ve zorluklardan geçmelerini istediğini tekrarladı. O, Kendisine olan sevgileri tüm dünyaya tecelli etsin diye, onların imanlarının sınanmasını arzu eder. Onların sabrına karşılık Yüce Allah, kulları üzerine en seçkin ve ebedî nimetlerinin yağmasına neden olur.

Bugün, Allah’ın lütfu sonucu milyonlarca Müslüman Ahmedi, Peygamber Efendimiz’esav ihlasla bağlıdırlar, keza onun emrine uygun olarak, Vadedilen Mesih’ias de kabul etmişlerdir. Bu devirde ashabın asil ve takva ehli örneklerine göre hayatlarını yaşamaya çalışanlar, Cemaatimiz’in mensuplarıdır ve onlar, inançları uğruna mümkün olan her türlü fedakârlığı yapmaya hazırdırlar.

Hangi güçlüğe ya da soruna katlanıyor olsak da – bunların hiçbiri Peygamber Efendimiz’insav vefatının ardından, ashabının hissettiği üzüntü ile kabili kıyas değildir – inşallah Müslüman Ahmediler, daima inancımız üzerinde sadık ve kararlı kalacaklardır. Bizler olası her türlü fedakârlığa hazır olduğumuzu sadece lafta iddia etmekle kalmıyoruz, mamafih tatbikatta da dünyanın her yerinde Ahmediler, Vadedilen Mesih’inas misyonunu devam ettirme hedeflerini gerçekleştirmek üzere muazzam fedakârlıklar göstermektedir.

Bu sebeple sözlerime son vermeden önce, Şura Meclisi’nin üyeleri olarak, daima kalbinize yerleşmiş olan Allah korkusuyla hareket etmeniz ve size duyulan güvenin farkında olmanız gerektiğini bir kez daha belirtmek istiyorum. Asla unutmayın ki, bizler dinimizi dünyevî meselelerden üstün tutmaya söz vermiş, son nefesimize kadar Vadedilen Mesih’inas misyonunu yerine getirmek için çabalamaya, bunun için gereken her türlü fedakârlık ve sıkıntıya da katlanmaya yemin etmiş kimseleriz.

Cemaatimiz’in bekası ve dini gayelerimizi gerçekleştirmek üzere bizler, tıpkı Hz. Ebu Bekir’inra gösterdiği gibi, Yüce Allah’a aynı sağlam ve samimi inanç ile tevekkülü sergilemeliyiz. O, en büyük kriz ile yüz yüze geldiğinde, sabırlı ve kararlı durmuştur. Ancak hayatımızı bu şekilde yaşamaya çalışırsak, bizlerin Peygamber Efendimiz’insav hizmetkârları olarak görevlerimizi yerine getirmemiz mümkün olur. Ancak o zaman Vadedilen Mesih’inas geliş amacını da gerçekleştirmemiz mümkün olur.

Şura’da kendilerini temsil etmeniz için sizi seçen ve bu sayede inancına hizmet etme fırsatı elde ettiğiniz Cemaat mensuplarının size duyduğu güvene daima önem veriniz. Cemaatinizin sadece ismen temsilcisi ve delegesi olmamanız gerektiğini her zaman hatırlayınız. Bilakis gerçekte, bütün şahsi ve dünyevi arzularınızı bir kenara bırakmalısınız ve son nefesinize kadar inancınıza ve dininize hizmet etmek olan gerçek amacınızı gerçekleştirmek üzere her türlü çabayı göstermelisiniz.

Dininize hizmet etmek üzere her fırsatı Yüce Allah’ın büyük bir lütfu olarak değerlendiriniz. Eğer bu ruh ve anlayışla hizmet edecek olursanız, Allah’ın lütfuyla öyle bir mertebeye kavuşursunuz ki, sizler Allah’ın sevgisini elde etmiş olursunuz. Bu Peygamber Efendimiz’insav rızasına vesile olacaktır ve sizler onun sahabeleri, keza onun emri üzerine Vadedilen Mesih’ias kabul edenler için yaptığı zengin dua hazinelerinin de mirasçılarından olacaksınız.

Yüce Allah bizleri, onun mübarek dualarının daimi muhatapları ve istifade edenleri kılsın, keza bizler her zaman onun manevi sahabelerinden sayılalım. Dahası bizler, hedeflerini gerçekleştirenler, dine hizmeti Allah’ın büyük bir lütfu olarak görerek, tevazu, özveri ve koşulsuz sadakatle İslam’ın hizmetinde durmadan yürüyenlerden olalım. Âmin. Şimdi bana sessiz duada katılınız.’

Kaynak: The Review of Religions dergisi

Tercüme eden: Mehmet Önder

Print Friendly, PDF & Email

Bir Öncekini Oku

16.06.2023 – Bedir Savaşı için hazırlık ve yola çıkış, Mekkeli kafirlerin ordusu büyük bir coşkuyla yola koyuldular. Askerlerinin sayısı bin idi

Bir Sonrakini Oku

30.06.2023 – Bedir Savaşının hazırlıkları ve hz. Resulüllah’ın (sav) duaları