Yolculuk esnasında oruç

Vadedilen Mesih’e (as) yolculuk sırasında oruç tutulup tutulmaması konusu soruldu. Kendisi şöyle buyurdu: “Kuran-ı Kerim’den anlaşıldığına göre,

فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرٖيضًا اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَ

Yani, “hasta ve yolcu oruç tutmasın,” ayeti  bir emirdir. Allah-u Teala isteyen oruç tutsun, isteyen tutmasın demedi. Bence yolcu oruç tutmamalı. Ancak genelde halk bu durumda oruç tutmaktadır. Bundan dolayı birisi bunu bir teamül (öteden beri süregelen bir davranış) zannederek oruç tutarsa sorun yoktur, ancak “iddetün min eyyamin uhar” yani sayı başka günlerde tamamlansın emri de dikkate alınmalı.

Bunun üzerine Hz. Mevlevi Nurettin (ra) şöyle buyurdu: İnsan öylesine de her ay birkaç gün oruç tutmalı.

Hz.Mirza Beşir Ahmed (ra) şöyle der: Biz, bir keresinde Vadedilen Mesih’in (as) şöyle buyurduğunu aktarmak istiyoruz: “Yolculuk esnasında zorluklara katlanarak oruç tutan insan, başka bir deyişle, emre itaat ederek değil tersine bilek gücüyle Allah’ı razı etmek istiyor. Bu bir hatadır. Gerçek iman, emirler ve yasaklarda Allah’a itaat etmektir.[1]

Yolcu ve hasta oruç tutmasın

Vadedilen Mesih (as) Şeyh Muhammed Çattu’nun Lahor’dan geldiğini ve başka bazı misafirlerin de olduğunu öğrendi. Kendisi sadece güzel ahlakından dolayı dışarı çıktı. Çıkmasının gayesi yürüyüşe çıktığında dost ahbap ile görüşebilmekti. İnsanlar Hz. Akdes’in (as) dışarıya çıkacağını öğrendiği için  birçokları küçük camide toplanmışlardı. Hz. Akdes, kapıdan çıktığında onlar her zamanki gibi pervaneler gibi kendisine doğru koştular. O, Şeyh beyi gördükten sonra  selam verdi ve oradakilerle aralarında şu konuşma geçti:

Hz. Akdes – İyi misiniz? Siz eskiden beri görüştüğümüz kimselerdensiniz.

Şeyh bey – Allah’a şükürler olsun.

Hz. Akdes – (Hekim Muhammed Hüseyin Kureyşi’ye yönelip şöyle dedi:) Bunların rahatını sağlamak sizin vazifenizdir. Barınma ve yemeklerini güzel bir şekilde sağlayın. Eğer bir şeye ihtiyaç varsa bana haber verin. Miya Necmüddin Beye bunlar için uygun ve hoşlandıkları yemekleri hazırlamasını telkin edin.

Hekim Muhammed Hüseyin – Hay hay efendim. İnşallah hiçbir sıkıntı olmayacak.

Hz. Akdes – (Şeyh Çattu beye hitaben) Siz yolcu olduğunuz için oruç tutmamışsınızdır.

Şeyh Çattu – Efendim! Ben oruçluyum.

Hz. Akdes – Aslında Kuran’ın verdiği kolaylıklara göre amel etmek de takvadır. Allah yolcuya ve hastaya başka günlerde oruç tutma izni ve kolaylığı sunmuştur. Bundan dolayı bu emre de uyulmalı. Büyüklerin çoğunun, yolculuk ve hastalık esnasında oruç tutan günah işlemektedir, dediğini okudum.  Çünkü asıl olan insanın kendi canının istediği değil  Allah’ın rızasıdır ve O’nun rızası ise itaattedir. Allah’ın verdiği hükme itaat edilmeli ve kendi tarafından ona bir şeyler ilave edilmemelidir. O’nun emri sadece

فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرٖيضًا اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَ

Aranızdan hasta ve yolcu olan sayıyı başka günlerde tamamlasın,[2] şeklindedir. Burada yolculuk ve hastalığın çeşidiyle ilgili hiçbir sınırlama yoktur. Ben yolculuk ve hastalık esnasında oruç tutmam. Nitekim bugün de hasta olduğum için oruç tutmadım. Yürüyüş yaptığımda hastalık biraz hafiflediği için şimdi yürüyüşe gideceğim, siz de benimle gelir misiniz?

Şeyh Çattu – Siz gidin, ben gelemem. Bu (oruç tutmama) emri şüphesiz vardır. Ancak yolculuk sıkıntılı değildir, neden oruç tutulmasın?

Hz. Akdes – Bu sizin şahsi görüşünüzdür. Kuran-ı Kerim yolculuğun sıkıntılı olup olmamasından bahsetmiyor. Siz şimdi çok yaşlandınız, hayatın hiçbir itibarı yoktur. Bundan dolayı insan Allah’ın  rızasını kazandıran ve sırat-ı müstakime ulaştıran yolu tercih etmeli.

Şeyh Çattu – Benim buraya gelmemdeki gaye de budur, ben sizden istifade etmek için geldim. Eğer gerçek yol bu ise biz gaflet içinde ölenlerden olmayalım.

Hz. Akdes – Evet! Ne güzel söyledin. Ben gidip geleceğim, siz dinlenin. (Bundan sonra kendisi yürüyüşe gitti.) [3]

Hasta ve yolcunun oruç tutup tutmayacağı tartışılıyordu. Hz. Mevlevi Nurettin (ra) şöyle dedi: Muhyuddin İbni Arabi’ye göre eğer hasta veya yolcu ramazanda oruç tutsa bile ramazan geçtikten sonra sağlığa kavuştuğunda oruç tutması farzdır. Çünkü Allah’ın emri “Aranızdan hasta ve yolcu olan sayıyı başka günlerde tamamlasın,” şeklindedir. Bu ayette Allah, hasta veya yolcu inatlaşarak veya canı istediği için ramazanda oruç tutarsa daha sonra oruç tutmasına gerek yoktur, buyurmamaktadır. Allah’ın apaçık emri, o daha sonra oruç tutsun, şeklindedir. Ramazandan sonra o orucu tutması her halükarda farzdır. Hasta ve yolcu iken ramazan orucunu tutması onun kendi isteğidir ve gerçek emrin dışındadır. Bundan dolayı ramazandan sonra orucun tutulması ile ilgili emir yok sayılamaz.

Bunun üzerine Vadedilen Mesih (as) şöyle buyurdu:  Hasta ve yolcu olduğu halde ramazanda oruç tutan kimse Allah’ın apaçık emrine itaatsizlik etmektedir.  O, net bir şekilde, hasta ve yolcu oruç tutmasın ve sağlığa kavuştuktan veya yolculuk bittikten sonra orucunu tutsun buyurmaktadır. Bundan dolayı Allah’ın bu emrine itaat edilmeli. Hiç kimse amel gücü ile kurtuluş elde edemez. Necatın ihsan edilmesi Allah’ın lütfuna bağlıdır. Allah hastalığın azlığı veya çokluğundan, yolculuğun kısa veya uzun oluşundan bahsetmemektedir. Tersine bu, özel veya genel her iki durumu kapsamaktadır. Bu emre uyulmalı. Hasta veya yolcu oruç tutarsa onlar için geçerli olacak fetva itaatsizliktir.[4]

[1] El-Hakem Gazetesi, 31 ocak 1899, sayfa 7

[2] Bakara 185

[3] El-Hakem, 31 Ocak 1907, sayfa 14

[4] Bedir Gazetesi, 17 Ekim 1907, sayfa 7

Print Friendly, PDF & Email

Önceki Yazı

Oruç ve Ramazan

Sonraki Yazı

Oruç Tutulmayacak Haller, Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?