21.02.2020 – Muslih Mevud Gaybi Haberi

Vadedilen Mesih’in 5.Halifesi hz. Mirza Masrur Ahmed (Atba) 21 Şubat 2020’de Londra’da Beytü’l Futuh camisinde Cuma hutbesi verdi. Her zaman olduğu gibi çeşitli dillerdeki tercümesi ile birlikte MTA televizyonunda canlı olarak yayınlandı. Huzur-i Enver şöyle dedi: Ahmediye cemaatinde 20 şubat, “Muslih Mevud gaybi haberi” itibariyle özellikle hatırlanır. Vadedilen oğul ile ilgili çeşitli detayları içinde barındıran gaybi haberin çeşitli yönlerini  bir hutbede anlatmak imkansız. Bu yüzden düşündüm ki hz. Muslih Mevud’un bizzat kendi açıkladığı noktalardan bazılarını beyan edeyim. Bu özet alıntılardan bile bu gaybi haberin ne kadar geniş, ne kadar şanlı bir şekilde hz. Mesih-i Mevud’un Vadedilen oğlunun zatında gerçekleştiği tahmin edilebilir. Huzur-i Enver, hz. Mesih-i Mevud’un kelimeleriyle gaybi haberi sundu. Kendisi der ki, Kadiyan halkının bile tam olarak tanımadığı  ismi bilinmeyen bir şahıs, İslam ve İslam’ın kurucusuna yapılan itirazları görünce Rabbinin huzurunda yalnız bir şekilde ibadet etmek ve Allah’ın yardım ve desteğinin alametini istemek için geldi ve kırk gün halktan ayrı kalıp Rabbine dualar etti.

Kırk günlük dualardan sonra Allah ona bir alamet verdi. O alamet şuydu: Ben sadece sana vadettiklerimi gerçekleştirmekle ve senin ismini dünyanın kenarlarına kadar ulaştırmakla kalmayacağım, bu vaatleri daha görkemli bir şekilde gerçekleştirmek için sana bir oğul vereceğim. O oğul, bazı özel vasıflara sahip olacak, o, İslam’ı dünyanın kenarlarına kadar yayacak. İlahî Kelam’ın hazinelerini insanlara anlatacak, rahmet ve lütuf alameti olacak ve ona,  İslam’ın yayılışı için gerekli olan dini ve dünyevi ilimler verilecek. Aynı şekilde Allah-u Teala ona uzun ömür verecek, o kadar ki şöhreti dünyanın kenarlarına kadar yayılacak. Bugün Ahmediyetin kurulduğu dünyanın bütün ülkelerinde bu gaybi haberin ve bu yüce oğulun şöhreti vardır.

20 Şubat 1886’da bu bildiri yayınlandığında muhalifler itiraz etmeye başladılar. Dediler ki, bu ne biçim gaybi haberdir, herkes diyebilir ki benim evimde oğlan doğacak. Eğer sizin evinizde de bir oğlan doğarsa, bunun sayesinde dünyada Allah-u Teala’nın özel bir alameti görüldüğü nasıl ispatlanacak. Bunun cevabını da hz. Mesih-i Mevud (as) verdi. Hz. Muslih Mevud (ra) şöyle diyor: O zaman 22 Mart 1886’da kendisi bir başka bildiri yayınladı. O, insanların itirazlarına cevap vererek 22 Mart bildirisinde şöyle yazdı: Bu sadece bir gaybi haber değil, aksine çok yüce bir ilahî mucizedir, Allah-u Teala celle şanühü bunu bizim Peygamberimiz rauf ve rahim Muhammed Mustafa’nın doğruluğu ve yüceliğini belli etmek için gösterdi. Yine o bildiride hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle yazdı: Kerim Rabbim, bu acizin duasını kabul ederek öyle bereketli bir ruh göndereceğini vadetti ki onun maddi ve manevi bereketleri bütün yeryüzüne yayılacak. Huzur şöyle dedi: Bugün dünya şahittir ki bu vadedilmiş oğul dünyanın kenarlarına kadar şöhret buldu ve Hindistan dışındaki veya Kadiyan dışındaki her merkez onun doğruluğunun delilidir. Dünyadaki birçok merkez hz. Muslih Mevud’un zamanında kurulmuştu ve bu güne kadar o düzen ve cemaat nizamı işlemektedir.

Huzur-i Enver şöyle dedi: Hz. Muslih Mevud (ra) buyurur ki, bazı insanlar, “muslih mevud hz. Mesih-i Mevud’un gelecek neslinden üç yüz, dört yüz yıl sonra gelecek, burada da nesilden bahsedilmiştir, yani üç yüz, dört yüz yıl sonraki gelecek nesilden gelecek, bu zamanda gelemez,” derler. Onlardan hiçbiri Allah’tan korkmaz mı ki gaybi haberin kelimelerine baksın ve dikkatle incelesin. Hz. Mesih-i Mevud (as) yazmıştır ki, İslam’ın içinde mucize gösterme gücü yoktur diye şu anda İslam’a itiraz edilmektedir. Nitekim Pandit Lekram, eğer İslam doğru ise bir alamet gösterilsin, diye itiraz ediyordu.  İnderman, eğer İslam doğru ise bir alamet gösterilsin, diye itiraz ediyordu. Hz. Mesih-i Mevud (as) Allah-u Teala’nın huzurunda eğilmekte ve demektedir ki Ya Rabbi! Ben Sana dua ediyorum, bana bir rahmet alameti göster, bana kudretinin ve yakınlığının alametini göster. Velhasıl bu alamet, bu alameti görmek isteyenler mevcut iken gerçekleşmeliydi. Nitekim öyle de oldu. 1889’da Allah’ın vaadine uygun olarak benim doğumum gerçekleştiğinde, hz. Mesih-i Mevud’dan alamet isteyenler sağ olarak mevcut idiler. Ve ben büyüdükçe Allah’ın alametleri de artarak görülmeye devam etti. Kısacası bu alametin hz. Mesih-i Mevud (as) ve İslam’a itiraz ederek alamet görmek isteyenlerin hayatında iken gerçekleşmesi şarttı, gerçekleşti.

Huzur-i Enver, hz. Mesih-i Mevud’un kelimeleriyle muslih mevud gaybi haberinin gayesinden bahsederek itiraz edenlerin itirazlarının cevabını sundu. 1944’de Vadedilen Mesih’in ikinci halifesi, kendisinin Muslih Mevud olduğunu ilan ederek şöyle dedi: Ben Allah adına yemin ederek diyorum ki muslih mevud gaybi haberinin bildirdiği kişi kesinlikle benim. Vadedilen Mesih birisinin geleceğini vadetmişti. Onun bu konuyla ilgili verdiği gaybi haberleri Allah benim şahsımda gerçekleştirdi. Benim iftira ettiğimi, yalan beyanda bulunduğumu düşünen gelsin ve bu konuda benimle mübahale yapsın ve Allah adına yemin edip mutlaka azaba çarptırılayım ki o yalan söylüyor diye ilan etsin. O zaman Allah-u Teala, kimin yalancı kimin doğru olduğuna bizzat kendisi ilahi alametlerle karar verecek. Ne muhaliflerinden biri, ne de cemaatten ayrılmış olanlardan hiçbiri bu konuda ortaya çıkmadı. Kısacası Allah-u Teala’nın lütfu ve rahmetiyle, gerçekleşmesi uzun zamandan beri beklenen o gaybi haberin benim şahsımda gerçekleştiğini, Allah kendi vahyi vasıtasıyla bana bildirdi.  Ve şimdi İslam düşmanlarına karşı hüccetini (ispatını) tamamladı ve İslam’ın hak din, Hz. Muhammed Resulüllah’ın Allah’ın hak peygamberi ve de hz. Mesih-i Mevud’un Allah’ın hak elçisi olduğunu onlara aşikâr etti. Böylece belli etti ki İslam’a yalan diyenler yalancıdır, hz. Muhammed Resulüllah’a (sas) yalancı diyenler yalancıdır. Allah, bu çok görkemli gaybi haber vasıtasıyla İslam’ın ve hz. Resulüllah’ın (sas) doğruluğunun canlı bir delilini insanlara sundu. Huzur-i Enver şöyle dedi: Velhasıl, bu sıradan bir ilan değildi, hz. Muslih Mevud’un 52 yıllık hilafet dönemi ve onun her günü bunun şanını gösteriyor.

Yine hz. Muslih Mevud (ra) şöyle buyurur: Bu doğruluğu son derece açık olarak bütün dünyanın önüne seriyorum. Bu ses, yeryüzü ve göklerin Rabbi’nin sesidir. Bu istek, yeryüzü ve göklerin Rabbi’nin isteğidir. Bu doğruluk yok olmayacak, yok olmayacak, yok olmayacak. İslam dünyaya kesinlikle galip gelecek inşallah. Benim ektiğim tohumdan bir ağaç meydana gelecek. Hristiyanlık o ağacın önünde, kuru çalı gibi ölüp gidecek ve dünyanın dört tarafında İslamiyet’in ve Ahmediyet’in bayrağının en yüksekte dalgalandığı görülecek.

Yine hz. Muslih Mevud (ra) şöyle buyurur: Bu münasebetle ben sizlere bir yandan müjde veriyorum ki, Vadedilen Mesih’in (as) Muslih Mevud ile alakalı gaybi haberini Allah gerçekleştirdi. Diğer yandan da sizlerin sorumluluklarınıza dikkatinizi çekiyorum, yüklenen sorumluluklar bugün de bizim sorumluluğumuzdur. Benim Muslih Mevud olduğum duyurusunu tasdik eden sizlerin birinci sorumluluğu şudur: Kendi içinizde değişiklik meydana getirin, kanınızı son damlasına kadar İslam ve Ahmediyet’in başarısı için akıtmaya hazır durun. Elbette, gaybi haberin gerçekleştiğini göstermek için mutlu olabilirsiniz, Allah-u Teala gaybi haberi gerçekleştirdiği için sevinç gösterilebilir, ancak ben diyorum ki bu mutluluk ve sevinç gösterisiyle sorumluluklarınızı unutmayın. Nasıl ki Allah, hızlı hızlı yürüdüğümü ve yerin ayaklarımın altında büzüldüğünü bana rüyada gösterdiyse aynı şekilde Allah-u Teala benimle ilgili ilhamen bildirdi ki ben hızlı hızlı ilerleyeceğim. Velhasıl, ilerleme meydanında sürat ve hızla adımlar atmak benim için mukadder kılınmıştır. Fakat bununla birlikte, sizin de adımlarınızı hızlandırmanız ve gevşekliği terk etmeniz üzerinize farz olmaktadır. Eğer ilerlemek istiyorsanız, eğer sorumluluklarınız doğru bir şekilde anlıyorsanız, o halde adım adım, omuz omuza benimle birlikte ilerleyin. İlerleyin ki küfrün kalbine hz. Muhammed’in (sas) bayrağını saplayalım ve batılı yeryüzünden daimi olarak silip yok edelim, inşallah böyle de olacak. Yeryüzü ve gökler yok olabilir ama Allah’ın sözleri asla yok olmaz.

Huzur-i Enver, gaybi haberdeki “o zahiri ve batıni ilimlerle doldurulacak” kelimelerinin bir nişanesini göstererek şöyle dedi: Hz. Muslih Mevud’un kitapları, konferansları ve konuşmaları, “Envar-ul Ulum” adıyla yayınlanıyor. Birçok cildi yayınlandı. Urduca okumayı bilenlerin okuması lazım, aynı şekilde bazı kitaplarının İngilizce tercümeleri yayınlanıyor. Şu anda Envar-ul Ulum’un yirmi altı cildi yayınlandı. Bu yirmi altı ciltte toplam altı yüz yetmiş kitap, konferans ve konuşma yer almıştır. Hutubat-ı Mahmud’un otuz dokuz cildi yayınlandı, yani 1959’a kadarki hutbeler yayınlandı. Bunlar iki bin üç yüz altmış yedi hutbeyi içermektedir. Tefsir-i Sagiir bin yetmiş bir sayfadır. Tefsir-i Kebir on cilttir, bunda Kuran-ı Kerim’in elli dokuz suresinin tefsiri yapılmıştır. Tefsir-i Kebirin on cildi toplam beş bin dokuz yüz yedi sayfadır. Hz. Muslih Mevud’un  basılmamış olan Kuran Dersleri ‘’Research Cell’’ (Cemaat’in bir araştırma grubu) tarafından baskıya hazırlandıktan sonra Fazl-ı Ömer vakfına teslim edildi. Bu da üç bin doksan dört sayfadır. Bundan başka ben araştırma ekibine, hz. Muslih Mevud’un yazıları ve sözlü beyanları ile Kuran Tefsiri birleştirilsin, demiştim. Bu işe de başlandı ve şimdiye kadar dokuz bin sayfadan oluşan tefsir derlendi bu iş hala devam ediyor. İşte bunlar onun, yaptığı işlerin bir özetidir. Ancak bu raporu Vadedilen Mesih’in üçüncü halifesi kendi döneminde bir hutbede beyan etmişti.  O şöyle der: Allah-u Teala buyurmuştu ki “o, zahiri ve batıni ilimlerle doldurulacak”. Ben bununla ilgili birçok detayı toplamıştım ancak şuanda sadece bu maksatla hazırlattığım maddeyi sunabilirim. Hz. Muslih Mevud’un bir tefsiri, Tefsir-i Kebir’dir. Bu öyle ilginç bir tefsirdir ki herkim onun bir bölümünü bile dikkatle okuduysa o, şunu kabul etmek zorunda kalıyor ki eğer dünyada Allah’a ulaştıran bir ermiş olsaydı ve o, Kuran’ın sadece bu kısmını açıklama notlarıyla yayınlamış olsaydı, bu onu, dünyanın gözünde en büyük ermiş kişi yapmaya kâfi idi. Ancak sadece bu kadar değildir. Kuran-ı Kerim üzerine daha bir çok kitap yazdı ve benim düşünceme göre hz. Muslih Mevud, Kuran tefsiri üzerinde sekiz bin, on bin sayfa yazdı, Tefsir-i Kebir’in 11 cildi de buna dahildir. O, kelam konusunda 10 kitap ve dergi yazdı. Maneviyat, İslamî ahlak ve İslamî akaid konusunda 31 kitap ve dergi yazdı. Siret konusunda 13 kitap ve dergi, tarih konusunda 4 kitap ve dergi, fıkıh üzerinde 3 kitap ve dergi yazdı. Hindistan’ın bölünmesinden önceki siyaset üzerinde 25 kitap ve dergi; Hindistan’ın bölünmesinden sonraki siyaset ve Pakistan’ın kurulması üzerinde 9 kitap ve dergi; Keşmir siyaseti üzerinde 15 kitap ve dergi; Ahmediye Hareketi’nin özel meseleleri ve hareketler üzerinde 99 kitap ve dergi yazdı. Bütün bu kitap ve dergilerin toplamı 225’tir. Aynen vahy-i İlahî’de “O, zahiri ve batınî ilimlerle doldurulacak” buyrulduğu gibi. Bunlara bir göz atıldığında zahiri ilimler de görülmektedir, manevi ilimler de. Ayrıca o her ne zaman bir kitap veya dergi yazdıysa her şahıs dedi ki bundan daha iyisi yazılamaz. Allah’ın binlerce rahmeti onun üzerine olsun ve Allah onun derecelerini hep yükseltsin ve bizler de hz. Mesih-i Mevud’un bu oğlu gibi kalbinde İslam’ın yayılması için dert taşıyanlar olalım ve İslam hizmeti için her zaman hazır olalım. Ve de dine hizmet eden kimselere dahil olalım, Hz. Muslih Mevud’un, sizin döneminizde bu cemaatin adı kötüye çıkmasın, diye uyardığı insanlardan olmayalım. Allah korusun, bu cemaatin adını kötüye çıkaranlar değil, aksine hizmette ilerledikçe ilerleyenler olalım.

٭…٭…٭

Print Friendly, PDF & Email

Önceki Yazı

14.02.2020 – Hz. Muhammed bin Mesleme Ensarî (ra)

Sonraki Yazı

28.02.2020 – Bedir Sahabeleri: Hz. Mus’ab bin Umeyr (ra)