‘Gerçek Aşk’ ve ‘Mükemmel’ Hayat Arkadaşı…?

Müslüman Ahmediye Cemaatinin Dünya Çapında Başkanı ile özel bir mülâkat

Kiminin başına kolej veya üniversitede gelir. Birçoğu çevrimiçi arkadaşlık uygulamalarında yıllar geçirdikten sonra bulur. Diğerleri içinse, ana-babalar ya da arkadaşlar tarafından yapılan öneriler sonucu olur.

Kesin olan şu ki, gerçek aşkı bulmak geçmişte olduğu gibi bugün de hayatlarımızın merkezindedir. Mükemmel bir hayat arkadaşı arayışı, çoğu insanın yaşam hedeflerinde üstlerde yer almaktadır. Ve bir kez mükemmel eşimizi bulduğumuzda ise, ilişkideki iniş ve çıkışlar enerjimiz ve duygularımızın çoğunu tüketir. Hikâye, film, şarkı ve televizyon dizilerinin çoğunun konularının güçlü aşk ve ilişkiler olması hiç de şaşırtıcı değildir.

Ancak ruh eşimizi – içtenlikle bağlanabileceğimiz ve hayatımızın geri kalanını birlikte ve mutlu geçirebileceğimiz kişiyi – nasıl bulabiliriz?

Kuşkusuz gerçek aşkı arama yöntemimiz, geçmişimiz, kültürümüz, dinimiz ya da yetiştirilişimize bağlı olarak çok farklı olabilir.

Burada Batı dünyasında – ve gitgide artarak daha geleneksel toplumlarda da – buluşma hadisesi, yüksek teknolojik dijital çağımızda çevrimiçi buluşmayı sıradan bir hale getirir şekilde bir evrim geçirdi. İngiltere’de 7 milyondan fazla insan buluşma sitelerine kayıtlıdır ve üç ilişkiden birinin çevrimiçi olarak başladığı tahmin edilmektedir. ABD’de ise 40 milyon kişinin arkadaşlık sitelerini kullandıkları söylenmektedir.

Buna karşın Müslüman toplumlarda, ana-baba veya arkadaşlar görücü usulü evlilikler için uygun bir eş önerirler. Bu, genç çiftlere başka seçenek sunulmayan ‘zorlama evlilikler’ ile karıştırılmamalıdır. Burada ana-babalar, büyükler veya arkadaşların, kişiyi iyi tanıyarak ve hayat deneyimi ile uygun bir eş önermekte yardımcı bir rol oynadığı ve de sonuçta çiftin bizzat karar veren olduğu, keza seçimlerini baskı olmadan yaptığı milyonlarca evlilikten bahsediyorum. Her ikisi de kabul ederse çift, aslında bir evlilik töreniyle resmen bağlanarak adım attıkları bir ilişkiye başlarlar. Bu sadece Müslüman toplumlarda geçerli değildir. Günümüzde birçok Hindu ve Sih toplumlarda, arkadaşlar ve aile, eş önermek konusunda önemli bir rol oynamaktadır.

Batı’da bir kıza talip olan erkeğin babasından kızıyla evlenmek üzere izin istediği bir dönem vardı. 2016’da yapılan bir araştırmaya göre ilginç bir şekilde, ABD’de erkeklerin %77’si kızın babasından veya kızın ebeveynlerinden evlilik izni istemiştir. Bu, görünüşte geleneğin Batı’da canlı ve iyi durumda olduğunu gösterirken, acaba bir formalite olmaktan öte, geçmişteki gibi aynı öneme sahip midir? Bu geleneğe değer veren Batılı çiftler ile ilgili olarak, ana-babaların çocuklarının ilişkileri üzerindeki etkisi, bunun sadece Müslüman topluluklara özgün olmadığını gösterecektir.

Buluşma

Buluşma yoluyla çift arasında ilişkinin daha başında bir çekim ve bağ oluşur, hatta belki de ‘ilk görüşte aşk’ durumu meydana gelir. İlişki ardından zamanla gelişir. Bazen eşler, birbirlerine resmi bir taahhütte bulunmadan diğerine taşınarak, beraber yaşamayı tercih ederler. Çiftlerin genellikle çocukları da olur. Sonunda ilerde evlenme kararı da alabilirler, ancak herkes böyle yapmayı tercih etmeyebilir. Batı Avrupa’da evlilik oranları düşerken, evlilik dışı çocuk sahibi olmak ise artmaktadır. Bu oranlar diğer yerlerdekilerden farklılık göstermektedir; örneğin, ABD’de ve Güney Amerika’daki geleneklerine bağlı birçok Hıristiyan toplulukta olduğu gibi. Bununla birlikte dikkat edilmesi gereken önemli husus, genellikle buluşma döneminin ardından gerçekleşen evliliklerde, çoğunlukla çiftin ilişkiye zaten içtenlikle yatırım yapmış olduğudur.

İslami çöpçatanlık

Öte yandan, görücü usulü evlilik modelinde, genellikle çift başta birbirini çok iyi tanımamaktadır. Tanışmalar karşılıklı çıkarlar gözetilerek önerilir ve çift sonuçta önerileni eş olarak seçmek isteyip istemediğine karar vermek durumundadır. Evlenmeden önce uygun bir ortamda buluşup birbirleriyle konuşabilseler de, bu durumda çiftler birbirlerini gerçek anlamda tam olarak evlilik sonrası tanıyacaktır. Bu yüzden çift, burada birbirlerini evlilik öncesi sınırlı bir şekilde anlamış olsa da, ilişki aslında evlilik sonrası ilerler ve böylece bağ adeta gitgide gelişir.

Evlilik Meseleleri ve Çözümleri adlı kitabında, Müslüman Ahmediye Cemaatinin Dünya Çapında Başkanı Hazret Mirza Masrur Ahmadaba, İslami çöpçatanlığın yolunu çok iyi ve kapsamlı bir şekilde özetlemiştir. İslam’daki görücü usulü evliliklerde, kimlerin en iyi olası eşler olabileceği sadece şansa ve tahmine bırakılmış bir durum değildir. Aksine bunda maneviyatın oynayacağı büyük bir rol bulunur. Buna ilaveten çiftin birbirlerini tanıması ve arkadaşlar ve ailenin çiftin en hayırlı çıkarları için tavsiyeler vermesi üzerinden bir durum değerlendirmesi de yapılır. Ardından çift, muhtemel eşin hayatlarının geri kalanını geçirmek üzere uygun olup olmadığına karar vermelerinde yardımcı olsun diye Allah’a yalvarmak üzere ciddi bir duaya girişir.

Birçoğu, devam etmeleri için uygun olup olmadığı anlamında yorumladıkları rüyalar görürler. Ancak herkese önlerindeki yol hakkında bir rüya gösterilmesi şart değildir; aksine kimi zaman Allah’a ettikleri dualarına karşılık kalplerinde oluşan bir duygudur karar vermelerine yardımcı olan. Her halükarda, Allah ile kurulan bağ, Müslümanların münasebetlerinin dayanağıdır. Huzur’un kitabında açıkladığı gibi, İslami nikâh sırasında ya da evlilik duyurusu yapılırken, Kuran-ı Kerim’de içinde takva ve Allah korkusu geçen ayetler beş kez okunur. Eğer çift Allah’ın kendilerini izlediğini daima hatırlarsa, asla birbirlerine zarar vermek üzere bir şey yapmazlar ve her zaman birbirlerine karşı dürüst olurlar. Ayrıca İslam’ın öğretileri, karıkocanın birbirlerine nasıl büyük bir sevgi, affetme ve nezaket ile davranmaları gerektiğini de vurgulamaktadır. İslam’ın kurucusu Yüce Peygamber Efendimizsav ‘Aranızdan en hayırlısı, karısına karşı hayırlı olandır[1],’ diye buyurmuştur.

Amaç

Buradaki ilgi alanım, ‘gerçek aşk’ kavramının birbirinden farklı bu kur yapma yapılarına nasıl uyduğudur – bir yanda buluşma ve aşk evlilikleri – ve diğer yanda ise görücü usulü evlilikler. ‘Gerçek aşkın’ farklılık gösteren bu geleneklerce nasıl ölçüldüğünü araştırmak istedim. Aşkın kendi doğası hakkında birçok zıt anlayışın bulunması, benim için çok etkileyici oldu.

İslam’da gerçek aşkı bulma felsefesini anlamak adına, bu soruları Vadedilen Mesihinas Beşinci Halifesi ve Müslüman Ahmediye Cemaatinin Dünya Çapında Başkanı Mirza Masrur Ahmad Hazretlerineaba yöneltme fırsatı bulmam sebebiyle, derin bir onur ve gurur duymaktayım.  Müslüman Ahmediye Cemaatinin inancı, kurucusu Hazret Mirza Gulam Ahmad’inas, tüm dinlerin takipçileri tarafından beklenen Vadedilen Mesih ve Mehdi olduğudur.

Son zamanlarda The Review of Religions’da Mirza Masrur Ahmad Hazretleriaba ile ‘kenevir’, ‘zihinsel sağlık’ ve ‘okullarda başörtüsü yasağı’ konularında müthiş feraset dolu mülâkatlar yayınladık ki, her biri bu çok güncel konularda gerçekten eşsiz birer bakış açısı sağladılar. Dikkatleri çeken ise, Huzur’un çok geniş yelpazede manevi ve dünyevi bilgiyi mantık ve akılcılık ile birleştirmesi oldu.

The Review of Religions, bu herkesle alâkalı konuda bizi aydınlatmak üzere son derece yoğun programından değerli zamanını ayırdığı için Huzur’a son derece minnettardır. Okuyucuların Huzur’un cevaplarından büyük fayda sağlayacağını umuyoruz.

Müslüman Ahmediye Cemaatinin Dünya Çapında Başkanı Hazret Mirza Masrur Ahmadaba ile mülâkat

Amer Safir:  Huzur; “Evlilik Meseleleri ve Çözümleri” adlı  kitabınızı okudum ve ayrıntılı notlar aldım. İslam’da evlilik ve ilişkileri çok ayrıntılı bir şekilde ele almışsınız. Üç bölümü kapsamışsınız – Maneviyat; Huzur’un söylediklerinden anlaşıldığı üzere, İslami evliliğin duyurulmasında, çiftin Yaratan ile bağlarını daima sürdürmeleri sağlansın diye, Kuran-ı Kerim’den takva ayeti okunur. İkinci olarak Huzur, eşe karşı daima dürüst, nazik ve bağışlayıcı olmak gibi ahlaki unsurlardan bahsetmiş. Son olarak ise Huzur, kayınlar ile uyum sağlama konusunda rehberlik ve benzeri nasihatleri kapsayan pratik meseleleri ele almış.

Huzur; kitabınızdan âcizane anlayışım, ahlaki değerler, manevi ve tatbiki hususları ihtiva eden başarılı bir ilişki için, İslami düşünceye göre benimsenmesi gereken bir ana yapı bulunduğudur.

Huzur, size sorum İslam’a göre ‘gerçek aşkı’ bulmak hakkında. Batı’da ilişkiler genellikle azami bir seviyede hemen başlar. İnsanlar ‘ilk görüşte aşk’ bulduklarını söylerler ve ardından ilişkileri bu şekilde devam eder. Buna karşın İslami ilişkilerde çiftler genellikle birbirlerini tanımazlar bile ve ilişki adeta yavaş yavaş gelişir.

Huzur, İslam ‘gerçek aşkı’ nasıl tanımlıyor? ‘İlk görüşte aşk’ sadece bir hayal mi? Ya da, saygı sınırları içinde sorabilirsem, Batı’daki sevgi kavramı, Huzur’un kitabında ilişkiler hakkında başlıklandırdığı İslami yapı ile nasıl uyum sağlar? Batı’nın aşk kavramı, İslami çerçevede mümkün mü, yoksa sadece bir fantezi mi?

Müslüman Ahmediye Cemaatinin Dünya Çapında Başkanı Hz. Mirza Masrur Ahmadaba ‘Uzun, dalgalı saçları olan, makul ve sağlıklı çok güzel bir kız hakkında bir hikâye vardır. Bir çocuk ona derinden âşık olur ve evlenme teklif eder. Kızın babası bu birleşmeye şiddetle karşı çıkar ve çocuğa der ki: “Kızımı gerçekten sevmiyorsun; aksine onun sadece dış güzelliğini ve özelliklerini seviyorsun.”

Çocuk ısrar eder: “Hayır, hayır, durum böyle değil; Onu gerçekten seviyorum!” Bunun üzerine baba, kızına çok hastalanmasına neden olacak bir tedavi uygulamaya karar verir. Onun midesi bozulur ve çok zayıf, çelimsiz ve hasta olur. Sonra baba kızın saçından bukleleri makasla keser. Kısacası kızın bedensel ve dış görünümü korkunç bir duruma döner. Ardından baba çocuğa der ki: “Şimdi buraya bak, işte bu benim kızım! Onu hala seviyor musun? Eğer onu seviyorsan, hadi buyur, onunla evlen.” Bunun üzerine çocuk devam etmemek üzere mazeretler sunmaya başlar. Böylece baba kızının kestiği bütün saçlarını bir kâseye doldurur. Sonra da çocuğa der ki: “Artık tüm saçları kesilip, aşikâr güzelliği de yok olunca, onu sevmediğini söylüyorsun. Bundan dolayı burada, onun saçları ile birlikte bu kâseyi al ve her şey senin olsun, çünkü ancak bunlar senin gerçekten ‘sevdiğin’ özellikler. Hadi şimdi git ve hepsini de birlikte götür.”

Bu yalnızca yüzeysel bir aşktı. Buradaki toplumda olansa, bir insanın ahlak ve karakterinin sevginin odağı olması gerekirken, indirgenip göz ardı edilmesidir. Bir zamanlar şairin birinin yazdığı gibi, dünyanın maddi ve görünen özellikleri ancak geçicidir ve uçup gider kaybolur keza onlara duyulan sevgi de kısa ömürlüdür. Bu gerçek aşk değildir. Bu nedenle, kişinin gerçek aşk olacak sevgiyi geliştirmesi gerekir.

Görünen o ki, Hz. Ali’ninra oğlu ona bir defasında, ‘Beni seviyor musun?’ diye sordu. Hz. Alira  kendisini, ‘Evet’ diye yanıtladı. Ardından oğlu sordu, ‘Allah’ı seviyor musun?’ Hz.Alira, ‘Evet’ diye cevap verdi. Oğlu, ‘Bu iki aşk nasıl birlikte var olabilir?’ diye sordu. Hz. Alira açıkladı: ‘İçimde diğer insanlara karşı sevgimi yaratan, Allah’a olan sevgimdir.’

Bu durumda diğer kimseye olan sevgi ikincil olur ve Allah sevgisi öncelik kazanarak baskın hale gelir. Aslında bu, manevi aşktır.

Ayrıca, mesela Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah’ın, belirli şartlar ve koşullar altında erkeklerin dört hanımla evlenmesine izin verdiğini görürüz. Ancak Allah bize, bütün eşlerimize karşı adil olmayı da öğretmiştir. Yüce Allah, bir kimsenin herkesi tam olarak eşit sevmesinin mümkün olmadığının farkındadır, çoğunlukla da birini bir diğerinden daha çok sevmek doğaldır. Bununla birlikte hepsi hakkında eşit olması gereken, sevginin dışa yansıyan ifadesidir. Her hanımla birlikte geçirmek üzere eşit birer gün vermelisiniz. Her eşten olan tüm çocuklara aynı şekilde eşit davranmalısınız.

Kısacası bir kimse, duygu ve düşüncelerini ifade etme biçimlerine dikkat etmelidir. Aşk kalpten doğar; ancak, bir kimse bir hanımına diğerinden daha fazla sevgi göstermemelidir, çünkü açıkça bu, ancak kalplerini kıracaktır. Yüce Allah bu durumdan tam haberdardır.

(Peygamber Efendimizinsav hanımı) Hz. Ayşera  bir keresinde Hz. Resulullahasav (Peygamber Efendimizinsav vefat etmiş olan ilk hanımı) Hz. Haticera hakkında bahsetti; O yaşlı bir kadındı, Yüce Allah ona daha genç, daha güzel eşler verdiği halde, neden onu hep hatırladı? Peygamber Efendimizsav Hz. Ayşe’yera bu tür yorumlardan kaçınmasını söyledi, çünkü o buyurdu ki: “Bütün dünya benden kaçarken Hz. Haticera bana destek oldu. Keza Yüce Allah bana sadece ondan çocuklar bahşetti.”

Yani burada görüyoruz ki, Peygamber Efendimizinsav Yüce Allah’a olan sevgisi her şeyin üstündedir. Peygamber Efendimizsav Yüce Allah’ın lütfunun ilk olarak Hz. Haticera vasıtasıyla tezahür ettiği gerçeğini kabul etmiştir. Kendisini ilk kabul eden oydu ve Yüce Peygamberinsav nesli onun aracılığıyla dünyaya geldi.

Peygamber Efendimizsav Hz. Ayşe’yira çok sevmiş olsa da, kimileri itiraz ileri sürüp, onunla genç olduğu için evlendi derler. Ama görüyoruz ki, Hz. Ayşera diğer bir eş ile ilgili olumsuz bir açıklama yaptığında, Peygamber Efendimizsav bundan hiç hoşnut olmadı. O buyurdu ki: ‘Ayşe, az önce söylediğin denize konulsa, deryanın suyu acı olurdu!’ Peygamber Efendimizinsav demek istediği Hz. Ayşe’ninra bu tür yorumlarda bulunmaktan kaçınması gerektiğiydi. Öylece Peygamber Efendimizsav Hz. Ayşe’ninra söylediği her şey ile kolayca hemfikir olmadı.

Bununla doğrudan bağlantılı olmayan, ancak konuyla ilgili diğer bir örnek buluyoruz.

Peygamber Efendimizinsav yaşlıca bir hanımı (Hz. Meymûnera) onun ölümünden 50 yıl sonra vefat etti. Vefat etmeden önce o, ölümünden sonra Mekke’nin hemen dışında Hz. Peygambersav ile (bir yolculuk esnasında) ilk tanıştığı ve evlilik teklifi aldığı aynı yerde gömülmeyi talep etti. Onun yaşlı eşlerine muamelesinde büyük fark olduğu doğru olsa, o zaman bu yaşlı eşi (Hz. Meymûnera)  Peygamber Efendimizisav anmaz ve üzerinden 50 yıl geçtiği halde bu derin sevgi duygularını onun için muhafaza etmezdi. Oysa o, Peygamber Efendimizisav gerçekten sevmişti.

Onun için taşıdığı bu derin sevgi ve duygunun temeli neydi? Bu, Peygamber Efendimizinsav kendisine karşı sevgi dolu muamelesinden dolayıdır. Dul ve başka bir kavime mensup olmasına rağmen, o kendisine öyle mertebe, sevgi ve saygı sunmuştu ki, vefat etmeden önce Hz. Peygamberinsav sevgisini hatırlayarak, sonunda Hz. Peygambersav ile ilk kez görüştüğü aynı yere geri dönmeye ve tam orada defnedilmesine karar verdi. Bu gerçek aşktır.

Amer Safir: Huzur, günümüzün ‘ilk görüşte aşk’ kavramını, görücü usulü evliliklerin karşısında nasıl tanımlarsınız?

Müslüman Ahmediye Cemaatinin Dünya Çapında Başkanı Hz. Mirza Masrur AhmadabaBundan öte günümüz dünyasında aşk olarak nitelendirildiğini gördüğümüz sadece bir hayaldir. Bu tür bir ‘aşka’ dayanan aşk evlilikleri ya da ilişkilerin gerçekleşme biçimi ise – bir fantezidir. ‘Görücü usulü’ evlilikler yapılmamalı diye genellikle itiraz edilir. Yine de ayrılıkların % 65’i aşk evliliklerindedir, görücü usulü evliliklerde ise ayrılma oranı daha azdır.

İngiltere’de Prens Charles’ın Lady Diana ile evlendiğini görüyoruz. Yine de o kendisini terk etti ve başka bir ilişkinin peşinden gitti. Prens Andrew, Sarah Ferguson ile evlendi, ancak bu da birkaç yılın ardından sona erdi.

Peki, nedir bu tür ‘aşk’ ve bunun sonucu nedir?

Bu kavram hakkında veri ve istatistiklerle desteklenen daha fazla kanıt buluyoruz. Müslümanlar arasında aile içi şiddetin yaygın olduğu iddia edilmektedir. Hâlbuki Birleşik Krallık, Almanya ve Batı’nın başka yerlerinde, bu ülkelerin yerli nüfusu arasında çok sayıda aile içi istismar vakası buluyoruz. (İngiltere ve Galler Suç Anketine göre, Birleşik Krallık Hükümeti Ulusal İstatistik Ofisince aktarıldığı üzere, İngiltere’de Mart 2018’de tamamlanan bir yıl içerisinde, yaklaşık 1,3 milyon kadın ev içi istismar yaşamıştır. Almanya’nın devlet yayın kuruluşu Deutsche Welle’de Alman Kadın İşleri Bakanı Franziska Giffey tarafından bildirilen istatistiklere göre, Almanya’da her üç günde bir kadının eşi veya eski eşi tarafından öldürüldüğü ve bunun  “tasavvur edilemez bir büyüklük” olduğu bildirilmiştir. ABD’de ise ortalama olarak dakikada yaklaşık 20 kişi münasebet içinde olduğu eşi tarafından fiziksel istismara uğramaktadır. Aile İçi Şiddete Karşı Ulusal Koalisyonun bir raporuna göre, bu bir yıl boyunca 10 milyon kadın ve erkeğe eşittir.)

Bu sadece bildirilen veya kaydedilen vakaları yansıtır, ama daha birçokları durumlarını bildirmemiş olabilir. Tartışma uğruna aile içi istismardaki yüzdelerin Müslüman ve gayrimüslim ilişkiler arasında aynı olduğunu söyleyecek olsak, bu ülkelerde aynı şeyler vukuu bulurken, suçu dine nasıl atabiliriz?

Yüce Peygambersav takvayı benimsememize rehberlik etmiştir. Bu tavsiye sadece genç erkekler için değil, aynı zamanda genç kızlar için de geçerliydi. İkincisi, Yüce Peygambersav Müslümanlara öğüt verirken, insanların evlenirken genel olarak dış güzelliğe,  karşı ailenin durumuna ya da kızın mal varlığına baktığını buyurmuştur. Hâlbuki gerçek bir mümin, kızın takva sahibi ve dindar olup olmadığına bakar.

Amer Safir: Huzur, İslam’a göre çiftler evlenmeden önce birbirlerini görmelerine izin verilir mi?

Müslüman Ahmediye Cemaatinin Dünya Çapında Başkanı Hz. Mirza Masrur Ahmadaba: Bir kimse aile hakkında ve evdeki münasebetlerle ilgili daha fazla ayrıntı öğrenebilir. Karşılıklı olarak dış görünüşlerini görmelerine de izin verilmiştir. Peygamberimizsav zamanında bir delikanlı evlilik teklifinde bulunmak için geldi ve kızı görüp göremeyeceğini sordu. Kızın babası öfkelendi ve ‘O kim ki kızımı görmek istiyor?’ diyerek onu döveceğini söyledi. Lakin kız, Peygamber Efendimizinsav bir görüşmeye izin verdiğini öğrendiğinden, hemen ileri atıldı. Buna karşılık delikanlı başını öne indirdi. Bunun karşısında kız, onun evlenme teklifini koşulsuz olarak kabul ettiğini söyledi.

Amer Safir: Huzur, İslam’ın evlilik yaşı ile ilgili çözümü nedir? Mesela gençlerin güçlü cinsel istekleri olabilir. 

Müslüman Ahmediye Cemaatinin Dünya Çapında Başkanı Hz. Mirza Masrur Ahmadaba İnsanlar belli bir olgunluk çağına geldiklerinde, fiziksel ilişkiler kurmayı düşünmeleri tabiatın doğal bir yasasıdır – hayvanlar arasında bile bunu görürüz. – Yüce Allah bir olgunluk veya ergenlik çağı takdir etmiştir. İslam, hayâsız ve ahlaksız istekleri yerine getirmektense, böyle bir yaşta evlenmeyi öğretir. Bu toplumlarda genç hanımlar ve kızların belki de %70’inin erkeklerle zaten bir ilişki yaşadıklarını gözlemliyoruz – bunun neticesi olarak birçok mesele ortaya çıkıyor ki, bunlar da daha sonra problemlere yol açıyor. İslam’ın daha erken yaşta nikâh yapılmasını söylemesinin nedeni budur  – ancak bunun karşısında bize pedofiliyi[2] teşvik ettiğimize dair itiraz edilmektedir.

Amer Safir: Huzur, geçmişte bize – pornografi ile bağlantılı ve toplumda yaygın olması sebebiyle – zevk için mastürbasyon gibi yollara başvuran kimseler hakkındaki görüş için, bu soru soruldu. İslam’ın bunu ele alışı nasıldır?

Müslüman Ahmediye Cemaatinin Dünya Çapında Başkanı Hz. Mirza Masrur Ahmadaba: Genel olarak bugünlerde tıbbi internet sitelerinde yer alan bilgiler, çoğunlukla bu eylemde bulunmanın bir erkeğin kudretini veya gücünü artırabileceğini yahut da hiçbir fark yaratmayacağını bildirmektedir. Ancak eski doktorlar bunun aksini ve zayıflığa neden olduğunu söylerlerdi ki, aslında bu doğrudur. Bu eylemde bulunan insanlar acı çekerler, çünkü daha sonra bunu doğal yolla yapmaya çalıştıklarında herhangi bir arzuları kalmadığı için ya da erken boşalma nedeniyle bunu başaramazlar.

İkincisi, bu eylemi yapan herkese sorun ve onlar mastürbasyon yaparken başka birini hayal edeceklerini söylerler. Bu eylem sırasında arzularını kışkırtmak için başka bir insanı hayal etmeleri gerekir. Bu yüzden Vadedilen Mesihas ‘aklın zinası’ hakkında bildirmiştir. Bu, kişinin asla erişemeyeceği bir başkası hakkında hayal kurduğunda olur ve bundan dolayı o arzuyu daha da ileriye götürmenin tek yolu onun daha fazla hayal kurmasıdır. Bu ‘aklın zinasıdır’ ve bu yüzden İslam, bu tür ahlaksızlıklara ve edepsiz davranışlara düşmemizi yasaklamıştır.

Amer Safir, Londra, İngiltere (Review of Religions, Nisan 2020)

(https://www.reviewofreligions.org/21150/true-love-and-the-perfect-life-partner/)

Çeviren: Mehmet Önder


[1] Tirmizî, Radâ` 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; İbni Mâce, Nikâh 50 (Tercüme edenin notu)

[2] Çocuklara karşı cinsel duygular beslenmesine yol açan zihinsel bir hastalık. (Tercüme edenin notu)

Print Friendly, PDF & Email

Önceki Yazı

22.05.2020 – Dualar

Sonraki Yazı

29.05.2020 Ahmediler ve Halife arasındaki sevgi