12.02.2016 – Halifetül Mesih II: Hikmet incileri

Biz Allah’ın huzurunda hıçkıra hıçkıra ağlayınca Rabbimizin yardımı inşallah inecek ve yolumuzdaki engeller ve zorluklar gidecek.

Seyyidna Hazret Halifetü’l Mesihi’l Hamis Atba, 12 şubat2016’da Beytü’l Futuh Camiinde Cuma Hutbesi irşad etti. Hutbe, çeşitli dillerdeki tercümesi ile birlikte MTA’da canlı olarak yayınlandı.

Huzur-i Enver şöyle buyurdu: Hazreti Muslih Mevud (ra), Vadedilen Mesih ve Mehdi hazretlerinden, insanların ders çıkaracağı sözler, olaylar ve hikayeler anlattı. Muslih Mevud (ra) bir hutbede şöyle buyurdu: Hüda Teala Kendi katından birisini görevlendirdiği zaman ona yardım da ihsan eder, destekler de. Çocukken biz hikaye dinlemekten çok hoşlanırdık, o zaman hazreti Mesih-i Mevud (as) öyle hikayeler anlatırdı ki onları dinlediğimizde ibret alırdık. Bir hikayeyi anlattıktan sonra hazreti Muslih Mevud (ra) şöyle der: Doğruluktan uzaklaşmış dünya, hepsi bir araya gelse dahi Hüda Teala’nın indinde bir kuşun yavrusu kadar bile değer ifade etmez. İşte, doğruluk üzerinde kaim olmak gerekir. Huzur şöyle buyurdu: Bizim de kendimizi muhasebe etmemiz lazım; acaba biz hazreti Mesih-i Mevud’a (as) inandıktan sonra dini dünyadan üstün tutuyor muyuz? İçimizdeki kötülükleri uzaklaştırıyor muyuz? İyiliği ikame ediyor muyuz? Şuanda dünyada devam eden durumlar hiç kimseden saklı gizli değildir. Bir çok ülkede ne halk ne de yöneticiler birbirlerinin haklarına riayet etmiyorlar. İlahi afetler işte bu yüzden yani günahlar son derece artınca iner. Dünyayı uyarmak, eğer kendilerini ıslah etmeye yönelmezlerse Allah’ın dünyaya, mahvedici afetler verebileceğini anlatmak, her Ahmedinin büyük bir sorumluluğudur.

Huzur-i Enver şöyle dedi:  Görüyoruz ki, dünyada kendi hakkını almak için bir çok şeyler yapılıyor, ister bunun sonucunda karşı taraf ne kadar zarara uğrarsa uğrasın. Bir müminin  bu konudaki tavrı ne olmalıdır? Bir olayı anlattıktan sonra buyurdu ki, Dinin emri şudur: Herkes diğerinin hakkını versin ve bunu yerleştirmek için çaba sarfetsin. Barışın tanımı şudur ki, kendin için sevip hoşlandığın şeyi, başkası için de sev hoşlan. Böyle yaptığınız zaman birbirinizin haklarını da eda ediyor olacaksınız. Ve başkasının hakkını verdiğiniz zaman barış olacak. Ancak biz bunun fiili örneğini göstermedikçe dünyayı buna inandıramayız. Ne yazık ki bazen Kaza’ya öyle durumlar gelir ki kardeş, kardeşinin hakkını veya diğer yakınlarının hakkını gasp ediyor olur. Eğer biz buna dikkat edersek, bizim Kaza ile ilgili bir çok meselemiz hallolabilir. Hazreti İmam Hüseyin (ra) ve hazreti İmam Hasan (ra)  ile ilgili bir olayı anlattıktan sonra şöyle dedi: işte bu iyilikte ileri geçme ruhudur ki bizim de bunu içimizde yaratmamız gerekir.

Huzur-i Enver şöyle buyurdu: Bu sene yine seçim yılıdır ve cemaatte de seçimler yapılacaktır. Bu bakımdan da kendi düşüncelerinizi herkese karşı düzeltmeniz gerekir. Seçim için dua yapıldıktan itibaren her ilişkiyi, her yakınlığı bırakarak oy hakkınızı doğru bir şekilde kullanın. Ve ondan sonra her ne karar verilirse onu kabul edin. Hiçbir şekilde şahsileştirmeden kararınızı verin ve herkim seçilirse ona tam olarak yardım etmeniz gerekir. Hazreti Muslih Mevud (ra) buyurur ki, ister başkan olun ister görevli, sadece kendi altınızdakilere bağlı kalmayın, tersien kendiniz de direk olarak her işi izleyin ve bizzat o işe katılmaya çalışın. Çocukluğumuzda biz, Alaaddin’in lambası hikayesini dinlerdik. Bu bir farazi hikayedir ve lamba, metalden bir lamba değil, bilakis azim ve irade lambasıdır. Allah-u Teala’nın emirlerine göre davranıldığında ve O’ndan yardım isteyerek boyun eğildiğinde ne kadar büyük iş olursa olsun o, hemen oluverir.

Huzur-i Enver şöyle dedi: Dua nasıl yapılmalıdır? Hazreti Muslih Mevud (ra) buyurur ki, nasıl ki çocuk ağlamadıkça annenin göğüslerine süt gelmiyorsa aynı şekilde Allah-u Teala da rahmetini, kullarının O’nun huzurunda ağlaya sızlaya yalvarmasına bağlamıştır. Bu yüzden siz, son haddine kadar çaba sarfedin ve ondan sonra, ne kadar mümkün ise o kadar çok dua edin. Hazreti Muslih Mevud (ra) o zaman oruç tutmaya ve dua etmeye çağırmıştı. Birkaç yıl önce ben de cemaatin oruç tutması gerektiğini söylemiştim. Bazıları halen buna devam etmektedirler. Şimdi en azından kırk oruç, haftada bir mutlaka tutulsun. Yani kırk hafta oruç tutun, dualar edin, nafile namaz kılın ve sadaka verin. Çünkü bazı yerlerde cemaate şiddet ve zorluk gelmektedir. Biz Allah’ın huzurunda hıçkırarak ağlayınca Rabbimizin yardımı inşallah inecek ve yolumuzdaki engeller ve zorluklar gidecek. Huzur-i Enver, Cemaatin Pakistan’daki durumundan bahsederek duaya çağırdı.

Kaynak: Roznama Alfazl, 16 Şubat 2016

Print Friendly, PDF & Email

Önceki Yazı

05.02.2016 – Hak ve batıl

Sonraki Yazı

19.02.2016 – Muslih Mevud’un gaybi haberleri